Orhan Özçatalbaş

Orhan Özçatalbaş

ORGAN BAĞIŞI YENİ BİR DÜNYA BAĞIŞLAMAK GİBİ!

Hayat ne sürprizler sunar bilinmez! Her sorunun mutlaka bir cevabı vardır ve verilir, ancak bazı sorular vardır ki, gerçek cevabı ancak yaşanınca verilebilir niteliktedir.
Örneğin bir büyük sorunu tam aşmak üzereyken hiç daha ağır bir zorlukla hiç karşılaştınız mı?
Cevabınız evet ise, pekala ne yaptınız? Ya bir kimseye can olmak, yani onun canını kurtarmak için bir fırsat yakaladığınızda bu fırsatı değerlendirdinizse nasıl bir tutum takındınız?
Bu sorulara “evet” ya da “hayır” diye cevap vermek mümkündür, lakin soruya konu olan olayı yaşayan kimsenin verdiği karşılık daha bir anlamlıdır, daha bir gerçektir.
 
Bir erdemlilik göstergesi olarak “Organ Bağışı”
İki yıl kadar önce tanık olduğumuz bir olaydan hareketle konuyu açıklamaya çalışalım… Yer; Akdeniz Üniversitesi Prof.Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Eğitim, Araştırma Ve Uygulama Merkezi koordinatörü Sayın Nilgün Bilal’in odası.

Kapıya vuruldu yavaşça, belli ki içeri girmek için izin isteyen biri ya da birileri vardı. Kendisini mesleğine adamış uzman hanımefendi içtenlikle seslendi. Buyurun!
İçeri iki kişi girdi, saygılı ve yüzlerinde temkinli bir sevinç ifadesi vardı. Akdeniz Üniversite’sinin Organ Nakil Merkezi’nin kuruluşundan beri kurumsal kimliğini temsil ettiğinin farkında olduğunu hissettiren Nilgün Bilal,  samimi bir iletişim kurarak, muhataplarını can kulağıyla dinliyordu. Yirmili yaşlarda olan genç 60’lı yaşlarda olan babasıyla birlikte Anadolu’nun doğusundan gelmişler, daha önce kliniğe başvurmuşlar ve babası için organ naklinin en uygun çözüm yolu olduğu belirtilmişti. Bunun üzerine testler yapılmış ve uyumluluk ve uyumsuzluk durumları klinik bulgularla ortaya çıkmıştı.
Genç adam babasına organ nakli için kendi organını vereceğini söylerken gözleri parlıyordu. Önemli ve çok değerli bir iş yaptığının farkında olarak mutluydu ve babasının gururuydu. Tabi ki en yakınının canına can olmak tarifsiz bir mutluluktu.
Genç, test sonuçlarını ve raporları Organ Nakli Koordinatörü Uzman Nilgün Bilal’e uzattı. Nilgün Hanım sonuçları içeren kağıtlardaki yazılanları dikkatlice okudu ve uyumluluk konusunda sorun olmadığını nakil yapılabileceğini söylerken genç adamın babasına dönerek: “Amcacığım nakil konusunda rahat olun, şanslısınız oğlunuz size nakil için böbreğini vermeye hazır. Bu çok önemli çünkü herkeste bu uyum söz konusu olmayabiliyor ve insanlar hemen organ vermeye gönüllü ve hazır olmayabiliyorlar. Oğlunuzun bu davranışından dolayı siz de mutlaka mutlu ve gururlu olmalısınız. Ancak sizin operasyonu hemen değil daha sonra yapacağız, çünkü sizde başka bir sağlık sorunu görünüyor, öncelikle onun tedavisinin yapılması gerekiyor. Sonrasında nakil işlemi yapılır. Merak etmeyin, inşallah tedaviniz tamamlandığında biz burada sizi bekliyor olacağız...”
Genç adam ve babası organ nakli için geldikleri odadan Uzman hanımın “tedirgin etmeyen, samimi ve ümit veren mesajını” alarak ve selamlayarak ayrıldılar… 
Baba ve oğul dışarı çıktıklarında uzman hanımefendiye “Amcanın naklini engelleyen diğer sağlık sorunun ne kadar önemli olduğunu sorduğumuzda, konuyu açıklayarak üzgün bir ifadeyle “yazık ki kanser tanısı var!” diye sözünü tamamladı ve odada derin bir sessizlik oldu, tarifi zor duygular içinde hepimiz öylece kaldık…
 
İnsanlığı kurtarmanın anahtarı!
Hakikaten hayat insana ne sürprizler sunar bilinmez, yukarıdaki örnek olayda da görüldüğü gibi bir büyük sorunu tam aşmak üzereyken insan daha ağır zorluklarla da karşılaşılabilir! Önemli olan erdem ve bilgelikle cevap verebilmek,  pes etmemek, zorluğun karşısında mücadele vermektir.
Tabi ki olayda geçen genç adamın kararı; babasını yaşatmak ve “bir insana can vermek anlamındadır.” Ve genç adam bir insanı yaşatmak fırsatını “çekinmeden ve düşünmeden “EVET ben hazırım!” diyerek cevaplamış ve “ben bir insanım ve insanlık değerlerini yaşatmak benim için hayatın anlamıdır.”, tutumunu benimsemiştir. Bu anlayış ve tutum bir bakıma erdem sahibi olmanın kanıtı gibidir ve esasen insan olmanın da gereğidir.
Sözün özü organ bağışı bir erdemlilik göstergesi olmak yanında “insanlığı kurtarmak” iddiasının ve inancının da sahiplenilmesidir. Bilindiği gibi yüce dinimiz İslam “Kim bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” buyruğuyla Müslüman her kimseyi organ bağışı yapmaya çağırmaktadır ve bu buyruğa uyarak organ bağışı yapan her insanı “insanlığı kurtarmış olmak gibi bir üstünlük payesiyle” ödüllendirmektedir.
O halde; organ bağışı yapmada gönüllü olmak ve bağış yapmak hem insani, hem de İslami bir görevdir!
 
Organ Bağışı Haftası
Bilindiği gibi Ülkemizde her yıl 3-9 Kasım tarihleri arası "Organ ve Doku Bağışı Haftası" olarak kutlanıyor ve bu günlerde Organ ve Doku Bağışı Haftası’nda bulunuyoruz. Sadece tedavisi organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir sorun alanını oluşturmaktadır ve gelişmiş ülkelerle birlikte ülkemizde de bu alanda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Bağış konusunda toplumda bilinçlendirme çalışmaları ise aralıksız sürdürülmektedir.
 
Türkiye’nin Gururu Akdeniz Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi organ nakli alanında ilklerin üniversitesidir. Özellikle organ nakli konusunda toplumsal bilinç oluşturmayı misyon edinerek, organ nakli konusunu ülkemizde ilk sahiplenen ve bu konudaki eğitim ve araştırma hizmetlerine öncülük ederek büyük bir görevi yerine getirmiştir. Merkez bugün bünyesinde gerçekleştirilen çoklu organ ve kompozit doku nakilleri ile dünyanın sayılı organ nakli merkezleri arasında yer almaktadır.
14 Nisan 1982 tarihinde böbrek nakliyle başlayan ilk organ nakli uygulamaları, 31 Ekim 1991 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak kurulan Organ Nakli Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi adı altında organize edilmiştir. 28 Temmuz 2010 tarihinde ise “Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü“ kurularak ülkemizde yine bir ilke imza atılmıştır. Enstitünün amacı her türlü organ nakli uygulamasını çağdaş düzeyde gerçekleştirmek, doku ve organ nakli konularındaki yeni gelişmeleri ülkemize aktarmak ve bu kapsamda yurtiçi ve yurtdışında bu alanda çalışan merkezlerle bilgi ve deneyim paylaşarak ortak çalışmalarla güç birliği ve dayanışmayı artırmayı hedeflemektedir. Enstitü’nün vizyonu ise “Organ ve doku nakli konusunda evrensel nitelikte ve uluslararası düzeydeki gelişmeleri izleyerek organ nakli konusunda eğitim, araştırma ve uygulama yapan, özgün düşünce ve güvenilir çalışmalarıyla sağlıkta ve eğitimde referans alınan, diğer kuruluşlarca örnek gösterilen bir kurum olmaktır.” şeklindedir.
Tabi ki kendini ulusal ve uluslararası düzeyde kanıtlamış bu güzide merkezin kendiliğinden oluşmadığı açıktır. Ne çok emek, ne çok mücadele, ne çok fedakarlık vardır ki, sadece o günleri yaşayanlar bilirler. İnsan ve Türkiye sevgisiyle kurulan söz konusu merkezin hayat bulması ve bugüne ulaşmasının ne büyük bir değer olduğu ise bugün tartışılamaz.
Bu vesileyle Antalya’yı ve Türkiye’yi organ nakli alanında elde ettiği başarılarla dünyaya tanıtan, kurucu ve  ilk organ naklini gerçekleştiren isim olmak yanında verdiği hizmetler nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne ismi verilen Akdeniz Üniversitesi’nin kurucu rektörü Prof.Dr. Tuncer KARPUZOĞLU hocamızı rahmet ve saygıyla anıyorum.
Merkezin gelişmesinde ve dünyanın sayılı organ nakil merkezlerinden birisi olmasında kuruluştan bugüne katkı veren ve bu kutsal görevde bayrak taşıyan başta Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Prof. Dr. Ömer Özkan, Prof. Dr. Bülent Aydınlı, Prof. Dr. Hüseyin Koçak, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ilk günden bugüne merkezin kurumsal hafızası ve neferi olan Üniversitemiz Organ Nakli koordinatörü Uzman Nilgün Bilal’e ve isimlerini tek tek sayamadığım tüm bilim insanlarına ve katkı veren sağlık tüm çalışanlarına “insanlığı kurtarmaya” fırsat tanıdıkları için, bu nadide merkezde organ nakli olmuş bir kardeşe sahip olan bir kimse ve Akdeniz Üniversitesi’nde yirmi yıldan fazla bir süredir görev yapan bir akademisyen olarak şükranlarımı, saygı ve sevgilerimi sunmak isterim.
Yazımızı şöyle tamamlayalım! Organ bağışı yaparak bir sevdiğimize veya bir insanımıza bir can, yeni bir dünya hediye etmek, her birimizin elinde, o halde organ bağışlayarak atan bir kalbimiz yerine, neden iki kalbimiz olmasın!



Prof. Dr. Ömer Özkan



Rektör Prof. Dr. Özlenen ÖZKAN





Prof. Dr. Bülent Aydınlı



Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar




PROF. DR. HÜSEYİN KOÇAK



Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu

 

Organ Nakli koordinatörü Uzman Nilgün Bilal
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar