Hidayet Gültekin

Hidayet Gültekin

Hidayet Gültekin

Evet ama yetmez!...

Geçen haftanın en önemli gündemlerinden biri Antalya Sağlık İl Müdürü Dr. Ünal Hülür’ün ani istifası ve yerine Şırnak Sağlık İl Müdürü Op. Dr. İsmail Başıbüyük’ün atanması oldu. Dr. Ünal Hülür Antalya'da 2014 yılından itibaren görev yapıyordu. Ve apar topar, veda bile etmeden, devir teslim bile yapmadan Antalya’dan ayrıldı.
Bizi bilenler, müstafi sn. Sağlık İl Müdürü’nün görev yaptığı dönemle ilgili yazdıklarımızı da hatırlayacaklardır. Konu defalarca köşemizde gündeme gelmiş ve Antalya’da sağlık teşkilatının yönetim acziyetini, keyfiliğini, oluşturulan kamu zararını ve yolsuzluk iddialarını velhasıl sağlık teşkilatının hali pür melalini resmetmeye, ortaya koymaya çalışmıştık. Ve hatta iddialara yönelik Sn. Ünal Hülür’ün cevabi yazısını da paylaşmıştık.
Sağlık Bakanlığı, ülkemizde yapılan yatırımlarla, verilen hizmetlerle hükümetin en önemli icracı kurumu olarak göz doldururken, çok şükür pandemi döneminde de dünyaya örnek gösterilebilecek bir performans ortaya koydu.  Yerelde ise il sağlık özelinde yönetimde basiretsizlik, liyakatsizlik adamcılık hastalığı ile hastanelerde hemşire sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli sıkıntısı olmasına rağmen, nöbetler nedeni ile çalışanların aile bütünlüğü yara almaya başlamışken, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü 700 civarında çalışanla adeta bir çiftliğe dönüştürülmüştü. Sağlık Müdürlüğünün iş ve icraatları irdelendiğinde, sorunun kaynağı iş bilmezlik, liyakatsizlik, yetersizlik, basiretsizlik adına ne derseniz deyin; ortaya konan yanlış, eksik pek çok şey, neticede kamu adına insan ve mali kaynak kaybı olarak görülüyor ve yönetim zafiyetlerine neden oluyordu.  
Ve hele “akçeli işlere” yönelik iddialar…  Süresinin bitmesine zaman varken, bir ihaleyi herhangi bir itiraz veya başka hukuki gerekçe olmaksızın iptal etmek…  Yerine yapılan ihale yaklaşık üç kat fazlasına mal olan ihaleler… Genel Sekreterlik dönemi sonrası hastanelere yetki devredip iptal edilen ihaleden kat be kat fazlaya mal olan mal, cerrahi alet ve hizmet alımları… En basitinden kamu zararına ve rant odaklarına teslim olmak anlamına gelebilecek iş ve işlemler… İptal edilen ihale ile yeniden yapılan ihale arasında oluşan üç katı fiyat farkları neticesinde oluşan kamu zararları… vs vs.. “Bir yetkili aranıyor” https://www.ilerigazetem.com/yazarlar/hidayet-gultekin/bir-yetkili-araniyor/4099/ ve  “Ben de çok merak ediyorum” https://www.ilerigazetem.com/yazarlar/hidayet-gultekin/ben-de-cok-merak-ediyorum/4112/   başlıklı yazılarımızda  detaylarını  bulacağınız örneklerde olduğu gibi…. Kaynakları heba etmek, bir mirasyedi mantığında hareket etmek, yönetimindeki hastaneleri kendi başına bırakarak eski  alışkanlıkların oluşmasına zemin hazırlamak, kimsenin hakkı değildi.. Ama oldu …  
Dahası da…. Hizmet alımlarında ve Yapım İşlerinde birtakım usulsüzlüklerin yapıldığı, birilerine haksız kazanç sağlandığına ilişkin müfettiş incelemeleri ve savcılığa yapılan suç duyuruları gündemdeki yerini korurken,  yeni sözleşme dönemi itibari ile görev süresini tazeleyen müdür bey birdenbire istifa etti.
Sahi neydi bu iddialar…  Savcılığa 2021/19428 soruşturma No ile kayda geçen suç duyurusundaki metne göre; “Antalya İl Sağlık Müdürlüğü 2016 - 2020 yılları arasında Aile Sağlığı Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları, Laboratuvar vb. yeni bina yapım işi ihaleleri.  (İKN:  2016/48853 tek kısım, 2017/607919 3 kısım, 2018/96972 4 kısım, 2020/667180 tek kısım). Belirli müteahhitlerle gizli bilgi alışverişi halinde, gerçek dışı yüksek yaklaşık maliyetler oluşturulup gizli kalması gereken yaklaşık maliyetlerin bu müteahhitlere sızdırılması. Ve ihalede birlikte hareket ettikleri değerlendirilen müteahhitlerin birbirlerine ihaleyi alma noktasında yarar sağlamak amacıyla kendilerine sızdırılan şişirme yaklaşık maliyetten %15-20 daha yüksek teklifler vermeleri neticesinde sınır değerin üste doğru yükseltilmesi sağlanmış ve sınır değerin aslında olması gerektiğinden çok daha yüksek bir değere kasıtlı olarak yükseltilmesi. Bu sayede, ekonomik açıdan daha uygun tekliflerin sınır değerin altında bırakılıp gerçekte kesinlikle makul olan tekliflerin ihalede değerlendirme dışında kalması veya açıklama savunma raporlarının reddedilmesi suretiyle ihaleleri almaları engellenmesi. Ve sonuç olarak bu ihalelerde milyon TL’leri bulan kamu zararı oluştuğuna yönelik çok kuvvetli şüpheler bulunmakta olup karar aşamasında veya ihale hazırlığında olan yeni bina işlerinde de aynı şekilde kamu zararının oluşma ihtimali de dikkate alınarak ivedilikle müdahale edilip soruşturulması.” İstemiyle suç duyurusunda bulunulur. 
İddialar ciddidir. “Sağlık Bakanlığının bu işlerle ilgili tip projeleri ve projelerde seçilen imalatlara ve tip projelerdeki bu imalatların metraj miktarlarına dayalı Bakanlık tip yaklaşık maliyetleri yok sayılarak kullanılmamıştır.  Bu tip projelerin yok sayılarak 2016-2020 arasında 5 yıllık zaman zarfında art arda 12 adet yeni bina projelerinin istisnasız tamamının bir firmaya doğrudan temin yoluyla ve proje hizmet alımı şartnamelerinin ekine Bakanlık tip projelerinin konulmamış olmasının EK-1 de sunulan Sağlık Bakanlığı talimat yazılarına göre usulsüzlük olduğu aşikardır. Ayrıca art arda 12 bina projesinin doğrudan temin satın alındığı firmayla muhatapların ilişkileri geliştikçe gerçek ve makul dışı yaklaşık maliyetler oluşturulmasının kolaylaşmış olması ihtimali yüksektir.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığının projenin yapıldığı yıla ait birim fiyatları varsa da imalatların miktarları projede olduğundan daha fazla işlenerek veya kurum pozu olmayan imalatların birim fiyatlarının gerçek piyasa fiyatlarından yüksek değerde proforma faturalar gösterilerek yaklaşık maliyetler şişirilmiş olduğu” tespiti yapılmıştır.  Bu itibarla 10 milyon TL’yi aşkın değerde bir haksız kazanç – kamu zararı yapılmış olduğu tahmin edilmektedir.
Ama öncesinde bu durum Müdür beye iletilir. Ve gerekli bilgilendirmeler yapılır. Normal şartlarda bu kadar ciddi bir iddianın ilgili yöneticiye iletilmesi halinde yapılması gereken, olayın irdelenmesi ve incelenmesi kasıt ve yanlışlık hali varsa gereken kanuni adımların atılmasıdır Ama öyle olmaz; İhale dosyaları, yatırımlardan sorumlu Destek Hizmetleri Başkanı Emrah Erdem’in odasında korumaya alınır. Kanun ve yönetmeliklerin emrettiği uygulamalar değil,  Emrah Erdem'in kişisel ilişkileri ve yorumlarına göre hareket edilir. İddia sahiplerine itibar suikastı yapacak şekilde karşı atağa geçilir. İşini düzgün yapan ve olaylardan rahatsızlık duyan teknik personellerin üzerinde baskı artırılır, kendilerince zararlı görülenler başka tesislere geçici görevle görevlendirilir. Bir nevi sürgün edilir. Yapılan soruşturmalarda muhakkiklere baskı yapmak suretiyle ceza alması gereken kişilerin aklandığı görülür.
Hakkında Sağlık il müdürü olarak görev yaptığı dönemde ”Yöneticilik yapamaz” şeklinde bakanlık teftiş raporu ile görevden alındığı iddiaları dile getirilen, buna rağmen iki dönemdir Destek Hizmetleri ve Personel Hizmetleri başkanlığını yöneten Sn. İbrahim Çetin’in de bu olumsuz manzaradaki rolü farklı mıdır? Malum bir kaç örnek: İş bilmezlik, kurumsal hafıza yoksunluğu ve basiretsiz yönetim anlayışından dolayı 3,5 senelik süreçte Sağlık Müdürlüğünün Antalya Büyükşehir Belediyesinden bir arsa tahsisi kapsamında alacaklı olduğu, yaklaşık 1 milyon TL alacağa yönelik işlem yapmadıkları belgeleriyle sabittir.
 
Sn. Çetin’in, 2018-2019 yılları arasında, Destek Hizmetleri Başkanlığın döneminde, İmar Barışı kapsamında, ruhsatsız olan ve bu kapsamında yapı kayıt belgesi alınması gereken hastane binalarına yapı kayıt belgesi alınması unutulmuştur...  Son başvuru süresi dolduktan aylar sonra 2020 yılının Mart ayında tüm hastanelere “imar barışı kapsamında ruhsatsız binalar için gerekli işlemlerin yapılması” diye şaka gibi resmi yazı gönderilmiştir. Tabii ki haliyle hiçbir işlem yapılamamış, bazı hastaneler ruhsatsız ve yapı kayıt belgesiz olarak kaçak yapı durumunda kalmıştır.
 
Sağlık Müdürlüğünde son 15 yılda kesin kabulü yapılmamış onlarca yapım işi dosyasında, sorumlu kişilerin sn. Çetin'i yanlış yönlendirmeleri neticesinde,  4735 sayılı kanunun 13) a maddesini açıkça ihlal ederek, kesin kabul komisyonu görevlendirmesi yapmadan ve dolayısıyla kesin kabul tutanağı onaylanmadan, yapılan işlerin yerine gidilmeden, masaüstü bir teknik rapor düzenlenmesi suretiyle teminat iadeleri yapılmış ve dosyalar kapatılmıştır.
 
Sonuç itibari ile… Evet. Sağlık Bakanlığı Müfettişinin teftişi sonrasında alelacele istifa ederek Antalya’yı terk eden Sn. Hülür’ün  “çekirdek ekibinde”  yer alan ve olmazsa olmazları durumundaki iki başkanlık, Personel Hizmetleri Başkanlığı ve Destek Hizmetleri Başkanlığı ve dahi yardımcıları şu saatten sonra tartışmalı hale gelmiştir.
 
Bakalım istifa yolunu seçerler mi? Yoksa görevden mi alınırlar? Yoksa görevlerine devam ederler mi? Bekleyip göreceğiz…
 
Kalın sağlıkla….
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar