15 Temmuz 2016 tarihinin bir rüya olduğuna inanmak istediğimiz gündür. 1980 12 Eylül darbesi ve öncesinde ki darbelerin dedelerimize, anne ve babalarımıza en sonun da da bize neler yaşattığının yakın tanıkları olarak 15 Temmuz darbe kalkışımın da ülke olarak ortaya koyduğumuz tepki ve tavır geçmişte yaşatılan acıların ve yanlışlara karşı bir ifadedir. Sorgusuz sualsiz evlere yapılan baskınlarda, amcalarımızın, dayılarımızın, dostların ve büyüklerimizin alınıp götürüldüğüne tanıklık ettik. Kimin mahkemesi, hangi yasanın uygulanışı, kime göre kanun ? Ne adaletten söz edebiliyorsunuz, ne de hakkınızı arayabiliyorsunuz.
Kurulan düzmece mahkemeler de haksız yere cezaların verilmesi sonrasında yıllarınız cezaevinde geçiyor. Sonra da yarım bir beden olarak salıveriyorlar sizi. Bunları gördük . Dayılarımızın, amcalarımızın mahallenin en bıçkın delikanlı ağabeylerine yapılanların tanığı olduk. Sandılar ki o dönem sindirilen ve sindirilmiş bir nesil oluşturuldu. Unuttukları bir şey vardı tüm bunları yaşayanlar tam 30 yıl kesintisiz sağında solunda, önünde arkasında evinde çoluğuna çocuğuna Darbelerin ve Yapılan bu ihanetin nelere mal olduğu ve bu hareketin kime ne fayda sağlayacağı, kimin mağdur olacağı anlatıldı. Günlerce anlatıldı, aylarca anlatıldı, yıllarca belleklere kazıldı bu darbe ve cuntacıların yaptıkları.
İşte küçüğünden büyüğüne sokağa çıkılmasının, tankların üzerinde, silahların ve namlunun önünde durulmasının en baş etkeni budur. Demokrasinin benimsenmesinin, Cumhuriyete ve ülkemize sahip çıkılmasının rotası kare kare nasıl kucaklanması gerektiği yıllarca ifade edilmiştir.
Ne balık hafızalıyız, ne de önceki darbelerde ki sus pus ülke vatandaşı.
Ülke olarak bağımsızlığını daima elinde tutmuş ve sahip olduğu yegane bu duygunun ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilen vatandaşlarız.
Çoluk çocuk işte bundan dolayıdır ki ilk günden itibaren bu cuntacı katil, hain ve ihanet çarkı içine girmiş olanların karşısına dimdik durabilmişizdir. Sahip olduğumuz tek değerimiz vardır o da “iman ve cesarettir”.
Hükümetin aldığı önlemler, uygulamaya girmiş olan OHAL kanunu ve adı karışmış ihanet şebekesi ile kol kola yürümüş olanlar elbette ki hak ettikleri cezayı çekecektir. Ülkesini satan vatan hainleri yaptıkları yayınlar, yazdıkları yorumlar, attıkları başlıklarla Türk Milletini kandıramamıştır. Bugün meydanların hınca hınç dolu olmasının nedeni milletini, bayrağını ve toprağını sevenlerle doludur.
Bu ülkeyi bir zümreye, bir gruba, ihanet şebekesine teslim edecek kadar asla aciz değiliz. Demokrasi kendi kendini yönetme anlayışının içinde en yüce sahip olduğumuz bağımsızlığımızın ifadesidir. Ne demokrasiden vazgeçeriz, ne bayrağımızdan, ne toprağımızdan ne de yönetim şeklimizden. Daha düne kadar Ülkenin Eksenini Kaydırıyorlar diye algı yapan, hurafe yazılar ve beyanlarla milletin aklını karıştırmak isteyenlerin maşaları Lağım Çukurlarından, dolapların içinden, çadırlarda don atlet toplanıyor. Bu zihniyetin kökü kazılana kadar yürütülen çalışmaları vatandaş ve millet desteklemektedir. Meydanlarda Demokrasi Nöbetini devam ettirişimizin 13.gününü de geride bıraktık. İhanet şebekesi ve bu çarkın içinde son bir umut çırpınış çabası içinde bulunanlara güçlü irademizi ve kararlılığımızı göstermeye ve sergilemeye devam etmeliyiz. Ülkemizin yönetim mekanizmalarında ki yürütücüler hoşgörü ve iyi niyetle yaklaştığı tüm konulara artık kurallar ve yeni uygulamalar ile yaklaşmaktadır. Milletimizin bu çalışmaları sonuna kadar desteklemektedir. İhanete kalkışmak isteyenler meydanlarda ki bu güçlü duruşun duvarını aşamayacağını görmesi millet olarak gücümüzü hainlere bir kez daha gösterilmektedir. Ülkeni seviyorsan Nöbete Devam !