Orhan Özçatalbaş

Orhan Özçatalbaş

Tarım bağışıklığı güçlendirir!

Sanıyorum ki “Tarım bağışıklığı güçlendirir!” kavramı ilk kez bu yazıda ifade ediliyor. Daha önemli bir ifade ile devam edelim. Tarım sosyal ve ekonomik krizlere karşı ülkenin bir bakıma bağışıklık sistemidir.
Ekonomide kriz yaşandığında, küresel bir salgın veya afet olduğunda, kültürel bakımdan sanayi toplumu ve kent yaşamının ürettiği değerler bozulmaya başladığında, insan organizmasının direncini artırmak ve insan beslenmesi için gıda arzının(gıda güvencesi) artırılması gerektiği konuları konuşulmaya başlandığında güvenilir bir liman olarak tarım sektörü ve kırsal alanlar hep öne çıkmaktadır. Durum böyleyken acaba yıllar yılı tarım sektörüne neden üvey evlat muamelesi yapılmıştır? diye sorulabilir. Bunun çok geniş bir tartışma alanı olduğu hatta bir kitap konusu olduğu açık ve geçmişte kaleme aldığımız yazılarda bu konulara yer yer değindik.
Ancak bu yazımızda yukarıda sayılan tüm işlevleriyle birlikte bugün Kovid-19 sürecinin getirdiği şartlarla tarım ve kırın insan sağlığı ile ilgili olarak pekişen rolü üzerinde duracağız.
 
Sağlıklı insan için tarım ürünleri
Bilindiği gibi tarımsal gıda ürünlerinden özellikle bazıları insan organizmasının bağışıklık sistemini desteklemekte ve güçlendirmektedir. Söz konusu bağışıklığı güçlendirici etkileri olan ürünler antioksidan açısından zengindirler ve söz konusu tarım ürünleri içerisinde renkli meyve ve sebzeler önemli yer tutmaktadır.  Dolayısıyla antioksidanlar her yiyecekte bulunmamakta olup, antioksidanlar serbest radikallerin etkisiyle ortaya çıkacak zararların, hastalıkların bir bölümünü etkisiz hale getirerek önleyebilmektedir. Antioksidan açısından zengin ürünlerin başında nar, siyah üzüm, böğürtlen, yaban mersini, domates, pancar, havuç, enginar, sarımsak, ıspanak, kırmızı biber  gibi ürünlerle birlikte kuru üzüm, erik, fındık, ceviz, kepekli tahıllar, kanatlılar ve balık gelmektedir.
 
Örneğin antioksidan bakımından zengin bir diyetin kalp hastalığı ve belirli kanserler dahil olmak üzere birçok hastalık riskini azaltabildiği belirtilmektedir. Özellikle antioksidanların, insan vücudunu oluşturan hücrelerden serbest radikalleri temizleyerek oksidasyonun neden olduğu hasarı önlemekte veya olumsuz etkiyi azaltmaktadır. İnsan vücudundaki oksidasyon sürecinin hücre zarlarına ve hücresel proteinlere, lipitler ve DNA dahil olmak üzere diğer yapılara zarar vermektedir. Burada oksijen metabolize edildiğinde, diğer moleküllerden elektronları çalarak DNA ve diğer hücrelere zarar veren 'serbest radikaller' adı verilen kararsız moleküller oluşturur. Oksidasyonun stres, sigara içimi, alkol, güneş ışığı, kirlilik ve diğer faktörler tarafından hızlandırılabileceğini de dikkate alındığında(Vic.gov.au, 2020) oksidasyonun zararlarını azaltmak için belirtilen faktörlerden uzak durmak gereklidir ve   insan vücudunu oluşturan hücrelerden serbest radikalleri temizlemek için antioksidan içerikli ürünleri tüketerek oksidasyonun neden olduğu hasarları önlemek yönünde ön almak önemli olmaktadır.
 
Burada belirtmek gerekir ki; her insanın söz konusu antioksidan içeren ürünlerin her birinin sağlık üzerine olumlu etkisinden yararlanması beklenen bir tutumdur. Ancak söz konusu ürünlerin beklenen etkiyi arzu edilen düzeyde sağlaması için kalite olmazsa olmazdır. Bu noktada kaliteyi garantileyecek markalaşma odaklı yöntemlere ihtiyaç bulunmakta olduğunu da açıkça belirtmek gerekir. Tabi ki; tarım ürünlerinin markalaşmasında ve özellikle yöresel ürünlerin markalaşmasında önemli bir araç olarak öne çıkan coğrafi işaretler ve tabi ki organik sertifikalı ürünler üzerinde önemle durmak gerektiği açıktır.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar