Aslında şehrin menfaatleri açısından kaşınmaması gereken konuların pek üzerine gitmez, yapı itibariyle rafa kaldırmaktır huyum.
Ama ne yazık ki gün geçmiyor birilerinin tükürdüğünü yalaması.
Özellikle de biz gazeteciler ve tabi ki siyasetçiler açısından söylenen “Çark etmesi.”
Büyüklerimiz boşuna dememiş, “Bir şeye kızacağında iki kez düşün ve karar ver. Bunu yap ki sonradan pişman olmayasın” diye.
Neyden mi bahsediyorum?
“Gurk tavuk” meselesinden.
Ben demedim mi, “Bu konu siyaset dünyasında daha çok su götürür” diye.
Öyle olması için de belediye başkanları maalesef resmen gayret sarf ediyorlar.
Nasıl mı?
“Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım bilindiği üzere, 1 Ağustos Perşembe günü yapılan meclis toplantısında Altıntaş bölgesini belediyesine devretmeyen CHP'li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'e zehir zemberek sözlerle yüklenip, Böcek'e göndermede bulunarak, "Gurk tavuk gibi milyarların üstüne çökmüş verir mi?" demişti ya hani.,
Yıldırım böyle sözler kullanacak da, gazeteciler duracaktı öyle mi?
Sen kendi basın büronda gazeteci geçinenleri hatta hiç yapamıyorsan Aksu Belediyesi’nden milyonlarca alacağı olduğunu söyleyen sözüm ona gazeteci müsveddelerini durdur da görelim.
Yapmamız gerekeni yaptık ve bu densiz konuşmayı sütunlarımızda verdik.
Böcek’ten hızını alamayan Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım bunu yaptık diye biz gazetecilere yüklenmişti ya hani.,
Neymiş efendim, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’e savaş açmış gibi çarpıtarak haber yapmak etik değil.”
Kim söylemişti?
İsa Yıldırım.
Büyükşehir Belediye Başkanı’nın işine karış, Gazetecilerin mesleğine burnunu sok.
Ve çık sen “Etik” olayından bahset.
Kendisi ne yapıyor?
Ben söylemeyeceğim. Onun beğenmediği gazetecilerin yaptığı haberden kesit vereceğim: “Antalya'da CHP’li İsa Yıldırım ‘’Gurk Basmış Tavuk’’ dediği Böcek’ten özür diledi.”
Napmış napmış?
“Altıntaş bölgesi için atışan CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım Feslikan yaylasında barıştı.”
Gıyapta at tut.
Sonra objektiflere el ele, dişler dışarıya, dudaklar kulaklara şekilde poz ver.
Yani sırtını döndün mü gugukla, git yumurtanın üzerine otur-oturt, kalabalık bollaştığında tribünlere oyna.
"Filler tepişir çimenler ezilir" derler.
Bunlar hakikaten fil mi ki?
Bizler.
Yani Antalya halkı çimen benzetmesine cuk diye oturuyor da.
Çimenler filler olmadan da yaşayabilir ama filler çimenler olmazsa ölürler. Biz o filleri besleyen otlarız, insanlarız, halklarız.
Bizden beslenirler ve güçlendikçe bizi daha çok ezerler.
Ama eskidendi İsa Yıldırım eskidendi.
Ne siyaset dünyası senin 10 yıl önce bıraktığın gibi.
Ne de senin çiftliğini idare ediyormuş gibi yönettiğin bir belediye var artık ortada.
Hatta canın istedi mi pinpon topunu oynar gibi oynayabileceğin bir medya hiç yok.
Ama görüyoruz ki 10 yıllık süreçte İsa Yıldırım bir santim ilerleme kaydedememiş.
Ben demiyorum.,
“Deli mayın gibi CHP’nin içine salınan İsa Yıldırım’ın ne yapacağı belli olmaz ki! Benim tanıdığım İsa Yıldırım yetkiyi alıncaya kadar altından girip, üstünden çıkar ama yetkiyi aldığı gün adamın içinden başka birisi çıkar. Her şeyi yapabilecek, söyleyebilecek, etik değerlere fazla önem vermeyen birisini karşınızda bulursunuz. Nezaket kurallarını bir kenara iter, nerde ve ne zaman ne söyleyeceğini bilmeden ağzından çıkanı kulağı duymaz.”
Kendisini bu sözlerle en iyi tanıyanlardan birisi olarak bildiğim kişi tarif ediyor.
Yıldırım için söylüyor söylemesine de bu sözleri, ben de Böcek’i az çok iyi tanıyanlardanım. Öyle güreş sahasının arka taraflarında, yani sadece kendi fotoğrafçılarının önünde el sıkışan Muhittin Böcek tribünlerin ya da pehlivanların önünde bunu yapmadıysa daha çok atacağı peşrevinin olduğunun mesajını vermiştir.
Nokta….