Hatırlamak ve bir daha böyle bir süreci asla yaşamamak adına 15 Temmuz tarihini çuvala sokmak istesek de bu asla unutturulmayacak gerçek yaşanmışlıktır. Gerçekler balçıkla sıvanamayacağı düsturu ile doğruları ve bunlara kalkışanları ibreti aleme göstermek ve sunmanın da bir görev olduğunu düşünüyorum. Darbeye kalkışanlar hükümetin üstüne basa basa söylediği 1982 anayasasından güç almaya çalışmıştır. Darbeye kalkışanların güç almaya çalıştığı konuların başında da 1982 anayasası geliyor. 1982 anayasasında kanun hükmünde kararname şeklinde değiştirilen maddelerin önemli bir bölümü günümüze uyarlanmaya başlayınca artık bu darbeye kalkışanların da köşeye sıkıştığının bir ifadesi olmuştur. Yoğun bir görüntü ve bilgi akışı kaynağı içerisinde yaşananları TV kumandasından elini ayırmadan izleyenler her şeyi tüm çıplaklığı ile görüyor, okuyor ve bilgi sahibi oluyor. Artık 1982 Darbe anayasasının da değişmesinin daha fazla geciktirilmemesi konusu daha iyi anlaşılmıştır.
Bilim ve iletişim çağının baş döndüren bu süratinde hiç kimse vatandaşlarımız için
-Nereye çekilirse oraya gelir’ anlayışını bir daha mırıldanması mümkün olmayacaktır. Tankın altına yatıp canını hiçe sayanlar, bir hain komutanın kurşunuyla ayağından vurulan gencimizin yaşadıkları nasıl unutturulur ? Nasıl unutulur ? Hele hele halkın seçtiği bir mahalle muhtarı hiç gözünü kırpmadan vuranlara nasıl sabır gösterilebilir ? Türk vatandaşının bugün yaşadığı ve gördüğü tüm bu görüntü ve okuduğu haberlere karşı sağ duyusunu korumasının yegane ve tek sebebi, artık adaletin ve adaleti işletenlerin tüm bunları yapanlara karşı adil cezalar ile üstesinden geleceğini bildiği, milli irade ile seçilmiş, görev yapan hükümetin başbakanı ve bakanlarına güvenmesinden kaynaklanmaktadır.
Milletimiz yaşanan bu süreçte sağ duyusunu korumuş, birileri tarafından içine çekilmek istenilen oyuna alet olmamıştır. Meydanlarda sabahlara kadar süren nöbetler bunun en güzel örneğidir. Tepkisini ve öfkesini medeni bir şekilde ortaya koyan millet dışarıdan yapılacak fitneliklere de aynı şekilde tepki göstereceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bu sağ duyu bu metaneti aşmaya çalışanlar duvara toslayacaktır.
Yanı başında ölen arkadaşının cansız bedenini kucaklayan bir irade, bunu yapanlara karşı ortaya koyması gereken daha büyük tepki ve şiddeti içinde bastırmış, ancak kimi fitneciler tarafından yapılan paylaşımlarda bu hainleri koruyan ve kollayan sosyal medya paylaşımların da
-Bu kadar da olur mu ? Bu da yapılır mı ? gibisinden mırıldanmalar ve görüş belirttiklerine şahit oluyoruz. Bu nasıl bir empati anlayışıdır, bu nasıl vatanı düşünüyor olmaktır.
Önceki gün dile getirdiğim ekonomi de ki güçlülük ve sağlam duruş tıkır tıkır 15 Temmuz öncesi gibi işlemektedir. Dev inşaat firmaları, dev markalar, odalar, konfederasyonlar, sendikalar ardı ardına sayfalar dolusu yaygın yazılı basına destek ilanları vermekte. Binlerce işçi çalıştıran, ülkemizin lokomotif markaları ve kalkınmanın anahtarı özel müteşebbisler çok iyi biliyorlardı ki 1980 12 Eylül darbesinde yaşananların canlı tanıklarıdır. Yani darbenin ne olup ne olmadığı konusunda tecrübelidirler. Hainlerin planı gerçekleşmiş olsaydı nasıl bir tablo ile karşılaşacaklarını çok iyi bilen iş dünyası milli iradeye tam destek veriyor, vermeye devam ediyor. Demokrasi herkes için. Bir grup azınlığın oluşturacağı bir yönetim kendi dünyalarına hizmet verecek ve bu milleti hiçe sayarak rahat ve lüks içinde yaşayacak, sadece kendilerini düşünerek geleceklerini garanti altına alacaklardı. Öyle ki nerelere atanacakları dahi önceden hazırlanmış, planı yapılmış hainlerin.
Ama konu vatan ve bayrak olunca hainlerin planını milli irade bozdu ve en büyük vatanseverin yine milletin kendisi olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Çanakkale de, Sakarya da düşmana karşı koyan bu milletin iradesidir, Mustafa Kemal Atatürk’ü de herkesten daha çok seven bu millet, ve bu milletin torunlarıdır. Atatürk’ün üzerinden angaje yapılmak istenen bir çok konu da milletin iradesinden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e olan sevgi ve saygısı elinden alınmaya çalışıldığı çok iyi bilinmektedir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Türk Milletinin Ata’sıdır. Bir Grup ve zümrenin sahip olmak istediği, sahiplenmeye çalıştığı anlayıştan çok çok daha büyük ve yücedir milletin Ata’sına olan sevgisi. Bu sevgi ile hiçbir düşünce milletin sevgisi ve bağlılığını yoklamaya çalışmasın. Vatan, bayrak, toprak, milli birlik ve beraberlik konusunda son 5 gün de ortaya koyulan duruşu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk eğer görmüş ve yaşamış olsaydı kendisine gösterilen sevgi ve saygı’nın inanıyorum ki o bir takım grup ve zümrelerin Yüce Türk Milletinin gölgesi dahi olamayacağı düşüncesinde olurdu.