HİSTRİONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Sevilay Zorlu

Sevilay Zorlu

HİSTRİONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

10 Eylül 2018 - 08:08

            Histrionik kişilik bozukluğu, çok değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı bir duygusallık ve dikkati çekme isteği ile belirli bir bozukluktur.

KLİNİK ÖZELLİKLER

  • Başkalarının ilgi ve dikkatinin hep kendi üzerlerinde olmasını isteyen aşırı duygusal insanlardır.
  • Sürekli çevresindekilerin yaptıklarını onaylamasını, kendisini övmesini, güzel bulmasını ve beğenmesini ister.
  • Tüm davranışları, övgü almak ve beğeni toplamaya yöneliktir. Bu nedenle histrioniklerin jest, mimik ve konuşmaları canlı, dramatik ve abartılıdır; ‘’ teatralizim’’. Sanki bir tiyatro sahnesinde rol yapan bir oyuncu gibidir. Dışarıdan, hastanın kendi gibi davranmadığı ve ‘’ rol ‘’ yaptığı izlenimini alınabilir.
  • İlgi çekmek için söylediklerini abartır ya da uydurma hikayeler anlatır. Herkesin duyabileceği şekilde yüksek sesle konuşur.
  • Durmadan kendi başından geçenleri anlatıp herkesi dinlemeye zorlar.
  • İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olur. Bu nedenle bazı kadın hastalarda uygunsuz bir erotik görünüm ya da davranış görülebilir. Hasta koyu makyaj, açık giyim ve erotik tavırlarla bakışları üstünde toplamaya çalışabilir. Ama bu da genellikle yüzeyeldir.
  • İstediği cinsellikten çok, ilgi görmektir. Bu davranış, özellikle hastanın yakınlarını zor durumda bırakabilir. Cinsel açıdan bir bölümü soğuk, bir bölümü normaldir. Bir bölümü de gelişi güzel cinsel ilişkiler kurar.
  • Güzelliğine ve dış görümüne aşırı önem verir. Parasının ve zamanın önemli bir bölümünü, güzel giyinmeye,  süslenmeye ya da boyanmaya ayırır.
  • Yaşlandığı kabullenmek istemez, güzelliğini kaybediyor olmak onu çok üzer.
  • İnsanlarla çok kolay ahbap olur. Dışarıdan ilk bakışta çok sıcak kanlı ve çekici izlenimi verir.
  • Çok güçlü duygusal tepkiler gösterirler. En küçük bir nedenle herkesin içinde ağlama, aşırı neşe gösterileri, az tanıdığı insanlara bile hararetle sarılma gibi davranışları sıktır.
  • Duygularını abarttığı izlenimini alınır. Ayrıca bu duygusal tepkileri de hızla değişir ( affektif labilite) . Örneğin, küçük bir nedenle ağlar, fakat daha gözyaşları kurumadan gülmeye başlayabilir.
  • Küçük bir duygusal olay karşısında kontrol edilmeyen sinir krizleri ya da dissosiyatif bayılmalar görülebilir.
  • Yalnızca düşünce ve davranış biçimi değil, jestleri ilgileri, konuşmanın biçim ve içeriği de yaşının gerektirdiği olgunlukta değildir ;‘’ püerilizm ‘’. Örneğin, 35 yaşında kadın hasta, 15 yaşındaki liseli kızlar gibi giyinebilir. Ya da istediklerinin mantıksızca, hemen gerçekleşmesini ister, beklemeye dayanamaz.     
  • Bencildir, insanlarla olgun ilişkiler kuramaz bunların entelektüel ve teknik konularla ilgileri azdır, buna karşılık sanatsal konulara daha yatkındırlar.
  • Hayal güçleri geniştir, ancak ayakları pek yere basmaz. Bu nedenle konuşmaları aşırı izlenimci, fakat gerçekçi ayrıntılardan yoksun olabilir. Bir hasta evini tarif etmenini istendiğinde, ‘’ evimiz çok ferahtır’’ şeklinde bir yanıt verebilir.
  • Başkalarının kolay etkisi altında kalır. Telkine yatkındırlar, insanlara kolay inanırlar bu nedenle telkin tedavilerinden yararlanırlar. Kolay hipnotize edilirler. Şarlatan medyumlara ya da sahte peygamberlere daha kolay kapılabilirler. Beden sağlığı ile ilgili yakınmalar çok görülür. Bunlar sık sık, iyi tanımlanamayan ağrılar, zayıflık, baş ağrısı ya da halsizlik gibi yakınmalarla hekime başvururlar.
  • Kolay hayal kırıklığı nedeniyle intihar girişimleri oldukça sık görülür. Fakat üste eklenmiş başka bir hastalık; depresyon gibi. Genellikle ciddi yöntemleri pek kullanmazlar. Öldürücü olmayan dozda ilaç almak, herkesin gözü önünde kendini asmaya kalkmak gibi.
  • Bazı ağır vakalarda intihar girişimleri, ilgi çekmenin başlıca yöntemi olabilir. Ancak her intihar girişiminin manüplatif olduğunu düşünmek yanlıştır. Hekim, intihar girişimini ciddi bulmadığını hastaya sezdirirse, daha ciddi bir yöntem deneyebilir.
  • Hassas yapıları nedeniyle, sağlıklı insanlara kıyasla daha kolay depresyon geliştirirler.

                        NEDENLERİ

Hastanın ailesinde aynı bozukluğu taşıyanların sıklığının genel popülasyondan daha fazla olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu hastaların çocuklarında daha çok yoksunluk ve travma yaşamış oldukları görüşü yaygın kabul görür.

                        SIKLIK

Genel popülasyonda % 2-3, psikiyatrik hastalığı olanlar arasında % 10-15 oranında olduğu tahmin edilmektedir.

Kadınlarda daha fazla görülür, fakat erkek hastalar da çoktur. Ölçütlerin kadınsı özelliklere aşırı vurgu yapması nedeniyle, kadınların daha çok tanı aldığı ileri sürülmüştür. Yapılandırılmış görüşmelerle yapılan bazı tarama çalışmaları, erkek hastaların kadınlardan daha az olmadığını göstermiştir. Bunlar erkeksi özelliklerini abartarak dikkati çekmeye çalışırlar borderline kişilik bozukluğundan sonra hekime en fazla işi düşen kişilik bozukluğudur. Borderline ve narsisistik kişilik bozuklukları ile birarada bulunabilir.

 TEDAVİ

Sıklıkla ve değişik nedenlerle hekime başvurur ve tedavi olmak isterler. Eşlik eden diğer hastalıklar kendi yöntemleriyle sağaltılmalıdır. İlaç tedavisi, kötüye kullanım olasılığı akılda tutularak kısa tutulmalıdır. Bazen de hasta kendi kişilik özelliklerinden memnun değildir. Motive ve telkine yatkın oldukları için hekim- hasta ilişkisinin bağımlı ve çocuksu niteliği üzerinde baştan durmak koşuluyla, dinamik yönelimli bireysel psikoterapiden yararlanabilirler.

 

 

Bu yazı 110 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar