Amerika (Holivut) Japonlara nasıl bakıyor serimiz devam ediyor...
Gung Ho, Çince de ‘Ahenkli beraberlik’ anlamında kullanılan bir deyim. Ama dünya bu deyimi yine bir Holivut yapımı sayesinde duyacaktı.
1943 senesinde Amerika savaşın gidişini değiştirmekteydi, İmparatorluk Japonya’sı, Nazi Almanya’sı, ve Faşist İtalya savaşı kaybedeceklerdi. Bu kesindi.
Amerika savaş sonrası ortaklarını düşünüyordu. Çin, Uzak Doğuda büyük bir güç haline gelmekteydi. Tamam Mao ve Komünist rejim oraya hakim olacak gibiydi, ama Stalin denen haydut, ancak bir başka Asyalı kuvvet tarafından dengelenebilirdi.
Bu da Çin’den başkası değildi….
İşte Amerikan elitleri bunun alt yapısını ta, 1943 senesinden yapmaya başlamışlardı. Gung Ho adlı film de bu çabanın bir ürünü olacaktı.
Filmin konusu gerçek bir olayı ve onun baş kahramanını ele alıyordu. Senaryoya göre seçkin bir Amerikan Deniz Piyadesi birliği Japonların işgal ettiği bir adaya saldıracaklar, ve orayı iyice tahrip ettikten sonra da geri çekileceklerdi.
Buraya kadar bilindik bir konuydu, ama satır aralarında saklanmış ‘bir başka mesaj’ filmin fonunda yer alacak ve deyim yerinde ise Çin’e bir mesaj yollanacaktı.
Ülke de ki sağ politikacılar=Cumhuriyetçiler, öyle kül yutar tayfasından değildi, uyanık olmak gerekiyordu. Senaryo öyle işlenmeliydi ki, kimse durduk yerde kıllanmasındı.
Filmin adı Çince olacaktı ama deyimin kaynağı itina ile saklanacaktı. Gelenekçi subayların da tepkisi söz konusuydu, onlara da iyi bir bahane bulmak gerekecekti.
Onun içindir ki filmin içine bolca kahramanlık hikayeleri serpiştirilecek, Amerikan bayrağı falan, öne çıkarılacaktı.
Peki neden bunca emek veriliyordu bu işe? Meseleyi anlamak için olayın gerçek hali neydi ? O akını yöneten subay kimdi ? Bir bakalım…
Makin adaları akını diye bilinen baskın, ABD silahlı kuvvetlerinin 1942 de gerçekleştirdikleri bir askeri operasyondu.
O günlerde Amerika henüz Japonlara kati darbeyi burabilmiş değildi, halkın bir zafer beklentisi vardı Ordu da aynı beklenti içindeydi. Japonlara vurabilmek için biraz dikkatlerini başka yere çekmek gerekecekti. Amerikalıların asıl hedefi Solomon adalarıydı, tam olarak savaş tarihine Guadal Kanal diye geçen adalar grubuydu.
Amerikan ordusunda ki cephe subayları böyle bir akını klasik düzeni olan birliklerin yapamayacağını savunuyordu. Özel olarak yetişmiş bir gerilla bölüğü gerekliydi. Komutanı özel , keza eğitimleri bilinen metotların dışında olmalıydı. Başkan Roosevelt, bu tür yeni oluşumları ve fikirleri severdi, ama klasik kafalı ‘Paşalar’ bu işten hiç hoşnut olamamışlardı.
Şöyle-böyle korunan ve aslında ne stratejik ne de taktiksel değeri pek de ahım-şahım olmayan bir hedef seçilmeli ve orası vurulmalıydı. Kim bilir belki de Japonların dikkatini gerçekten de dağıtabilirlerdi.
Haftaya: Akın!