Reklam
Sevilay Zorlu

Sevilay Zorlu

İYİ İNSAN OLMAYI ÖĞRENEBİLECEK MİYİZ ?

MİSAFİRHANE
İnsan kısmı bir misafirhane,
Her sabah yeni birisi gelir.
Bir sevinc, bir bunalım, bir zalimlik,
Aniden farkına varmak bir şeyin,
Hepsi beklenmedik misafir.
Hepsini karşılayıp eyle!
Evini vahşetle süpürüp,
Bütün mobilyalarını boşaltan
Bir kederler kalabalığı bile gelse.
Her geleni alnının akıyla misafir et.
Olur ki yeni bir zevk getirmek için
Boşalttılar evini.
Karanlık düşünce, utanç ve garez,
Hepsini gülerek karşıla kapıda
Ve buyur et içeri.
Minnettar ol her gelene
Kim gelirse gelsin.
Çünkü bunların her birisi
Öte taraftan bir kılavuz
Olarak gönderildi.
Mevlana

Dünya ne iyi, ne kötü aslında olduğu gibi. Onu iyi ya da kötü yapan bizim algılarımız. Misafir geldiğimiz yeri yargılıyoruz. Alacaklı gibi davranmaktan vazgeçmeliyiz. Orada anlam bulabilmek için varoluş amacımızın farkındalığı ile işlevselliğimizi gerçekleştirebiliriz. Erdem sahibi olabilmek, olgunlaşabilmek, amaç ister, yürek ister.

            Değişim, acı veren duygulara kendimizi açtığımızda gelir. Kendimizi kötü hissettiğimizde kendimizi, başkalarını ya da herkesi suçlayıp değiştirmeye çalışmak yerine kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilir böylece ilk adımı atmış oluruz. Bilinçaltımız tıpkı küçük çocuklar gibidir. Hemen olsun, şimdi olsun, hepsi benim olsun ister. Çocuk istediği olmayınca elde edinceye kadar ağlar.

Bilinçaltımız ise savunma düzenekleri ile arzu ve isteklerini çoğu zaman bastırma yoluna giderek denge de kalır. Tamahkarlık, açgözlülük, eline geçenden daha fazla istemek. Kimi zaman içimizden gelen ve bir türlü anlamlandıramadığımız olumsuz duygulara neden olur.

            Mutluluğum dış koşullara bağlı olduğunu düşünürüz. Ömrümüzün rutininde hayatımızı acıdan uzak keyif alarak geçirmek için çaba gösteririz. Şefkatli olmak, size acı veren duygularınızla dost olmak, onları kabul etmek, onlarla çatışıp kavga etmeye bir son vermektir.

            Kendi evimizdeyiz. Mutluluk, kader, haksızlık, zarar görmek, hayal kırıklığı. Hep bir şeyler geliyor ve gidiyor. Hepsini karşıla ve kabul et. Olur ki sana belki de bir mesaj getirdiler. Bakalım bize ne getirecek? Onu karşılayabilecek miyiz? Kendi evimize sahip çıkmalıyız. Misafirleri karşılayıp daha sonra da göndermeliyiz? Sana gelen her şeye razı ol ve hoş karşıla.

            Ruhsal bozukluklar hazırlıksız yakalanan ruhun kısa zamanda sindiremeyeceği çevresel tetikleyici sorunlara verdiği olağan bir tepkidir. Ne istediğin kim olduğunu belirler. Zirvelere kalabalıklarla çıkamazsın, yalnızlaşmaktır çoğu zaman koşulu.

            Derdini kimseye açmayan derdini söylemekten imtina eden insanlar vardır. Teslimiyet ve dinginlikte sessiz sözsüz kabul edilmişliğin kokusu vardır. Yüzme bilmesen de korkmadan suya bırakırsan kendini, su batırmaz seni.

            10 milyonu kazanıp 9 milyonu kaybetmek, hiçbir şey kazanmamaktan daha mutsuz eder. Doğal akış aslında bizlere güzel, küçük fakat sık tekrarlanan ödüllerin düzenli akışıyla mutlu olmaya yöneltmiştir. Ödüllerin büyük olması gerekmez. Sık olması önemlidir. Biraz şimdi, biraz sonra, olması gereken zamanda olması gerektiği kadar.

            Mutsuzluklarımız için tam tersi geçerlidir. Acılarımızın tümünü kısa bir süreye toplamak ve yüzleşmek, uzun vadeye yaymaktan çok daha iyidir.

            Güzel bir karakterde önemli olan lafla olanı kalbe taşıyabilmektir. Yaşamın zorlukları içerisinde ana yoldan ayrılmadan aynı kalabilmek. İnsanlara ve topluma yararlı olabilmek. Ateşi ısınmak için mi, yakmak için mi kullanacağınızın kararını vermek. Ben kimim nereden geldim, nereye gidiyorum ? Analiz edebilmek, tartabilmek, düşünebilmek, itiraz edebilmek hakkı ve farkındalığı…İyi ve kötüyü ayırt edebilmek. Doğruyu yapmak yanlıştan kaçmak aydınlatmak için bazen mum gibi erimeyi göze alabilmek.

            Faydalı görünenler her zaman insani olmayabilir, insani olan her şey ise faydalıdır. Kendini beğenmek gerçeklikle aramızda ki en büyük perdedir. Ait olmak kendimizi olduğumuz gibi göstermek. Adapte olmak ise farklıdır; ortama göre uyum sağlamaktır. İşyerine, kurallara uyum sağlamak. Zeka üzerine kurulu değerlere sahip olmak.

            Elimizdekiler bir amaca bir değere hizmet ederse anlamlı. İki ucu keskin bıçak gibi olabilir. En dost görünen durumda düşman olabilir. Verdikçe artan her neyse faydalıdır sevgi, anlayış, kabul yayıldığında ihtiyacımız olduğunu fark ederiz.

Veremeyişin arkasında hızlı yaşam tarzı; duramamamız, bakamamamız var. Toplumda bireysel olarak rol model olabilmek oldukça önemli. Yolda bayılan birine duran bir insan olursa diğerleri de durup yardım etmeye çalışır. Zamanla yarışmak yerine zamanla el ele biraz da durmayı öğrenmek. Başka insanlara davranış modeli olabilmek. Diğer insanların acılarının farkına varabilmek, yardım edebilmek.

İnsanın özünde aslında hepsi var. Sevgi ve şefkati beslerseniz o yönünüz gelişir. Rekabet ve hırsı beslerseniz rekabetçi bir insan olursunuz. Dünya da hepsi var. Ne verirsek onu alıyoruz. Ne alırsak onu veriyoruz.

Misafir olduğumuz dünyada doğa ile savaşıyoruz. Doğanın yok oluşu, ekosistemin dengesinin bozulması insan yaşamını zorlayacaktır. Bütünü görebilmeliyiz. Ortak farkındalık ile gelişmenin bireyden topluma, insanlığa faydası olacaktır. Bazı değerleri fark edememiş, öğretilmemiş ya da kaçırmış da olabiliriz. Tüm bunların bilinci ile harekete geçebilmek harika bir başlangıç olacaktır.
Hepimizin kişiliği oluşurken geçmiş yaşamışlıklarımızla bağlantılıyız. Fakat geçmişimizin kölesi olmak zorunda değiliz. Sorgulamayı, gözden geçirmeyi kritik etmeyi öğrenmemiz lazım. Aslında hiç yapmadıklarımız ve iyi yaptıklarımız var.

Küresel olarak tüm toplumlar kültürel olarak da bağ kurma ihtiyacında. Birbirimize yabancılaşıp bireyselleşmek toplumları insani değerlerden uzaklaştıracaktır. Birlikte büyüttüğümüz sevgi, şefkat farkındalık, kabul duyguları ile hep birlikte öğrenebiliriz. İnsan türü içinde ortak ögeler var. Ait hissetme, adapte olma gibi. Birçok uyarana rağmen odaklanabilme yeteneği hepimizde var. Kapasitemizi kısıtlıyoruz. Bilgiyi değil bilgeliği aktarmayı da öğrenmeliyiz .

Farkındalık, anda kalabilmek geçmiş ve geleceği birlikte görebilmek, bilinçaltımızla bilincimizin uyum içinde dengelenmesi mutluluğun formülü.

Çocuklar için oyun ciddi uğraşıdır. Yetişkinler oyun ciddiye almadığı için çocuklar yetişkinleri oyuna almak istemezler. Hayal gücü ve yaratıcılık oyun ile iç dünyalarının duygularının dışa vurumunu sağlıyor. Yaşamda insan insana ilişkisinin yerini bir şey tutamaz. Belki de çocukluğumuzdaki öz değerlerimizi hatırlamalıyız. Ve güneşin açılması için yağmuru, gökkuşağını göze alabilmeliyiz.
“Hoşgörünün kulakları ile dinleyin. Şefkatin gözleri ile görün. Sevginin dili ile konuşun”  Mevlana
 
Uzm. Dr. Sevilay ZORLU
Psikiyatrist & Psikoterapist 
Şirinyalı Mah. 50/3
ANTALYA 
Telefon: 02423169899
 
İnstagram: https://www.instagram.com/psikiyatrist_sevilay_zorlu/
YouTube: https://www.youtube.com/results?search_query=sevilay+zorlu
Facebook: https://PsikiyatristSevilayZORLU
Twitter: https://mobile.twitter.com/DrSevilayZorlu
www.antalyaterapipsikiyatri.com
www.antalyacinselterapi.com
https://neorezonansantalya.com/
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar