Rahmetli Babamın bir sözü vardı. “İstenmeyen Yerden Kar Bekleme, İstenilen Yerden Ar Eyleme”… Tercih edilmediğiniz de bunu aşırı bir şekilde zorlamanın bir anlamı yok. Kazanç ve kazanım durumu nasiple alakalıdır. Her şeyde olduğu gibi siyaset koşuşturmasında da kazançlar ve kazanımlar ‘Nasip’ten gelir. Nasibiniz varsa Allah Yürü Kulum’ der. Nasibiniz yoksa da bittiğinin ve buraya kadar olduğunu algılama erdemliğinde duruş göstermeli insan.
‘Hırs, ihtiras, daha çok benim olsun. Daha çok, daha çok bana” derseniz o zaman bittiğinizin ve değişim zamanının geldiğinin bir fotoğrafıdır.
İstemek başarmanın da yarısıdır. Ancak çoğu zaman istemek de yeterli gelmemekte. Nasip de bu yürüyüşün en önemli unsurudur. Nasibinin kesildiğini, azaldığını, yavaş yavaş tükendiğini bi şekilde hisseder insan. O zaman hata yapmadan doğru yolda yürümeli.
Küçük hırslar, hesaplar, hesaplaşmalar, yön değiştirmeler sonucu ucuzlamak ‘İnsanın Parasıyla Rezil’ olmakla eş değerdir.
Geçmişte birbirleri hakkında söylemediklerini bırakmayanlar bugün bu çiğleşmiş siyaset ormanın da çiçek toplamaya çıkmışlar. Çıkar ilişkisiyle yan yana gelen siyaset argümanları çıkar çatışması içerisine girdiğinde işte o zaman ‘Sonun Başlangıcı’ filmin içinde bulur kendini.
Vakit geç olmuştur. Ne nasihatin, ne de sonradan konuşmanın geçmişi geri getirmeyeceği gayet iyi bilinmektedir.
Yılların siyasetçisi Hasan Şeker’in yaptığı da böyle bir şey işte. Siyaseti bileceksin, binlerce insanı yönetecek ve başkan olacaksın, ardından bir değişim yaşayacak sonra bu değişimden menfaat bulamadığın için orayı da terk edeceksin. Sonra… Sonrası malum. Kendi kendini bitirme ve yok etme ve kendi altına bomba koyarak imha etme hali. Hasan Şekerden; Bir mesaj,
-Siyaseti noktaladım…
Ne acı, ne beter bir durumdur bu. Hatırlayın bir biriyle kürsülerden atıf da bulunan Ecevit, Erbakan, Türkeş cenazelerinde o atıfları yapan tüm Başbakanlar kaybedilenin ardından cenazede hazır bulunmuştu. Neden?
Çünkü siyasetçi kolay yetişmiyor. Bir ağaca benzer siyaset ve siyasetçi. Büyüdükçe dallanır ve köklenir. Daha fidan olmuşken gençliğe ve olgunluğa adım atacakken sen yapraklarını dök, meyve verme, köklerin kurusun diye dibine zehir dök.
Ben Hasan Şeker’i örnek verdim. Varın siz kimin sağında solunda bugün çıkar uğruna kimler oturmaya başladığını gayet iyi biliyorsunuzdur.
En güzeli de memleket için, hizmet için, yalansız, riyakarsız tek bir çivi çakabilmek için bu yola baş koymuş duruşu güzel insanların hangi partiden olursa olsun yola çıkışlarını görmemizdir.
Her şey Antalya için, her şey Türkiye için, her şey daha güzel yaşanabilir bir memleket içindir… Satanlara, kıyanlara, hıyanet içindekilere de Allah akıl izan versin…