Son zamanlarda hiç hastanelere, daha doğrusu hastane önlerinde, yanlarında veya içlerindeki kantinlere yolunuz düştü mü ?
Hiç buralardan alışveriş yaptınız mı ?
Geçen hafta oğlum rahatsızlandı ve yaklaşık 1 hafta Atatürk Devlet Hastanesi’nde misafir olduk. Hastanede gördüklerimiz, yaşadıklarımız ayrı bir yazı konusu olsun ben bugün sizlere hastanenin kantinlerinden bahsedeyim biraz.
Malum bu tür yerler, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği doğrultusunda işletmeye verilir. Söz konusu yönetmelikte, büfe, kantin ve çay ocağının kiralanmasında önceliğin çalışılan yerin huzur, güvenlik, gizlilik, sağlık, temizlik gibi hususlara dikkat çekildiği gibi bu yerlerde yüksek getiri ve kârlılıktan ziyade, kurum ve kuruluşların sayılan hassasiyetlerine dikkat edilmesi yani, kurumun huzuru, güvenliği, gizliliği, temizliği gibi kriterlere öncelik verilmesi öngörülmüştür. Ancak uygulamada durum hiç de böyle değil. Nitekim Sağlık Bakanlığı’na ülkenin dört bir yanından bilhassa devlet hastanelerindeki bu işletmelerden şikayet yağıyor. Şikayetlerin temelinde ‘fahiş fiyatlar’ var. Yani hastane büfe ve kantinleri resmen el yakıyor. Ne alırsanız alın, piyasadakinin en az iki katı fiyata alabiliyorsunuz. Yatan hastanız varsa ve refakatçi iseniz özellikle geceleri başka bir seçeneğiniz yok. Kağıt bardakta bir çay, kaşarlı bir tost yiyeyim deyin 50 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor.
Malum, devlet hastaneleri genellikle dar gelirli insanların yoğunlukta olduğu sağlık kuruluşları. Dolayısıyla zaten geçinmekte güçlük çeken insanlara bir de bu büfe ve kantinlerdeki fahiş fiyatlar dayatılıyor. Denetleyen, hesap soran olmayınca da bu işletmeler istedikleri gibi at koşturuyor…
Aslında Sağlık Bakanlığı’nın vatandaşların büyük tepkilerine yolaçan yüksek fiyatlarla ilgili tüm valiliklere gönderdiği bir genelge de var. Büfe, kantin ve çay ocağının kiralanmasında önceliğin çalışılan yerin huzur, güvenlik, gizlilik, sağlık, temizlik gibi hususların olduğunun vurgulandığı genelgede, "Bu yerlerin kiralama yoluyla işletmeye verilmesinde, yüksek getiri ve kârlılıktan ziyade, kurum ve kuruluşlarımızın özelliklerinin dikkate alınarak, kurumun huzuru, güvenliği, gizliliği, temizliği gibi kriterlere öncelik verilmesi öngörülmüştür. Ancak bu gibi yerlerde 'kurumun huzuru, güvenliği, gizliliği, temizliği' gibi kriterlerden ziyade, daha çok kârlılık ve yüksek getirinin ağırlık kazandığı tespit edilmiştir. Kiralanan ticarî alanlardan mal ve hizmet temin edecek vatandaşlarımızın mağduriyetine de sebebiyet verilmemesi bakımından, piyasa rayicinin üzerinde ve fahiş fiyatla mal ve hizmet satılmasının önüne geçilmesi maksadı ile ihale şartnamelerine gereken hükümlerin konulması gerekmektedir” deniyor.
Genelgede ayrıca, hastane başhekimlerince büfe, kantin ve çay ocağında satılan ürünlerin kalite ve satış fiyatlarının bizzat denetlenmesi istenirken, "Hastanenin hizmet verdiği yerleşim mahallindeki rayiç birim fiyatlar emsal alınarak daha uygun fiyatlarda satılmasının sağlanması konularında gerekli düzenlemelerin yapılarak vatandaşlarımızın mağdur edilmemesi hususlarında hassasiyet gösterilmesi gerekiyor” uyarısı da yapılıyor.
Ancak görünen o ki, genelgeyi takan da, uygulayan da yok…
Böyle olunca da hastanelerde adından başka hiçbir yerde ‘devlet’i göremeyen dar gelirli vatandaş çaresiz kaderine boyun eğiyor…
Yorumlar
Kalan Karakter: