Bu vahşet bitmez !
Yayınlanma :
03.12.2021 00:02
Güncelleme
: 03.12.2021 00:02
Kadına şiddet, kadın cinayetleri içerikli bir şeyler yazmak istedim, sonra geçmişte yazdığım onlarca yazı geldi aklıma. Öyle ya, senelerdir boş teneke misali biz çalıp biz dinliyoruz. Bir sonuca ulaşamıyoruz. Hiç ama hiçbir şey değişmiyor. Vazgeçtim yeni bir şeyler yazmaktan. Eski bir yazımı, çok değil 2 yıl öncesine ait aşağıdaki bir yazımı affınıza sığınarak koymayı tercih ettim. Yazı 2 yıl önce yazıldı ama siz sanki bugün yazılmış gibi okuyun. Zaten okuduğunuzda rakamlar dışında değişen bir şey olmadığını göreceksiniz…
***
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya göre 2019'un ilk 11 ayında toplam 318 kadın cinayete kurban gitmiş. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre ise aynı dönemde öldürülen kadın sayısı 402…
Hadi biz devletin resmi rakamlarına yani Bakan Soylu’nun söylediğine itibar edelim. 11 ayda 318 kadın… Neredeyse her güne bir kadın cinayeti düşüyor.
Korkunç bir istatistik…
Üstelik Bakan Soylu’nun dediğine göre kadına yönelik aile içi şiddet olaylarının yüzde 80'i ‘hiç bildirilmiyor’…
Cinayetlerin önemli bir bölümü de bu ‘bildirilmeyen’ grubundan. Yani aile baskısı, çevresel etkenler, gelenek görenek vs. gibi birtakım etkenler nedeniyle gördüğü şiddeti herkesten gizleyen kadınların önemli bir bölümü öldürülmüş…
İçişleri Bakanı Soylu, “Kadına şiddeti, aile içi şiddeti asla kabul etmeyeceğiz” diyor. Bunu her cinayet veya şiddet olayı sonrası bütün toplum da yüksek sesle söylüyor ancak değişen bir şey yok. Sadece söylemler, bu toplumsal sorunun çözümü için yeterli değil.
Daha radikal tedbirlerin alınması şart.
Öncelikle kolluk kuvvetlerinin, adli mercilerin şiddet şikayetlerine karşı daha hassas ve dikkatli davranmaları sağlanmalı. Örneğini çok gördük/görüyoruz. Kadın defalarca karakola, adli makamlara başvuruyor. ‘Kocam beni öldürecek, no’lur kurtarın’ diyor. Polis genellikle tarafların arasını bulma gayretinde. ‘Karı-koca arasında olur böyle şeyler’ mealinden sözlerle ara bulmaya çalışıyor. İyi niyetlerle yapılmış olsa da cinayetlerde en önemli etkenlerden birisinin bu yaklaşım olduğunu görüyoruz.
Keza adli mercilerde de benzer yaklaşımlar söz konusu.
Şiddete yönelik şikayetlerde verilen ‘uzaklaştırma’ cezasının hiç ama hiçbir caydırıcılığı olmadığı net bir şekilde ortada. Şahit olduğumuz birçok cinayetin faili, uzaklaştırma verilmiş eşler. Adam uzaklaştırma cezasını alarak çıktığı adliyeden direkt eve dönüyor ve yapacağını yapıyor. Bu tedbirin bir işe yaramadığını gören çoğu kadın, (nasılsa işe yaramayacak diye) eşinin öfkesini daha da kabartmamak adına sessiz kalmayı tercih ediyor.
İçişleri Bakanı Soylu, bu yıl öldürülen 318 kadının sadece 19’una ait tedbir kararı olduğuna dikkat çekiyor. Yani öldürülenlerin çoğu karakola, adliyeye filan başvurmamış.
Niye? İşte yukarıda sıraladığımız nedenlerden. Soylu, bununla ilgili çalışmaların yürütüldüğünü şikayet ve başvuru mekanizmalarının daha etkin ve daha hızlı işlemesi için tedbirler geliştirildiğini belirtiyor. Ayrıca 250 bin kolluk personelinin aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele eğitimi alması yönünde planlama yaptıklarını da...
Bunlar olumlu ve yapılması gereken şeyler elbet. Ancak dediğim gibi, bu tedbirlerin sonuç vermesi için önce bakış açısının değişmesi şart. ‘Karı-koca arasında olur. Her evde olur’ misali geleneksel yaklaşımların, babacan tavırların bir tarafa bırakılması lazım. Uzaklaştırma verilen şahısların gözetim altında tutulması, elektronik kelepçe veya başka yöntemlerle sürekli izlenmesi lazım. Bunlar yapılırken de gelenekçi toplumun eğitilmesi lazım.
Aksi halde ne şiddet biter, ne cinayetler…
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: