Western filmlerinin tüm bilinen kalıplarını alt üst eden bir sinema olayı olacaktı.
Bu gün bile en iyi 250 filmin ilk on’u arasında sayılıyor. 1966 senesinin tüm özelliklerini taşıyordu.
Asiydi,
sıra dışı bir espri anlayışı vardı,
savaş karşıtı mesajlar içeriyordu,
ve ironik bir şekilde kanlıydı.
Amerikan tarzının onca yıl dokunmaya cesaret edemediği , İç savaşı ise adeta delik deşik etmişti.
Filmin kapitali gene oradan buradan toplamaydı ama bu sefer bütçe iyiydi yaklaşık 2 milyon dolar…
Mekan olarak yine İspanya seçilmişti, bir sürü İtalyan aktör vardı, çoğu İngilizce bilmiyordu. Set disiplini diye bir şey yoktu, ünlü oyuncu Eli Wallach , sürekli içtiği gazoz şişesinin yanına asit dolu bir şişe konduğu için az daha cızlamı çekiyordu. Bu da yetmemiş, filmin bir sahnesinde Wallach atın üstünde elleri bağlı olarak dururken birden bir silah sesi duyulmuştu, at ürkmüş ve koşmaya başlamıştı. Eli de üstünde, yaklaşık bir mil kadar(1600metre) koşan at kendiliğinden durmuştu, sadece dizlerini atın sağrısına sıkıca yapıştırarak hayatta kalmayı başaran Eli, İtalyan ekibe çabuk uyum sağlamıştı, hele yönetmen Sergio ile arasından su sızmıyordu, (Sergio, İngilizce, Eli ise İtalyanca bilmezdi her iki adam Fransızca anlaşıyordu.) Wallach’ın macerası burada bitmiyordu, ilerleyen sahnelerde Wallach, demiryolunun kenarında yatıyor, elinde kelepçe var onun bağlı olduğu zalim gardiyan da yanında, niyeti tren geçerken kelepçeyi koparsın .. gardiyan haliyle bir maket ama tren ve kelepçe gerçek, İtalyan ve 66 senesinin sinema anlayışı… geniş ekranda izlendiğinde açıkça görülüyor ki Eli Wallach yattığı yerden kafayı bir 10 cm yukarı kaldırsa kelle gidecek, çünkü eski moda trenin bütün aksamı tam ve tekerlek üstünde hiç de şakaya alınmayacak bir çıkıntı var, üstelik keskin mi keskin!!!
Bir Amerikan setinde hayal bile edilemeyecek bir kayıtsızlık vardı… Üstelik bu sefer Sergio Leona, baş aktör ile hiç anlaşamıyordu: Clint Eastwood….
Eastwood, ilk filminde yapayalnızdı,ikinci filminde iki kişi olmuşlardı (Lee Van Cleef ile )
Üçüncüsünde 3 kişi olacaklardı.
Clint, tüm filmde asık ve bıkkın suratlı bir karakterdi, hiç zorlanmamıştı çünkü filmin her sahnesi Sergio’nun bitmez talepleri doğrultusunda defalarca yeniden, yeniden çekiliyordu. Eastwood bir daha asla Leone ile iş yapmayacaktı. Yapmadı da…
Dedik ya, senaryo 66 yılının tüm çizgilerini taşıyordu. Kovboyların hepsi, at hırsızı kılıklıydı, Amerikan filmlerinin gıcır ütülü gömlekleri, parlak çizmeleri, yağız kısraklarından bu filmde eser bile yoktu. Adamlar alabildiğine kirliydi, saç sakal birbirine girmişti. Westernlerin değişmez sahnesi olan düello sahnesini Leone farklı bir teknikle çekiyordu. Filmin diyaloglarının arasına çokça ‘sosyal içerikli mesaj’ yerleştirilmişti.
Peki ya neye benzerdi bu 1966 ve neden film bu kadar çok ses getirmişti?
O da haftaya…