Geçen hafta seçim heyecanı falan derken yazıyı bir hafta atlattık… Seçim sonuçları hayırlı olsun diyerek devam ediyoruz; Geçen yazımızda Batı ve Holivut’un Türkiye’ye ve Türk insanına bakışını incelemeye devam etmiştik, sırada ki film, ‘Rusya’dan sevgilerle’ adlı bir James Bond macerasıydı, filmin bir kısmı İstanbul da çekiliyordu, 1963 senesinin İstanbul’unu görmek için iyi bir fırsattı…
Cumhuriyet aristokratları nedense bu filmin Türkiye de oynatılmasına izin vermişlerdi…
Ama biz yine bu yazı dizisinde her zaman yaptığımız gibi 1963 nasıl bir seneydi ona da bakalım :
Ülkemizde hala 1,5 milyon Trahom hastası vardı,
Gündemin önemli maddeleri nerede ise bu gün ile aynıydı, Kürt meselesi kaşınıyordu( Bir grup Kürt aydını tutuklanmıştı suçları ise enteresandı hem Komünist , hem milliyetçi olmaktı adli teşkilat ayrı, ayrı suç yaratmak için pek uğraşmamıştı..)
Kıbrıs sorunluydu (Makarios idaresi zaten zorla kabul ettiği Kıbrıs anayasasını değiştirmek istiyordu, ada da ki Türkler karşı çıkıyorlardı Ankara ortada kalmıştı..)
O günlerde ki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu ile görüşmeler sonuç vermiyordu, subaylar bir kez daha darbe teşebbüsünde bulunmuşlardı, İsmet İnönü hükümeti zaaf içinde bir koalisyondan ibaretti her gün çatlıyor sonra ‘istikrar’ adına tekrar onarılıyordu.
Türkiye ilk kez bir medeniyet felaketini yaşamıştı: Ankara üstünde uçan iki uçak çarpışmış ,Ulus semti üzerine yağan benzin yangına sebep olmuş ve 100 kişi ölmüştü.
O günlerde adını bile anmanın katiyetle yasak olduğu büyük Türk şairi Nazım Hikmet ölmüştü, Türk toplumunun dalga geçerek baktığı ilk çevreci Manisa Tarzanı da hayatını kaybeden değerlerden biriydi.
O günler de dünyaca ünlü iki kadın ülkeyi ziyaret etmişti, Jackie Kennedy ve eski İran kraliçesi Süreyya…
Yerel seçimlerde Adalet partisi zafer kazanmıştı, erken genel seçim için ülkeyi zorluyorlardı.
Bir müddet sonra zaten bir hayalet halini almış İnönü koalisyonu dağılacaktı.
Ama asıl dünya kaynıyordu hem de nasıl kaynıyordu..
Fransa, İngiltere’nin bir Avrupa devleti olmadığını ileri sürerek AET ye girmesine karşı çıkıyordu.
(Ki o İngiltere her iki savaşta Avrupa özgürlüğüne kavuşsun diye on binlerce evladını Avrupa topraklarında şehit vermişti!)
30 Afrika ülkesi, Afrika Birliği diye bir şey kurmuşlardı.. hiçbir zaman ,hiçbir işe yaramayacaktı..
Başkan Kennedy, Berlin ziyaretinde çok önemli mesajlar vermişti, ama yalnız ‘Ben bir Berlinliyim’ sözü hatırlanacaktı(Unutmadan , ‘Berlinli’ aynı zamanda meşhur bir Alman çöreğinin de adıdır.)
Başkan Kasım ayında hala çözülemeyen bir suikastta öldürülecekti….
En son okuduğu roman ise ‘Rusya’dan sevgilerle’ idi…