Fani dünya ile ilgili bir şeyler yazmak istiyordum fakat bilgisayarda dolaşırken bir yazıya takıldım okudum güzel bir yazı bunu sizlerle paylaşmak istedim umarım sizde beğenirsiniz.
“Ne güzel söylemiş söyleyen. Kimi insanlar vardır, “Zaman geçmiyor, canım sıkılıyor, ne yapsam bilmem.” diye sızlanır durur. Kimileri de “Yapacak bir iş yok, gerçi elimden de bir şey gelmiyor ya.” diye şikayetçidir halinden. Kimileri de (belki de haklı olarak) “Varda yemedik mı?” gibi sözlerle birilerinin kendisine yardım etmesi gerektiğini ima ederler.
Kimileri de var ki, ekmeğini taştan çıkarır. On parmağında on hüner. Ondan bundan yardım beklemek yerine, ona buna yardım eder. Bu çeşit insanlar da zamanın geçmeyişinden değil yetmeyişinden şikayetçidir.
Dedik ya insan çeşit çeşit.
Emine Yenge bu ikinci gruptan biri. “Hangi Emine Yenge?” demeyin. Benim on tane Emine Yengem var. Hangisi olduğunu varın siz kendiniz bulun.
Bir gün dere boyundan geçerken Emine Yenge’ye rastladım. Bir bahar günü… Dere boyundaki tarlaların kimisinde ekin var. Kimisine yeni göver ekilmiş. Kimisi de boş. Boş olanlarda oğlaklar var yayılır. Emine Yenge de derede suyun içinde bir şeyler yapıyor. Sırtında da bir şeyler var.
Emine Yenge’ye selam verdim.
“Emine Yenge, kolay gelsin. N’işlen, eyi misin?”
Emine Yenge cevap verdi.
“Eyiyin gardaşım, eyiyin. Seni sormalı. Sen nasılsın eyi misin?
Selam vermemden, ilgilenmemden memnun olduğu sesinin tonundan belliydi. Konuşmamız devam etti.
“Ben de eyiyin be. Sorması ayıp olmasın ne yaparsın sen orada?”
“ Ben oğlak güderim burada. Şu yayılan oğlakların birkaçı benim, birkaçı da bizim yukarımızdaki komşunun. Komşunun oğlak güdecek adamı yok. Konuştuk, bana üç beş lira oğlak gütme ücreti verecekler. Ben de güdüverecem. N’olacak elimde mi kalacak. Öyle değil mi? Hem üç beş lira ben de sebeplenmiş olurum. Ay gardaşım, ölümlü dünya değil mi şu. Kazandığını öte dünyaya bir götüren mi var?”
“Demek oğlak güdüyon. Çok güzel. Ayaklarının altında suyun içinde bir şey var tekmeleyip duruyorsun o ne?”
“Bu mu ? Bunlar çul, çuval. Sağ tarafımdaki komşunun. Yıkanacakmış. “Yıkayıver ücretini veririm.” dedi. Ben de getirdim onları yıkıyom. N’olacak ölümlü dünya değil mi şu. Elimde mi kalacak. Hem üç beş kuruş kazanırız.”
“Haklısın ya. Çok eyi. Sırtında da var bir şey, o ne?”
“Sırtımdaki, bizim evin solundaki koşunun ayranı yayılacakmış. Konuştuk, ben yayıvereyim dedim. O da üç beş kuruş verecek. N’olacak ölümlü dünya değil mi? Elimde mi kalacak? Ben burada ayaklarımla çul çuvalı yıkarken o da sırtımda çalkalanıyor. Kendi kendine yayılıyor. Biraz sonra yağ üstüne birikir. Bu devirde biraz da işini bileceksin. İnsanın boğazı yemeden bir gün durmuyor. Üç beş kuruş kazanmazsak neyle geçineceğiz?”
“Peki, elinde de var bir şey. O ne ? Onunla ne yapıyorsun?”
“Bu kirman. Bizim aşağımızdaki komşunun biraz yünü varmış eğirilecek. Üç beş kuruş…”
“Emine Yenge, maşallah, kırk bir kere maşallah. Çok becerikli bir kadınsın. Her işi yapıyorsun. Hatta şu anda dört işi birden yapıyorsun. Maşallah, eline ayağına sağlık.”
“Sağol gardaşım sen de sağol. Çalışmadan olacak mı baksana bir gün yemesen gara boğaz durdurmaz adamı. N’olacak elimizde mi kalacak? Şu ölümlü dünyada çalışırsan aç kalmazsın.”
“Haydi kolay gelsin!”
“Sağol, uğurlar olsun!”
Farkında olmadan kendi kendime söylenmişim. “İyi ki şu dünya ölümlü. Bir de kalımlı olsaydı ne yapardı bu Emine Yenge gibi insanlar?” Sonra kendi kendime cevap verdim. “Ne yaparsa yapsın. Çok çalışmanın neresi kötü? Yalan dolan yok. Çalıp çırpma yok. Kendi el emeği, kendi göz nuru. Kafasını çalıştırıp çok kazanmak istiyor. Doğuştan getirdiği yeteneklerini, el becerilerini çok çalışarak geliştirmiş. Aynı anda üç beş işi birden yapabiliyor. Çok çalışsın, çok kazansın. Başkasına zararı yok, faydası var. Bravo. Bu sadece doğuştan getirilen yetenekler değil. Doğuştan gelen yeteneklerini çalışıp geliştirmeyenler, yapacak iş bulamazlar, “Zaman geçmiyor, yapacak iş yok, canım sıkılıyor.” diye sızlanırlar. Bu daha mı iyi?”
Ne dersiniz? Seçme şansınız olsaydı, hangi gruptan olmayı seçerdiniz? Yoksa “Bu işler şansla olmaz, çok çalışıp yeteneklerimizi geliştirirsek yeteneğimize uygun bir (veya birkaç) iş bulup çalışabiliriz.” mi dersiniz?” umarım beğenmişsinizdir.
Hoşça kalın