Dört bir yandan ülkenin kalkınması ve Avrupa nezdinde ayağa kalkıp koşmaya başlamasıyla birlikte Türkiye’de ki değişim hantal yapıdan beslenen hortumcuların elbette ki iştahını kaçırdı. Banka kurup batıranlar, ihaleler ile kanlananlar, dış güçlerin dediğini yaparak koltuklarını koruyanlar bu durumdan rahatsız. Eğer ki bugün son 13 yıldır AK Parti iktidarı ile yakalanmış bir değişim rüzgarının hızının kesilmesi 1980 öncesi ve 2001 öncesine dönüşün tanımı olacaktır. Yani İflaslar, kuyruklar, faizlerden beslenenler, parasına para katanlar, tasını tarağını toplayıp Türkiye yi terk eden yabancı yatırımcılar artacak. Spekülatörler akrep gibi bekliyor. Çalışmadan yorulmadan parasına para katabilmek için gün sayanlar… Ancak bu zihniyettekiler avuçlarını yalayacaktır.
Belki bu kelimeyi böyle söylemek çok kolay ancak, biz o zor yılları gördük ve geçirdik. Evini kaybeden, işini kaybeden, banka da parasını kaptıran, alacağını tahsil edemeyen… Tüm bunların yanında ülkenin kendini yönettiği durumun değiştirilmesini isteyenler… İMF’nin kapıda beklemesinden rahatsız olmayanlar Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olanlardır. Çünkü bu zihniyettekilerin Türkiye’nin düşeceği durum hiç önemli değildir. Önemli olan ülkeyi yönetenler gitsin, biz gelelim mantalitesinde olanlar iç karışıklık çıkartıp beceriksizlik fotoğrafı çekerek vatandaş da algı operasyonu oluşturmak isteyenler son çırpınışlarındadır.
Ancak vatandaş artık gerçekleri gördü. Kimin kiminle dirsek temasında, kim neyi istiyor, kimin ülkeyi yönetip yönetemeyeceğini gayet iyi biliyor. Akıl karıştırmak isteyenlerin çabaları nafiledir. Vatandaş az önce dile getirdiğim yıllarda ki çöküntü yıllarına dönmek istememektedir. Üretici tarlada ki ürünün toplanıp satılmasında, çiftçi alın terinin karşılığını zamanında ödenmesinde, memur ay sonun da maaşının yaşam standartlarına yaklaşan ücretinin sürekliliğinde, evlenecekler düğün, okula yeni başlayacaklar da çanta, defter, silgi heyecanını kaybetmek istememektedir.
Ülkenin son 50 yıldır duyduğu heyecanın önünü kesmek isteyenler ‘Hep Bana’ anlayışında ve planı, programı olmayıp sürekli siyaset yaparak muhalefet de kalmak isteyenlerin anlayışıdır. Eğer ki; 13 yıl ortaya koyulan yükseliş performansı farklı farklı savaş ortamları yaratılarak durdurulmak istenirse ve buna da vatandaş göz yumarsa Ne borsa kalır, ne dövizde ki yükselişin önü kesilir, ne de heyecanla devam eden ve adeta bu güne kadar işleyişinde bir kusur olmamış hizmet çarkının işlemesi sürdürülür.
Eğer ki; Vatandaş istikrar ve hizmet devamlılığını istiyorsa kararlılığını ve sağ duyusunu bir kez daha sandığa yansıtacak ve hizmetler kaldığı yerden aksamadan devam edecek. Türkiye’nin kaderi ve geleceği 2 ay sonra nasıl olması gerektiği şeklinde ortaya çıkacak. Vakit çok azaldı ve bir an önce istikrara dönüş ve hizmetlerin devam etmesi için seçimlerin yapılmasını vatandaş da beklemektedir. Ancak hainler ve dış mihraklar seçim gününe kadar boş durmayacak. Ancak bu zihniyettekilerin unuttuğu bir şey var Türkiye tek vücut olmuş, ülkenin karanlığa sürüklenmesine asla izin vermeyecektir.