Yazılarımın hemen hemen büyük çoğunluğunda bazı gerçekleri vurgularken belki birilerini abarttığım yönde duygulara kapılanların olduğundan adım gibi eminim.
Zaman zaman da olsa, “Bir noktaya kadar haklı olabilirler” demediğim anlar olmadı değil. Ama ardından yazılarımla ilgili gelen olumlu-olumsuz tepkilerden tutun da, başka dertlerle mail veya mesaj yoluyla olsun telefonla arayıp sıkıntılarına çare olmamamı isteyenlerle karşılaşınca emin olun doğru işler yaptığını anlıyor insan.
Bizim de gazetecilik icramızda en büyük keyif aldıklarımızın başında, amacına ulaşan adımlar atmak olduğunun da altını özellikle çizmek isterim.
Yani kısa ve öz.
Varsa bir yanlışlık onun karşısında durup yanlışlığın ortadan kaldırılması.
Ne bileyim adaletsizlik terazisi şaşıyor, insan yaşamı olumsuz yönde etkileniyor da biz de o konuların üzerine gidip sorunu tepelere taşıyıp çözüm arıyorsak işimizi yapıyoruzdur.
İşimizi de yaparak olması gerekenleri de oldurabiliyorsak işte bunun verdiği haz paha biçilemez değerde oluyor.
Tabi ki herkes için geçerli olmaya bilir.
Gazetecilik de karakter meselesi.
Konuyu nereye getirmeye çalışıyorum?
İnanın yazılarımı yolladığım dostlarımdan birisi daha geçtiğimiz gün sabah saatlerinde telefonla aramış. Sonradan gördüm ve ilerleyen saatlerde kendisiyle görüştüm.
Bana anlattıkları koskoca bir köy mü desem yoksa bütünşehir yasasıyla mahalleye dönüşmesinden dolayı Döşemealtı’nın Bademağacı mahallesini öyle bir ilgilendiriyor ki.,
“Araştırmalarımda gördüm ki, Muhalefet Partilileri ilgilendirmiş de, acaba İktidardaki Antalya Milletvekillerini ya da aynı partinin il idarecilerini de yakinen ilgilendirir mi” diye düşünmeden edemedim.
“Konu kamuoyu ise neden ilgilendirmesin ki” mırıldanışlarını duyar gibiyim.
Sıkıntıları bana anlatan çok eski bir dostum.
Adı Ömer Apa.
Ömer sol yanıyla bilinir. Yani siyasi görüşü solcudur. Ama 40 yıldır tanıdığım, 2009-2014 yılları arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaparken bizzat takip ettiğim kadarıyla da toplumsal olaylarda teraziyi hep ortadan tuttuğunu gördüğüm birisidir kendisi.
Bir de bana anlattığı konuya baktım, “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” türündendi.
Efendim konu Bademağacı mahallesini de ve o havalede yaşayan insanların yaşamlarını ciddi ciddi tehdit etmekte olan bir fabrika olayı.
Ve noktasına, virgülüne dokunmadan aynen bana aktarılanları yazıyorum.
“Burdur’un Bucak İlçesi Kızılkaya Beldesi sınırları içinde faaliyet gösteren Çimento Fabrikası’nın Kurulu Sahası’nın kontrolsüzce saldığı toz yüzünden; Antalya’mızın Döşemealtı İlçesi Bademağacı Mahallesinde tüm yaşamı yılladır tehdit etmektedir. Bademağacı Mahallesi; İklimi, toprağı ve göller yöresinden esen rüzgârlarıyla dünyaca ünlü bademin, üzümün yetişme alanıdır. Şimdi o rüzgârlar fabrikandan çıkan zehirli tozları hemşerilerimizin üzerine ve o bereketli topraklara getirmektedir. İnsanlarımız zehir solumakta ve kanser, koah gibi birçok hastalığa sebep olarak yaşamı tehdit
etmektedir.”
Bu 7-8 satırlık bilgi detayını okurken kendi kendime, “Peki yıllardır bu durum nasıl görülmez de gerçek anlamda vurdum duymazlık örneği sergilenir ki” demekten kendimi alamadım.
Bu dünyada her şey para mı yahu?
Güçlü olan sade vatandaşı yok sayarak mı servetine servet katacak.
Hem de bu devirde ve hala!..
Konu bununla da kalmıyor.
“Çimento Fabrikası’nın yıllardır insan sağlığına vermiş olduğu zarar yetmezmiş gibi şimdide çevreye yayılan kum bulutuna sebep olan kum eleme ve taş kırma tesisinin ve özellikle hammadde alınan sahanın kapasitesini üç katına çıkarılmak istenmesi Bademağacı ve Dağbeli‘nde bulunan vatandaşımızı tedirgin etmekte.
Salınan tozlar neticesinde insanlarımız zehirlenmekte ve sağlığı tehlikeye atıldığı vurgulanmaktadır.”
Antalya’nın ey AK Parti Antalya Milletvekilleri. AK Parti İl ilçe başkanları.
İki üç tane sigara izmariti buldunuz diye ASAT’a binlerce lira ceza yazan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na ve tüm yetkililere sesleniyorum.
Bademağacı ve çevresinde yaşayan o insanlarımız umurunuzda mı?
Ben hiç sanmıyorum.
Zira sizin çok daha önemli işleriniz vardır.
Bekleyip göreceğiz.