2024 yaz sezonu yavaş yavaş yerini son bahara doğru bırakmaya başladı. Zira Ağustos’u da uğurluyor, Eylül’ü karşılamaya hazırlanıyoruz.
Eminim ki birçoğumuz sıcaktan bunaldığında kendisini yaylalara atmıştır.
En azından 3 milyonluk Antalya’nın hatırı sayılır kısmı bunu yapmıştır.
Yapmıştır yapmalarına da, yaylalarımıza gittiklerinde havanın serinliğinden başka bir şey görmeyip, acaba hiç etraflarına alıcı gözle bakmış mıdır?
Misal Antalya’nın elektrik idaresinden sorumlu mesul müdür?
Veya aynı kurumun yatırımlardan sorumlu bürokratı?
Veya Orman Bölge ne bileyim Şube Müdürleri?
Hatta ve hatta Vali Hulusi Şahin?
Bir Geyikbayırı ne bileyim Çağlarca ya da Feslikan taraflarına yolları düşmüş müdür?
Bakın Korkuteli’nin Yazır, Bozova, Sülekler ya da Garipçe’den.
Veya Elmalı’nın Akçay ve Gömbe tarafındaki dağ köylerinden bahsetmiyorum.
Akseki, İbradı ve Gündoğmuş gibi üvey evlat muamelesi gören ilçelerinin köylerinden de.
Merkez merkez.
Antalya’ya en fazla 25-30 Kilometre uzaklıktaki Geyikbayırı ne bileyim Çağlarca’yı soruyorum.
Bence yukarıda sorduğum sözüm ona bürokratların yolu ya lütfen düşmüştür ya da mecburiyetten şöyle bir turlayıp ateş almaya gelmişçesine anında geri dönmüşlerdir.
Ben yazımın içerisine koydurduğum fotoğrafı Çağlarca’da çektim. Söyleyeceklerimin ispatı olsun diye de yazıya iliştirdim.
1980’li yıllarda köylere döşenen ahşap elektrik direkleri devriliyor. Devrilmeyenler de yan yatmış devrileceği anı bekliyor. Bu durum köyde yaşayan halk için yangın tehlikesi de oluşturuyor.

Ben mi abartıyorum?
Yıkılan ne bileyim devrilen direkler için yenilenme tarihi: Çıkmaz ayın son çarşambası!.
Var mı bu konuda kesin ve net bir çözüm önerisi sunan?
“Köylerin ahşap elektrik direklerini şu tarihten itibaren değiştireceğiz” diye duyurular yapan?
Merak ediyorum da aynı konuda hangi köyün muhtarı ne zaman kime müracaatta bulunmuştur. Eğer ki bu konuda da koca bir hiç ise bu millet ve ormanlarımız sahi kime emanet?
Ben uzun yıllardır en azından böyle bir konuda basın açıklamasına ne bileyim bir tamime rastlamadım.
“Senin gözünden kaçmıştır” gibi basitçe suçlama yöntemini de seçebilirsiniz.
İstediğinizi yapın ama önce yapmakla yükümlü olduğunuz köylerimizin eskiyen, yıkıldı yıkılacak gibi duran. En önemlisi de tellerin birbirlerine değmesiyle doğa bilecek bir yangın faciasının önüne geçin.
Ulu Önder Atatürk “Köylü milletin efendisidir” demiştir.
Lütfen Ata’nın bu çok çok anlamlı sözü havada kalmasın.
Özellikle de ülkenin bürokratları açısından.
Şikayet ya da doğa bilecek tehlike bildirimlerinde yetkililer ne yapıyor?
Acil çözümü ahşap elektrik direği ya bir ağaca bağlayarak ya da direğin dibine taş koyarak sabitlemek oluyor.
Köylüler, geçici çözüm değil kalıcı çözüm için açık elektrik hatlarının kapalı kabloya dönüştürülmesini, ahşap direklerin demir direklerle değiştirilmesini istiyor.
Bazı köylerde yenileme yapılırken yenileme yapılmayan köylerde yaşayanlar, “Yangın mı çıkmasını bekliyorlar?” diyor.
Haksız da değiller.
Köyde tedirgin halde yaşamanın ne demek olduğunu bilen ya da tahmin eden var mıdır ki?
Ben buradan öncelikle dağ köylerimizin muhtarlarına seslenmek istiyorum. Eminim ki her birinizin elinde akıllı telefon var. “Bende yok” diyen azasından ne bileyim evladından yardım istesinler. Sözünü ettiğim durumdaki her bir direğe önce tek tek numaralandırsınlar sonra da resimlerini çekip en tepe yetkiliye ulaştırsınlar.
Cimer de her zaman onların emrinde.
Sonra da elektrik idaresi yetkililerine sözüm.
Klimanın karşısında oturmaktan lütfedin de poponuzu kaldırıp devletin tahsis edip devletin akaryakıtını koyduğu araçlara binin de dağ köylerimizdeki durumu gidip çıplak gözle görün.
Ve gereğini yapın.
Bu millet sizden sorunlarına çözüm ve hizmet bekliyor.
Not: Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek Çağlarcalı. Dolayısıyla yazıya konumu itibariyle Böcek’i de dahil edebilirdim. Ancak konunun muhatapları ayrı, Belediye başkanlığı ayrı. Sözün kısası bir şeyi fırsata çevirip sap ile samanı karıştırmadım.