Sevilay Zorlu

Sevilay Zorlu

STATÜ NEDİR ve SİZİN YAŞAMINIZI NASIL ETKİLİYOR FARKINDA MISINIZ?

Statü; bireyin toplumdaki durumunu ifade eder. Yani statü, toplumun sizi nerede gördüğüdür. En yalın tabirle statü, sizin hayattaki çapınızdır, yerinizdir.
Peki statünüzü kim belirler? Toplum belirler. Toplum sizin statünüzü belirlerken hangi kriterlere, hangi kıstaslara göre belirler?

İşte problem bu noktada çıkmaktadır. Bir ünlünün ''Dağdaki çobanla benim oyum bir mi?'' cümlesindeki anlatılmak istenen çobanla,mankenin statüsünün aynı olmadığıdır.
Bir başka durum ise; ilk tanıştığımız biri ismimizden sonra neden işimizi hemen sorar? Çünkü statünüze bir bakar, yeteri kadar statülü iseniz konuşmaya devam eder ve size saygı duyar, eğer değilseniz...

Günümüzdeki toplumun başarı kıstası güç ve para… Gücünüz ve paranız varsa o kadar statünüz vardır demektir. Tam bu noktada Maslow'un ihtiyaçlar piramidine bakacak olursak güç ve para altta bulunan ikinci basamakta yer almaktadır.
Ve  ideal insana ulaşmak için güç ve para sadece bir araçtır, amaç değil. Fakat toplum için, kişinin gücü ve parası varsa o kadar değerlidir. Eğer pabucunuz yeteri kadar statülü ise tekme atabilirsiniz, değilse sedyeyi kirletmeyin.

Toplum tarafından statü bu şekilde belirlenirken, bireyler de bu statüye ulaşmak için güç ve parayı amaç edinirler. Ve Maslow'un piramidinde her daim ikinci basamakta yer almaktadırlar. Amaçları ideal insana ulaşmak için alttaki basamakları araç olarak kullanmak değil,artık alttaki basamakları hatta sadece ilk iki basamakta kalıp orayı amaç edinmek olmuştur.Durum bu şekilde olduğu takdirde birey, amaçlarını ve araçlarını karıştırarak sosyoloji dilinde tipik bir yabancılaşma örneği yaşadığını fark edemez bile.

Peki bizler bireysel olarak tesadüfen bir araya gelmiş bir toplumun tartışmaya açık kriterlerine,kıstaslarına göre neden statümüzü belirleyelim ki? Önemli olan bizim kendimizi nerede gördüğümüzdür. Her bireyin kendi içinde başarı kıstası ne olduğudur. Başarı kriterlerimiziMaslow'un piramidi eşliğinde düzenlediğimizde; hayatı anlamlı gören, bir hayat felsefesine sahip olan ideal insan statüsüne ulaşabiliriz.

YABANCILAŞMA:
Yabancılaşma kavramı,sosyolojik bir terim olup, birçok sosyologlar bu kavramı farklı şekilde tanımlamışlardır.

Yabancılaşma insanın hayatının herhangi bir anında, yaptığı işin, içinde bulunduğu faaliyetin yerini ve anlamını belirleyecek genel bir hayat felsefesine sahip olmaması veya benimsediği hayat felsefesi ile aradaki ilişkiyi kuramamasıdır.'' Koza
 Bu tanımdan yola çıkarak ilk olarak genel bir hayat felsefesine sahip olamamakla kastedilen nedir? İnsan dünyaya geldikten sonra yaşamını idame etmeye çalışır. Bunun için gerekli olan ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Fakat bu yaşamı değerli kılacak olan nedir?
HAYAT FELSEFESİ;hayatı belli erdemlere ve düzene göre yaşamaktır. Yani doğumla ölüm arasındaki o büyük boşluğa bir anlam yüklemektir

Neye göre, nasıl yaşıyorum diyen bir insanın hayatına başlık atması durumudur. Örneğin; bir öğrencinin tek amacı sadece üniversitede okuduğu dersleri geçmek olduğunda o öğrencinin hayat felsefesi ''sadece dersleri geçmektir.''

Halbuki hayat felsefesi bu kadar dar bir kalıba sığdırılmamalıdır. Bir başka durum, bir çalışanın sadece işten eve, evden işe gitmesi yaşamını anlamlandıracak bir felsefeye sahip olmaması bir yabancılaşmadır. Önemli olan kişinin yaşamını sürdürürken yapacağı işte yüksek bir ideale sahip olmayı amaç edinmesidir.

 Örneğin; bir uluslararası ilişkiler fakültesi öğrencisini ele alalım: Öğrenci fakültede derslere gider, notlarını alır,sınavlarına girip başarılı olur. Ardından daha iyi iş imkanları bulmak için YDS, ALES gibi sınavlara girer ve yüksek puanlar alır. Dolayısıyla yüksek maaşlı güvenli bir iş ortamı sağlar. Ve artık o öğrenci  amacına ulaşmıştır.

Peki soru şu; bu uluslararası ilişkiler fakültesi öğrencisinin hayat felsefesinedir? İşte sorun da tam olarak budur. Bu öğrenci genel bir hayat felsefesine sahip değildir. Çünkü amacı yüksek maaşlı ve güvenli bir iş ortamı bulmaktır. Ve bunun içinde hayatı boyunca birçok engelleri aşmaktadır. Neden? Sırf yüksek maaşlı ve güvenli bir iş ortamı bulmak için. HalbukiMaslow'un piramidinde yüksek maaşlı ve güvenli bir iş ortamı bulmak sadece ikinci basamaktadır. Bu öğrenci, bütün hayatını, sadece ikinci basamağa ulaşmak için harcamıştır. Halbuki bir uluslararası ilişkiler fakültesi öğrencisinin amacı; hukuki kaidelere bağlı kalarak ilişkileri müdafaa etmek olduğunda bu öğrenci bir hayat felsefesine sahip olacaktır. Amaç, hukuk çerçevesinde hareket etmek, araç ise bunun için okul sınavlarında başarılı olmak, YDS, ALES yüksek puan alıp, yüksek maaşlı güvenli bir iş sahibi olmaktır.
Amaçlarla araçları karıştırmamaktır önemli olan. Kişi benimsediği hayat felsefesi ile aradaki ilişkiyi kuramaz. İnsanların çoğunluğu amaçlarını unutmuş, araçlara takılıp kalmışlardır. Araçları amaç zannetmeleri sonucunda bir kısır döngü oluşmuş ve insanlar amaç idealinin yerine araçları ideal olarak görmeye başlamışlardır. Dolayısıyla insanlar ideale doğru hayatlarını anlamlandıracak bir hayat felsefesi ve inanç sistemi elde etmeli ve araç-amaç ilişkisini iyi kurup, hayatın akışı içerisinde araçlarla uğraşırken amacı kaybetmemelidir. 
Maslow'un piramidiyle birlikte değerlendirecek olursak; bireyler alt basamaktaki araç ihtiyaçları amaç edinerek yabancılaşma yaşamaya başlarlar ve fark etmezler. Günümüz tüketim toplumunun en büyük sorunu temel ihtiyaçları amaç edinmeleridir. Kişi birinci basamaktaki açlığını gidermek için bütün hayatını buna harcar.

AMAÇ; İDEAL İNSAN olmak kendini gerçekleştirmektir.
ARAÇ; alt basamaktaki güdülerdir. Bireyin amacını gerçekleştirmek için alt basamaktaki ara ihtiyaçlarını kısmen gidermesi gerekmektedir. Yoksa amacına ulaşamaz.
Kendini gerçekleştiren ideal insan olma yolunu birey kendisi belirlemeli ve bir hayat felsefesine sahip olmalı.Bunu belirlerken de Maslow'un ihtiyaçlar piramidini göz önünde bulundurmalıdır. Bir insan kendini gerçekleştirirken yüksek bir hedefe ulaşma amacı içinde olmalıdır. Amaçları felsefi, dini, ahlaki biçimde şekillenebilir.

Her ne olursa olsun amacı belirlerken yüksek bir gaye yani bir hayat felsefesini iyi belirlememiz gereklidir. Aksi halde belli bir hayat felsefesine sahip olmayan insan, bazı çevreler tarafından yapılan telkin, propaganda, reklam, vb. şeylere kanacak ve onların isteği doğrultusunda ''vida çeviren hayvan”, “homo consumer(tüketici hayvan”, “mutlu robot '' (Kozak) dönüşebilecektir.
İhtiyaç analizlerimizi güncel bir şekilde yaparak konumumuzu belirleyerek anlamlı yaşamlara sahip olabiliriz.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar