Başarılı Yaşlanmanın Koşulları
İsmail Tufan

İsmail Tufan

Başarılı Yaşlanmanın Koşulları

12 Eylül 2018 - 10:36

Gerontolojide başarılı yaşlanma üzerine birçok teori ortaya konulmuştur. Bunların arasında en tanınmışı olan aktivite teorisine göre başarılı yaşlanmanın dört şartı vardır: Birincisi, ilgi alan ve aktivitelerin ileri yaşlara kadar korunmasıdır. İkincisi, kayba uğranılan ilgi alan ve aktivitelerin yerine yenilerinin konulmasıdır. Üçüncüsü, mevcut ve yeni ilişkilerin korunmasıdır. Dördüncüsü, fonksiyon kazanmak ve sorumluluk üstlenmektir.

Aktivite teorisi yaşlı bakımında yardım ve ihtiyaç karşılama eylemlerini arka plana atarak, bunların yerine yaşlı bakımında “aktivite” anlayışının önemini vurgulamıştır. Bakım kurumları, sonuçlarını dikkate almadan aktivite kavramını odak noktaya koymuş ve ömür boyu aktifliğin başarılı yaşlanma olduğu inancının toplumda yaygınlaşmasına da yol açmıştır.

Aktif yaşamın faydaları inkâr edilemez. Fakat başarılı yaşlanma, aktif yaşama indirgendiğinde başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Yaşlılığın erken dönemlerinde, diyelim ki 65-75 yaşlarında insanın bedensel gücü aktif yaşam sürdürmeye hala müsaittir. Fakat ileri yaşlarda aktivitelerin birçoğunu yerine getirebileceği koşulların ortadan kalktığı görülmektedir. Aktif yaşama odaklı yaşlı hizmeti, 80 yaş ve üzeri yaşlıların beklenti, ihtiyaç ve sorunlarının gözden kaçmasına yol açmaktadır. Ömür boyu aktif yaşam, yaşlılık gerçekliklerinin görmezden gelinmesi noktasında çakılıp kalmamalıdır.

Başarılı yaşlanmanın aktivite ile bir tutulması, ağır hasta, yardıma ve bakıma muhtaç yaşlıların başarısız yaşlandıkları algısı ve intibaını uyandırmaktadır. Oysa dikkatle bakıldığında bu sorunların ardında, öncelikle bireyin başarılı yaşlanmasına olanak tanıyan genel koşullardaki eksiklikler olduğu apaçık görülmektedir. Bireyden başarılı yaşlanması için aktif yaşam sürdürmesi istenirken, ona aktif yaşam sürdürebileceği koşulların yaratılmaması, bireyin başarısızlığı olarak görülmeye başlandığında, ortada hasıraltı edilen bir soru olduğu da inkâr edilemez. Örneğin futbol sahalarımızın “patates tarlasına” benzetildiği dönemlerde futbolumuz başarısızdı. Bugün daha başarılıyız. Eskiden futbolcuların sahip olmadığı olanaklara bugünküler sahiptir. Futbola uygun koşullar yaratıldığı için daha başarılıyız. Dolayısıyla başarılı yaşlanan insanları çoğaltmak için yaşlanmanın koşullarını değiştirmeliyiz.

Başarılı yaşlanma koşulları, aktivite olanaklarıyla orantılı değildir. Aktivite olanakları çoğaldıkça başarılı yaşlananlar çoğalmayacaktır. Önemli olan aktif yaşam olanaklarına bireyin erişebilmedir.  Üç tarafı denizle çevrili ülkemizden dünya çapında yüzücü çıkaramıyorsak, sebebi yüzme aktivitesinin gerçekleşmesini sağlayacak koşulların hazırlanmamış olmasıdır.

Toplumumuzda yaşlılar hızla çoğalıyor. Etrafımız yaşlılarla dolmaya başladı. Ama başarılı yaşlanmanın koşullarında değişim yaratılamadı. Bireysel olanaklar başarılı yaşlanmayı belirliyor. Oysa bunun genel olanaklar tarafından belirlenmesi gerekir. Ama genel olanaklar, aksini başarıyor. Başkalarının gözünde başarısız yaşlandığı kabul edilen insanlar çoğalıyor.  Ağır hasta, yardıma ve bakıma muhtaç yaşlıların çoğalmasına yol açan koşullarda değişim yaratılmadığı için yaşlılığın toplumumuzdaki imajı da git gide bozuluyor.

Başarılı yaşlanan insanları çoğaltabilmek için çok boyutlu konseptlerden hareket edilmelidir. İlk başta yaşlanmanın ömür boyu sürdüğü görüşünü odak noktaya koymalıyız. Yaşı 60-65’e erişmiş insanlara, aktif kalmalarını sağlayacak olanaklardan daha önemlisi, çocukluktan itibaren başarılı yaşlanmayı sağlayacak olan olanakların yaratılmasıdır.

Başarılı yaşlanma şansını arttırabilmek için eğitim, meslek, sigortalı iş, iş güvenliği, gelir garantisi, kadının çalışma yaşamına katılımı, sosyal hizmetlerin modernizasyonu ve bakım sigortası gibi ilk bakışta başarılı yaşlanma ile ilişkisiz gibi görünen alanlarda başarılı olmalıyız.

Başarı, sınav başarısı olarak görülmektedir. Çocuk ve gençler, sınavdan sınava girerek yaşlanmaktadır. Aileler çocukları sınavda başarılı olabilsin diye tüm maddi ve manevi olanaklarını devreye sokmaktadır. Sonuçta başarısızlık artmaktadır. Sınavı kazanan birkaç çocuk ve genç mutlu olurken, mutsuz ve morali bozuk çocuklar ve gençler her yıl biraz daha artmaktadır. Eğitim ve çalışma alanlarındaki genel başarısızlık, çocukların ve gençlerin bireysel başarısızlığına dönüşmektedir. Hayatının başındaki bireyler, farkında olmasa da başarısız yaşlanma sürecine sokulmaktadır.

Masal anlatmayı bırakmalıyız. Başarılı yaşlanan insanların çoğunluğu oluşturduğu bir toplum olabilmek için, yaşlanmanın toplumsal koşullarını değiştirmeliyiz. Sadece yaşlılara hizmet değil, aksine yaşlanan insana olanak sunmalıyız. Bu ise sadece yaşlılığa değil, aynı zamanda yaşlanmaya müdahale edebilecek yeteneklere ihtiyacımız olduğu anlamına gelmektedir. Testi kırılmadan önce yapılması gerekenleri testi kırıldıktan sonra akıl öğretmeye tercih etmeliyiz. Ömür boyu sürecek yaşlanmamızı, kırılmış umutlar olmaktan ancak bu şekilde kurtarabiliriz.

 

Bu yazı 122 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar