Türkiye’nin gücü kültür yapısından gelir. Büyük Türkiye gücünü işte bu ruhtan ve Anadolu’nun hissiyatından almaktadır. Anadolu ruhu ne biter, ne azalır, ne de yok olur. Geçmişte bu duygu ve düşünce sadece yaşadığımız yöre ve bölgenin değerleriyle özdeş bir konu iken son 15 yıldır artık ülkenin tamamına bu anlayış hakim kılınmıştır. Bizim istediğimiz gibidir yani.
Yani Anadolu’ya ait oluşumuzun tezahürüdür bu sarılmalarımız ve dayanışma içinde olmamız.
Bugün hangi yerel yönetimin kültür ve sosyal faaliyetlerine bakarsanız bakın Anadolu insanı olmanın ruhu konuşulur, o anlayışın bizim kültür yapımızın bir değeri olduğu anlatılır ve ucu önce ilk adım şehri Samsun’a, ardından tamimlerin yayınlandığı Amasya, Erzurum ve Sivas’a uzanır. Sonrasında işte burası çok önemlidir ki Çanakkaleye dokunur.
Anadolu ruhunun en çok ortaya konulduğu ve
-İşte biz buyuz” dediğimiz bir savaştır Çanakkale.
Yerel yönetimler özellikle Çanakkale savaşlarının yerinde görülmesi, o atmosferin teneffüs edilmesi, ve dedelerimizin Türkiye’nin Anadolu’nun kurtuluşu için verdiği mücadelenin ayak bastıkları yerleri gezmemizi sağlanması ilkokul çağından beri hasretini çektiğimiz organizasyonlardı.
1972-73 yıllarında başlayan ilk okul eğitim günlerimde Çanakkale anlatıldı duruldu, üniversite de okuduk durduk, şehitler haftasında kutladık andık, ancak Çanakkaleyi ne yerinde yaşadık ne de o topraklara götürülme konusu düşünülmedi. Yani Hissedemik, dokunamadık…
Dokunmazsak, hissetmezsek nasıl yaşayabiliriz ki o günleri?
Bugün son 15 yıl da yerel yönetimlerde başlayan Çanakkale’yi ve Conk bayırını, kınalı ellerin şehit düştüğü yerlerin gezilip görülmesi organizasyonları Anadolu ruhunun canlanması, ayakta durduğunu ve varlığını hissettirmesi açısından çok çok önemli faaliyetlerdir.
Hatta bu konuda kitap bastıran, var olan önemli yazar ve şairlerin çalışmaları okul öğrencilerine dağıtımına kadar uzandığına şahit oluyoruz. Antalya’da Kepez Belediyesi bu konuda özellikle çocuklarımızın Çanakkale ve Anadolu ruhu ve sağ duyusunun önemi konusunda ki kararlılığı dikkat çekmektedir. Büyükşehir Belediyesi’nin Çanakkale organizasyonları ve diğer belediyelerimizin bu konuda duyarlılığı bizim kültür birliğimizi güçlendiren çabalardır.
Bu büyük duyarlılık Anadolu ruhunun ülkemizi ziyaret eden yabancı ülke vatandaşlarını da derinden etkilemektedir. Çanakkale ve sonrasında İnönü zaferi, Sakarya meydan muharebesi Büyük Taaruz, İzmir’de atılan son merminin ardından dayanışmanın ve paylaşmanın büyük mirası bırakılmıştır. Bu miras’a sahip çıktığımızı her fırsatta gösteriyor Büyük Türkiye’nin emin adımlarla gücünü hissettirerek yoluna devam etmesinin önünü açıyor . Anadolu insanının bugün ruhu, duygusu, inancı, hissiyatı önce Çanakkaleden geçiyor. Ne güzel ne güzel…
Bir garip savaştı Çanakkale savaşı
kızıştıkça kızgınlığı dindiren
ara verildikçe ateşe
düşmanı kardeşe
döndüren bir savaştı.
Kıyasıya bir savaştı
ama saygı üreten bir savaş
yaklaştıkça birbirine
karşılıklı siperler
gönüller de yakınlaştı
düştükçe vurusanlar toprağa
dostlar gibi kaynaştı.
Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in Çanakkale şiirinden alıntı