Özge Gürün

Özge Gürün

ESNAF CANDIR!

İş görüşmesi yapacak bir arkadaşım moda ile yakından ilgilendiğimi öne sürerek görüşme kıyafetini seçmem için bana geldi.  Farklı bir sektörde iş görüşmesi yapacağını belirten arkadaşım, yıllardır bu tarz bir görüşme gerçekleştirmediği için de son derece tedirgin görünüyordu. 
İlk görüşmeye uygun kıyafet almasına yardımcı olmak için hemen hazırlanıp çıktık evden.

ÜÇ HARFLİLER!
Ben biraz mahalle esnafı sevenlerdenim. Mahallemin, semtimin esnafı kazansın diyerek, ünlü markalardan daha çok butik mağazalara yönelirim. Hem birkaç fazladan parça alıyorsam da özellikle kasada o göz hakkını isterim, az da olsa makul seviyede bir indirim talep ederim.  Hem bu samimiyeti, hem de pazarlık yapmış olarak almanın mutluluğunu üç harfliler veremez bana.  Arkadaşım öncelikle yakınlarımızda bulunan AVM’lerdeki birkaç markaya bakalım deyince, ben de “Üç harflilerle pek aram yok biliyorsun. Önce butiklere bakalım, hem daha uygun, hem de öyle kurum dağıtmış gibi herkesin aynı tip kombinlerinden uzak, tarz kıyafetler buluruz”, dedim.   

BUTİK SICAKLIĞI…
Uzun zamandır butiklere uğrayamayınca yerel esnaf arkadaşlarımla özleşmişiz tabi. Yeni sezona hazırlık özenle sergilenmiş. Dünya modasından parçalar bulabileceğimiz, şık detaylara sahip ürünler göz kırpmaya başlamış bile. Ama biz daha çok sezon sonu ama ara mevsimlerde de kullanabileceğimiz, makul fiyatlarla alabileceğimiz ürünlere odaklandık.  Arkadaşım deneme yaparken, ben de afiyetle ikram edilen kahvemi yudumladım. Esnaf arkadaşımla güncel sorunlara, gelişmelere yer vererek,  bulunduğumuz mevsimin tabanda getiri ve götürülerini sektörel bazda değerlendirme fırsatı bulduk. Butik sahiplerinin en sevdiğim yanları, son konuşulan yerde es verip çıktığımız kapıdan tekrar girince kaldığımız yerden devam edebilmemizdir. Oğlu-kızı-torunu-evi –işi rahatlıkla konuşabileceğimiz samimi bir sohbet ortamı yakalayabilmektir yeniden. Bunun yanı sıra, farklı üreticileri dolaşarak güncel modaya uygun kıyafetleri kimi zaman tekleme de olsa bulabilme olanağıdır. Hele bir de 36-38 beden arası kullanıyorsanız mutlaka size özel bir şeyler aralarda sıkışmış,  onu bulmak üzere gelmenizi bekler adeta. 

Güzel sohbetler arasında birkaç parça bulduk, ödemeyi yapıp çıkacağız derken, mağaza sahibi birkaç ürün daha önerdi, “Siz beğenin de fiyatı ayarlanır, hiç önemli değil”, dedi. İşleri istediği gibi gitmiyordu, sezon tam anlamıyla gelmiyordu ve insanlar beklenilen alış-verişe pek yanaşmıyordu maalesef. Kırmamak üzere bir iki parça daha alalım desek; arkadaşım daha iş görüşmesine yeni gidecek, yani durumlar malum. Öyle fazladan alalım dursun modası biraz gerilerde kaldı. İhtiyaç dışı olunca, ‘şimdilik kalsın daha sonra uğrarız’ dediysek de esnaf arkadaşım durumun farkındaydı. Artık ben de 20 yılın verdiği samimiyete dayalı, “E sen de bizi iyice müşteri belledin abla” dedim gülerek,  o da kıyamadı, arkadaşıma bir de aksesuar hediye etti, şans getirsin diyerek. İşte esnaflık böyle bir şeydi. Tanımak, emin olmak, ufak bir tebessümde her şeyi anlatabilmekti gelen misafirine, tabi misafirin de mağaza sahibine.

 BUTİKTEN BOZMA MARKA DERTLİSİ
Arkadaşımı, “Yakınlarda bir yer daha var, tanışmanı istiyorum. Ben olmasam da rahatlıkla gider alış-verişini yaparsın”, diyerek başka bir butiğe daha götürdüm. Ama beklediğimizin çok ötesinde bir manzarayla karşılaştık. İşte böyle selamlaşıp, iki lafın belini kırdığımız o güzel butiklerin emekli olmuş sahipleri, istemeden de olsa değişimin bir parçasıydı artık. Bahsi geçen butiğe girince fark ettik ki, esnaflıktan bihaber, okumuşluğu öğrenmişlik zanneden oğullar-kızlar birkaç anlaşmalı üretici yoluyla markalaşma telaşında. Ne o esnaf samimiyeti, ne keder alma, ne sohbet. Bırakın bunları, fiyatlar o üç harflilerden de yüksek.  Zamanında ‘ben esnaf olmam’ diyenler, şimdi o güzelim dükkânları sadece ticari yatırım olarak görür olmuş. Hoş yine esnaf olamamışlar. İçinde bulunduğumuz şartlar bazen buna zorlasa da, o 7-8 yaşlarında tanıdığım çocukların, anne-babadan bir şey kapmamış olması ya da zamanın götürdükleriyle yoğrulmaları karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim. Annesine gönderdiğim selamda küçük de bir sitem gizliydi anlayana, “Nerede o kapısında sohbeti baldan tatlı, gönlü cennete yaraşır ablamızın karşılaması!”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar