Sahibin Sesinden Bir Geleceğin Senaryosu
İsmail Tufan

İsmail Tufan

Sahibin Sesinden Bir Geleceğin Senaryosu

07 Haziran 2018 - 10:22

Gençler bilmez. Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde plaklar vardı. Siyah yuvarlak bir plastik. Çizilmesinler, tozlanmasınlar diye ne kadar özen gösterirdik. Parmak izlerimiz plağımızı kirletmesin diye özenle kenarından tutar pikaba özenle yerleştirirdik. “Sahibinin Sesi” vardı. Bir megafonun karşısına oturmuş bir köpek sembolü. Sahibinin megafondan çıkan sesini dinlerdi. Teknoloji o kadar gelişti ki, bugün sahibinin sesi başka senaryoları da akla getirir oldu.

 

Yaşlı bir kadın Hakkari’de akşam yemeğine hazırlanıyor. Yemek masasının etrafında dört sandalye olduğu halde, masanın üzerindeki iki ekranı görebileceği sandalyeye oturuyor. Masaya monte edilmiş düğmelere basıyor ve ekranlarda biri İstanbul’da, diğeri Almanya’da yaşayan çocukları görünüyor. Sohbet etmeye başlıyorlar, o sırada odaya bir robot giriyor ve “oradaki” herkesi selamlıyor ve yemek servisi yapıyor. Yaşlı kadınla “birlikte” çocukları da yemeklerini yerken bir taraftan da sohbet ediyorlar. Yemekten sonra robot yaşlı kadını yatağına götürüyor, ilaçlarını veriyor, üstünü örtüyor. Eğer gece kendisine ihtiyaç duyacak olursa, robot hazır ve nazır bekliyor.

 

Gelişmiş endüstri ülkelerinin bazı gerontologları, özellikle psikologlar, yani teknik ve teknolojiden anlamayan, ama anlıyor gibi görünenler, böyle bir geleceği tasavvur ediyor ve adeta bunu insanlığın zaferi gibi anlatıyorlar. Ancak başkaları adına tasavvur ettikleri bu gelecek senaryosunda kendilerini aktör olarak görmedikleri bellidir. Kendileri hariç, diğer yaşlılara öngördükleri böyle bir gelecekte robotların belirleyici olacağını vurgulamaktadırlar. Gelecekte akıllı robotlarla birlikte yaşayacağımızı sadece gerontologlar anlatmıyor. Hatta onlar bu senaryoları kendileri düşünmediler. Daha ziyade kurgubilimden aldılar, Hollywood filmlerini seyredip, sözde gerontolojik fikirmiş gibi servis ediyorlar. Nasıl ki herkes biraz gerontologsa, herkes de biraz mühendis oldu.

 

Hızla yaşlanan nüfusları gelişmiş endüstri ülkelerinin en büyük kaygısıdır. Hatta kaygı sınırını açıp korkuya dönüşmüştür. İnsanları robot gibi gördüler. Okusun, kariyer yapsın ve çocuk doğursun istediler. İnsanın hayal etmediği bir hayatı onlara dikte ettiler. Şimdi bundan şikâyet edemiyorlar. Mecburen övgüyle bundan söz ediyor, insanlığın sonunu sanki zafermiş gibi anlatıyorlar ve algılatıyorlar.

 

Yaşlılara yemek servisi yapan, ilaçlarını veren, yatağa yatıran robotlar, tabii ki başka şeyleri de yapabilirler ve muhakkak robot endüstrisi bunların planlarını da yapıyor. Örneğin robot cinsel istekleri de karşılayabilir. Bu senaryo belki de en insancıl olanıdır. Ama robot insanları öldürebilir. Bir robot yaşlı bakımı yapabiliyorsa, aynı zamanda asker de olabilir. Gelecekte robot askerlerin gelişmiş endüstri ülkelerinde devreye girmesi ihtimali oldukça yüksektir. Çünkü çocuk doğurmayan gençlik asker adayı doğurmuyor demektir ve onlardan boşalan yere robot askerlerin geçme olasılığı hiç de düşük değildir.

 

Çocuk doğurmayan gençliğin çocuk ve torun sevgisi de robotlarla giderilebilir. Bebek robotlar, çocuk robotlar bu sevgi beklentisini giderebilir. Hem emzirmek, karnını doyurmak, oyun oynamak da istemez. Canın istediği zaman çağırırsın bebek robotunu emekleyerek gelir, kucağına alır seversin, sonra canın sıkılınca bir düğmeye basarak susar. Hizmetçi robotunu çağırırsın ve bebek robotu bir dahaki sefere kadar rafa kaldırmasını söylersin.

 

Robotlarla birlikte yaşamaya hazırlık yapan bir insanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? Böyle bir dünyada robotlar sosyal partner mi olacaktır? Robotların yasal hakları olacak mıdır? Mesela mirastan pay alacak mıdır? Robot için paranın önemi olacak mıdır? Robot kendi “sahibini” seçme hakkına sahip olacak mıdır? Seçme ve seçilme hakkı olacak mıdır? Seçimlerde sahibi adına sandığa gidip oy kullanabilecek midir? Çalışmak istemeyenler kendilerinin yerine robotunu işe gönderebilecek midir ve robotların grev hakkı olacak mıdır?

 

Teknoloji inanılmaz bir hızla ilerlerken bu tür senaryoları da düşünme vakti gelmiştir. Namaz kılan, dua eden robotlarımızı kendi yerimize hacca gönderebilecek miyiz? Robotların cenaze namazına katılması mümkün olacak mıdır? En önemlisi ise şudur: Sahibi ölmek istemiyorsa, acaba sahibinin yerine robotu ölebilir mi? Bu yepyeni bir gelecek senaryosunu yaratır. Robot gibi oradan, buraya soluk almadan koşuşturuyorsun diyenlere, sözüm Dr. Melih Vural’ı dinlesinler. İyi ve kaliteli uyku her insanın hakkıdır

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar