Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Fesliken’da karşılaşmıştık. Ben gitmek üzere oradaki tanıdıklarımla, (Cavit Arı, Semih Esen, Aydın Özer) vedalaşırken,
Böcek bana, “Biz senle eski dostuz. Ne kadar hakkımda yazsan da ben seni severim. Gel bir selfi çektirelim de hatıra kalsın” demişti de.,
Zaman dardı, hakkında yazdıklarım ile ilgili gerekçelerimi diyemedim kendisine.
“Değindiğim, yapmadığından dolayı tepki gösterdiğim, çoğu yazımda yan gelip yatıyorsunuz dememe rağmen hiç cevap verebildin mi bana başkan” demez miydim?
Zaman yoktu.
Yeri de değildi.
Ama şimdi buradan diyorum kendisine.
“Sen bu kente yıllarca takdir edilecek, helal olsun iz bıraktı gitti dedirtecek her hangi bir eser yaptın da biz mi takdir etmedik Muhittin Başkan?
4.5 yıldır Antalya şehrine yakışır icraatların oldu da, biz mi görmemezlikten geldik Muhittin Başkan?
Seçim öncesi verdiğin vaatleri birer birer gerçekleştirdin de, “Helal olsun” mu demedik?
Biz, en azından ben, bu kentin gazetecisiyiz.
Dolayısıyla sen de takdir edip, hakkaniyetli gazetecilik yapmamış olsaydık, Feslikan gibi dağ başında o sözleri sarf edip günün anısına bırak resim çektirmeyi, görmemezlikten gelmek adına kafanı diğer yöne çevirirdin.
Olmadı be başkan.
4.5 yıl boyunca Antalyalıların seçip başlarına getirdiği Muhittin Böcek’den beklentiler ne yazık ki hayal kırıklıklarıyla sonuçlandı.
Özünde iyi bir insan, memleket sevdalısı birisisin.
Ne yazık ki 4.5 yıllık süreçte seçildiğin kente 4.5 kilometrelik yeni bir yol yapmamanın adına ben Büyükşehir Belediye Başkanlığı diyemem.
Kimse de dedirtemez bana.
Yıllarca kiracılarından yaka silken birisi olmasından dolayı, üç yıldır home ofis şeklindeki gayrimenkulünü kiraya vermekten kaçınan değerli Dostum Mimar Aydın Uçar, “Döneceksen yerimi hazırlayıp sana vereceğim” dediği günlerin üzerinden tam 8 ay geçti.
Yani benim terk ettiğim ile döndüğüm Antalya arasında emin olun hiç ama hiç fark yok diyeceğim de.,
Farkı söyleyeyim mi?
Şehir merkezindeki trafik insanlara saç baş yolduruyor.
Bırakın çocuk parkları ve yeşil alanları, kaldırımlarda bile yatan insan sayısı hayli fazla.
Şehir içi ulaşımı tam bir fiyasko.
Halk Otobüslerinde gün geçmiyor ki vatandaş ile şoförler bir birlerine girmesin.
“Çare” olarak görüp, İnsan Kaynakları A.Ş bünyesinde Belediye’ye aldığın şoförler bile maaşlarını alamadıkları için senin başkanlığını yaptığın Belediye önünde eylemde bulundular Muhittin Başkan.
O kısacık samimiyet sohbetinde bunları mı yüzüne vursaydım?.
Hani meşhur bir söz vardır ya, “Dost acı söyler ama gerçek söyler” diye.
Beni dost olarak da görmeye bilirsin.
Ama en azından nasıl bir gazeteci ve yıllardır bu kentte ne şekilde gazetecilik yaptığımızı en iyi bilenlerden birisin. O nedenledir ki ister yüzüne, ister köşe yazılarımda hayatın gerçeği, senin sarf ettiğin eforun ne ise ben onu yazarım.
Ne bir fazlasını, ne de bir eksiğini.
Ama bu memlekete hizmet etmek mecburiyetinde olan zatıâliniz etmiyorsa, bende “Neden” diye avazım çıktığı kadar bağırmaktan kaçınmam.
İşte bu nedenle döndüm.
Yazılmayanları yazıp hesap sormak, seni seçenlere verdiğin vaatleri yerine getirmediğini söylemek için döndüm.
Ben de seni severim Muhittin Başkan.
Ama Antalya’yı senden çok daha fazla..