AB'de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
Orhan Özçatalbaş

Orhan Özçatalbaş

AB'de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü

19 Haziran 2019 - 06:30

Bir ülke ya da ülkelerin oluşturduğu birlikler içerisinde birden farklı alanda ortaya konulan politikaların, uygun yöntem ve araçlar kullanılarak eşgüdüm halinde yürütülerek sinerji oluşturması önemli ve değerli bir beklentidir. Esasen bu beklentinin karşılık bulduğu ülkelerde veya ülke gruplarında sektörel gelişme politikalarıyla sosyal politikalar arasında eşgüdüm sağlanmıştır ve sektörler arası ilişkiler sürdürülebilirlik temelinde iyi kurgulanmış bir ekosistemde buluşturulmuştur.

Tarım Sektörü ile Sosyal Politikalar Etkileşimi

Tarım sosyal ve ekonomik nitelikleriyle sadece ekonomik değil aynı zamanda toplumsal işlevleriyle tüm dünyada stratejik öneme sahip bir sektör durumundadır. Tarım alanında gelişmiş ülkeler bugün sanayi ve teknoloji alanında da en öndedirler. Ancak bu gerçeklik küresel düzeyde farklı şekillerde ortaya çıkmıştır. Örneğin  Avrupa birlik olmaya karar verdiği 1951 yılında Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg,bir araya gelerek  kömür ve çelik sektörünü geliştirmek amacıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu oluşturmakla süreci başlatmıştır. Başlangıçta tarım konusu doğrudan geçmese de takiben tarım en önemli uğraşı alanları içerisinde yer almıştır.

Birlik 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ve 1992 yılında ise Avrupa Birliği isimlendirmesiyle sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi bir örgüt olarak güç merkezi olmayı başarmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan gıda yetersizliği AB’nin gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik politikalara yönelimi gerektirmiş ve tarımda verimliliğin artırılması, tüketicilere uygun fiyatla gıda temini ve çiftçilere de adil yaşam standartları sağlanmasını amaçlayan Ortak Tarım Politikası(OTP) 1962 yılında uygulamaya konulmuştur. Bu süreçte tarım ürünleri ithalatında birlik üyelerini koruyucu, ihracatta ise ihracatı artırmaya yönelik teşvik politikalarının izlenmesi söz konusu olmuştur. Böylece birlik üyesi ülkelerin birlik dışındaki ülkelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmesine ve sektörün gelişmesi söz konusu olmuştur. Burada sosyal politikalar bakımından adil yaşam standartlarının sağlanması hedefi önemlidir ve bir bakıma topluluğun tarım politikalarıyla topluluk sosyal politikalarının gerçekleştirilmesine yönelik eşgüdümü ifade etmektedir.

Avrupa Birliği, Ortak Tarım Politikası’nın üç temel boyutunu oluşturan “pazar desteği, gelir desteği ve kırsal kalkınma” ile; AB ortak tarım politikası kent ve kır nüfusunun sosyo-ekonomik bakımdan eşitlenmesine ve elde edilen refahın kır ve kent arasında da adil dağılımına yönelik çalışmalara odaklanmıştır ve Avrupa Birliği yönetimi üye ülkelerin çiftçileri arasında ortaklık sağlamak üzere çalışmaktadır. Bu çerçevede oluşturulan “Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu”(FEOGA) ile ortak tarım politikası kapsamında yapılan harcamaların topluluk üyesi ülkeler tarafından ortaklaşa üstlenilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda topluluk; “Tek Pazar” ilkesi(üye ülkelerde tarım ürünlerinin serbest dolaşımını engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılarak Tek Pazar oluşturulması), “Topluluk tercihi” ilkesi (AB içinde üretilen ürünlere öncelik tanınarak birlik içinde üretilen tarım ürünlerinin üçüncü ülkelerden yapılan ithalata karşı korunması ve ihracatta ise birlik ihraç ürünleri sübvanse edilmesi) ve üçüncü ilke olarak “ortak mali sorumluluk” ilkesi (ortak tarım politikası kapsamındaki tüm harcamaların üye ülke yönetimleri tarafından ortaklaşa üstlenilmesi) söz konusudur.

Diğer Sosyal Politika Alanları

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sosyal politikalarında eşgüdüm üye ülkelerin mevzuatlarında birlikteliği gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda tarımla da ilişkili olarak diğer sosyal alanlarla ilgili önemli konular bulunmaktadır ve bunlar ilgili metinlerde ve İktisadi Kalkınma Vakfı’nın değerlendirmelerinde de yer almaktadır (İKV, 2010) gibidir. Buna göre;

  • Birlik, kadın-erkek eşitliği alanında da üye ülke mevzuatlarını ve uygulamalarını geliştirmekte ve bu çerçevede “eşit işe eşit ücret” prensibini ve istihdama giriş, mesleki eğitim, terfiler ve sosyal güvenlik sistemlerinde muamele eşitliğini esas almaktadır.
  • İşçi haklarının korunması, işçilerin bilgilendirilmesi, çalışan gençlerin korunması, çocuk işçiliğinin önlenmesi, çalışma saatlerinin belirlenmesi, kısmi süreli ve belli süreli çalışmanın hukuki statüye kavuşturulması alanlarını düzenlemekte ve iş sağlığı ve güvenliği alanında detaylı ve bağlayıcı hükümler getirmektedir.
  • İşçilerin Birlik içinde serbest dolaşımına engel teşkil edebilecek tüm faktörlerin ortadan kaldırılması için gerekli düzenlemeleri yapmakta ve işçilerin tüm haklarını güvence altına almaktadır. 
  • Birlik, üye ülkelerde istihdamın artırılması ve işsizlikle mücadele alanlarında da üye ülkeler arası işbirliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Belirlenen “İstihdam Stratejisi” ile ulusal eylem planları ve alınan mesafeleri değerlendirmektedir.
  • Avrupa Sosyal Fonu çerçevesinde hazırlanan istihdam artırıcı projelere destek sağlamaktadır.
  • Yine Lizbon Antlaşması ile birlikte sosyal politika alanında yeni ek hedefler (tam istihdam ve sosyal gelişmenin sağlanması; sosyal dışlanma ile mücadele ve ayrımcılığın önlenmesi; sosyal adaletin yaygınlaştırılması ve yoksullukla mücadele) belirlenerek üye ülkeler arasında paylaşılmıştır.

 

Sonuç itibariyle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin geçmişten bugüne elde ettiği gelişmeler bir bakıma sektörler arasında ortaya konulan uyumla ilgilidir. Bu kapsamda farklı sektörlere ilişkin politikaların uygunluğu ve etkinliği ile birlikte belirlenen politikalar arasında eşgüdüm sağlanması büyük önem taşımaktadır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar