Bilindiği üzere 22 Haziran itibariyle artık Rusya’nın Türkiye’ye uyguladığı uçuş kısıtlamasının sonuna gelindi. Ülke turizminin başkenti, Akdeniz’in incisi Antalya’yı tercih eden Rus turistler turizm sezonunda şehrimize gelme heyecanı duyarken, biz Antalyalılar da onları karşılamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.
Geçtiğimiz yıl pandemi nedeniyle uçuşlarda yaşanan kısıtlama sadece Antalya’yı değil, Rus turistleri de çok üzmüştü. Şehrimize büyük özlem duyan turistler için kısıtlamanın kalkmasıyla uçuşlar için çoktan biletler alınmış, konaklama rezervasyonları yaptırılmış bile.
Her sene buraya gelen ve Antalya’yı ikinci bir memleket olarak gören, hatta çoğunun öğrendiği Türkçe kelimeleri unutmadıklarını ve üzerine yenilerini eklediklerini fark ettiğim, iletişimde bulunduğum kişiler oldu.
Geçtiğimiz hafta, şehrimizde Cumhurbaşkanlığı himayesinde Dışişleri Bakanlığı tarafından ilki düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’na ev sahipliği yağan Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu kapanışta yaptığı basın toplantısında, Rusya’nın vaka sayısının yüksek olduğu dönemde uçuş kısıtlamasını getirdiğini ve alınan tedbirlerle bu rakamlardaki düşüşten bahsetmişti. Geçen sene salgında 2 milyon turisti ağırladıktan sonra bu sene daha fazla turiste ev sahipliği yapacağımız Türkiye-Rusya anketlerinde de görülüyor. Hatta turizmcilerin öngörüsüne bakılırsa bu rakamın 5 milyona kadar çıkabileceği söyleniyor. Avrupa ülkeleri de teker teker kısıtlamaları sona erdiriyor. Bununla beraber bizde de yasaklar hafifliyor.
Cumhurbaşkanımız Kabine Toplantısı’nın hemen ardından 1 Temmuz itibariyle sokağa çıkma yasağının kaldırılacağını belirtmişti. Müzikle ilgili kısıtlamanın da gece saat 12.00 ‘ye çekileceğinin müjdesini vermişti. Buna göre mekânlara akmayı planlayan, müziğe özlem duyan vatandaşların çok fazla rahatlayıp tedbirleri yok saymaması şart. Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ve şehir içi toplu taşımalardaki kısıtlamaların da sona ermesiyle sıcakkanlı milletimizin hiç salgın yokmuşçasına hareket etmemesi, Eylül Ekim aylarında tekrar başa dönmememiz için büyük önem taşıyor. Mekânlarda HES kodu uygulamasına daha da etkin rol alacağını düşünüyorum. Aşılama çalışmalarındaki hızın ve yerli aşımızın 3. faza başarıyla geçtiği görmek, müthiş bir rahatlama ve gurur kaynağımız oluyor. Öyle ki, ilk yerli ve milli aşımız “TURKOVAC”ın da 3. faz denemelerinin ardından tıbbi gelişmelerde dünyada adından söz ettiren sayılı ülkelerden biri olacağız. 3. faz denemelerinin Azerbaycan, Macaristan, Polonya ve Özbekistan'da da yürütüleceğini duymak, tıbbi alanda uluslararası düzeyde ülkemize duyulan güveni de işaret ediyor. En kısa zamanda bu çalışmaların ardından milli aşımızı çok iyi bir yayınla duyurup, tüm ihtiyacı olan ülkelere göndereceğimizden eminim. Salgın ile mücadelede ispatlandığı üzere en etkili ve yaygın aracın aşı olduğunu biliyoruz artık. Ülkemiz, Çin ve Almanya’dan aşı tedariki ve uygulamasında hızlı ve etkin bir çalışma ortaya koydu. Dolayısıyla birkaç hafta içinde ülkemiz genelinde 18 yaş üstü herkesin aşılama çalışmalarının tamamlanacak olması bekleniyor.
Başta doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın, duyarlı vatandaşlarımızın emeklerine binaen, tüm dünyada da arzu edildiği gibi ülkemiz ve şehrimizde de salgınla mücadele sona gelineceğine inancım tam.
Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın geçen hafta ifade ettiği üzere maskeli son yazımız olması dilerken, güzel Antalya’mıza ‘Yaz’ mevsiminin şimdi geldiğini hissediyorum.
Mavi ve yeşilin sıcacık kalplerde can bulduğu, güneşin en tabi haliyle suya vurduğu, sabah güzelliğini sende bulduğu, gecenin en aydınlık kuytusu Antalyam, şimdi sıra sende.