Her devrin adamı olmak her insanın yapabileceği bir iş değil, fakat bazıları bunu nasıl beceriyor bunu da anlamak mümkün değil. Gidene ağam gelene paşam deyip peşinde koşmak yalakalık yapmağa halk arasında bunlara şakşakçı denir. Bu şakşakçılarda kendilerini çok iyi bilirler tarif etmeye de gerek yok.
Muhteşem bir vecize ile söze başlamak isterim. Her devrin bir adamı, her adamın bir devri, bir de her devrin adamı vardır.
Her dönemin adamı olmak, biraz da adam olmamaktır aslında.
Çünkü döneme göre kendine “ayar vermek”, kişisel kimliğinden bir şeyler kaybetmek anlamına gelir.
Verilen tavizlerde, insanın kendi etrafına çizdiği bir kavanoz gibidir.
Günler ilerledikçe boğar insanı, nefes aldırmaz duruma getirir.
Bu nedenle tavizler, insanoğlunun kendine attığı en büyük kazıktır bu dönemin, devrin adamı olmak.
Bazen para derdi ile tavizler verebiliyoruz, söylendiğinizi hisseder gibi oluyorum. Kendimiz olarak ekmeğimizi kazanamaz mıyız acaba. 5 kuruşluk malı, 100 kuruşa satmaya çalışan ve malı olduğundan daha ötede gösteren, sahtekar satıcıdan ne farkımız kalır ki böyle?
Kişisel taviz derken, bazen susmak değil, olduğun gibi olmamaktan bahsediyorum. İnsan diğer manada kendinin pazarlayıcısıdır. Ama dürüst satıcı olmak yönünde herhangi bir engel olmadığını düşünüyorum.
Eğer sorun varsa bu sadece fikir ve düşüncelerimizden kaynaklanmaktadır.
Zengin olma yada para kaygısı, kariyer sorunları, ekonomik para hırsları bizi bu yola itiyor olabilir.
Karşısındaki kişiden iş ve gündemde kalmak ve pastadan payını almak gibi düşüncelere sahip olan kişilere de bana göre iki yüzlülük deniz.
Ancak bir ömür boyu kazandığımız her şeyin bir an da yok olacağını unutmayın.
Klasik laftır; “kefenin cebi yok”. Bunu zengin olan ve çok güçlü olan tanıdığıma söylediğimde bana şu cevabı vermişti; “ama çocuklarımın cüzdanın var”. Malında, mülkünde sahibi bellidir.
Ne biz, ne de çocuklarımız. Bize ait olmayan bir şey için karakter yalancısı veya yalaka olmamalıyız.
Şimdi hangi insana bir şey sorsam şu cevabı verir; “bir dairem, bir de küçük arabam olsun yeter”.
Yetmez işte. İkinci evi, hatta ikinci arabayı da isteyeceksin.
Bir mağara dolusu para olsa, bir mağara daha isteyeceksin.
Bunları elde etmek içinde, yalaka olacaksın.
Adamlara yalaka olup göründüğün gibi olmayacaksın.
Yalanlara dolup taşıp, coşkun bir boş yalakalık gibi çağlayacaksın.
Kazandıklarına ümit bağlayacaksın, her şeyini maldan yana tutacaksın.
Kaybettiklerini hazmedemeyecek daha fazla para kazanmak için her gün gözünü açtığında kendini hırslandıracaksın.
Bugün ne elde edersen et en fazla bir asır ölene kadar hissedeceğin her şey için kendin olmaktan vazgeçeceksin.
Yalaka olacaksın.
Etme! Dünü yarına arasında bugün var.
Bizi bugün var eden, dün yaşadıklarımızdır. Dünü unutmamalı ve bugünü yarına selametle bağlamalıyız. Tabi yalakalıktan fırsat bulabilirsen.
Kendimiz olmaktan vazgeçersek, herkes oluruz…
Kendinizden vazgeçmeyin yalaka olmayın.
Hoşça kalın…