Bu gün hangimiz yemekten sonra içtiğimiz kahveye fal baktırmak için yanımızdaki kişilerin yüzüne bakmıyoruz ki! Acaba birileri çıkarda hadi kapat fincanında bir falına bakayım der mi diye bakar dururuz. Her nedense toplum olarak fala çok inanan bir milletiz. İnanmasak ta yinede falcı veya fala bakan benim için ne diyeek diye merakımızdan yinede baktırırız.
Fala inanmayın fakat falsızda kalmayın..! demiş atalarımız.
Bu sözü duymayanınızın olduğunu sanmıyorum.
Peki hiç düşündünüz mü nasıl oluyor da oluyor..?
Herkes yaşamındaki kimi dönemleri merak eder.
O dönemler özel dönemlerdir.
Acaba o dönemlerde neler olacaktır? Gelecek öğrenile bilinir mi? Buna imkan var mı? Diye umut ederiz.
Fallar çok çeşitlidir.
Dünyada kullanılan yada bilinen fal sayısı binden fazladır desek abartmış olmayız.
Her Şeye rağmen gelecek yinede belli ortamlar ve metotlar içinde görülebilir.
Falların hepsinde amaç hep aynıdır.
Geleceğin görülmesine çalışılır.
İnsan oğlu böyle bir şeyin olmayacağını da çok iyi bildiği halde yinede faldan geri kalmaz.
Bunların bazıları üst düzeyde bilgi gerektiren mistik ya da akült yöntemlerdir.
Daha da ötesi doğuştan gelen kimi algılama yöntemleridir.
İnsanoğlu var oluşundan bu yana gelecek hakkında çeşitli öngörülerde bulunmak ve önceden öğrenmek dürtüsünü yenememiştir.
Bu güçlü dürtüyle birlikte geleceği tahmin yöntem ve araçlarını içeren fallar (kehanet sanatları) ve bu falların uygulanmasından elde edilen kehanet doğmuştur.
Günümüzde falların çağa ayak uydurması sağlanarak, birer kehanet aracı olmaktan çok kişinin kendisini, içinde bulunduğu durumu ve bilinçaltının mesajlarını elde etme yolunda kullanılır hale getirilmişlerdir.
Kehanet, akılsal ve sezgisel olmak üzere başlıca 2 bölüme ayrılabilir.
Akılsal kehanet yöntemleri arasında Astroloji (bir fal değildir), Tarot (kartomansi), I-Ching, El Falı (şiromansi), nümeroloji, Kahve Falı, Domino Falı, Zar Falı, yazıyı inceleme (grafoloji) ya da yüz hatlarını inceleme (fizyonomansi) olarak sayılabilir.
Sezgisel olanlar asıl kehanetleri teşkil ederler.
Bunlar duygu olarak, fikir ve zihni aniden aydınlatan önceden biliş (prekognisyon) şeklinde ifade edilmektedir.
Bu bir medyumluk türüdür ve burada herhangi bir biçimde aklı kullanma ve mantık yürütme söz konusu değildir.
Bu gibi kehanetlerden bazıları akla ters düştüğü için zihin tarafından reddedilse bile yine de gerçekleşmektedir.
Atalarımız ne demiş fala inanma ama falsızda kalma.
Bu günlük bu kadar…
Hoşça kalın…