Yıllardan 2023 de, dün gece kafamı yastığa koydum, gözlerimin önünden tam 33 yıl öncesi film şeridi gibi gelip geçiverdi.
Yarının yani bir gün sonra 12 Eylül olduğu aklıma gelince tabi.
Dile çok kolay gelir 33 yıl telaffuzu.
Bir anaya sorun evladını o yaşa getirinceye kadar geçen süreci.
Tabi ki babaya da.
33 yaşındaki bir delikanlı askerliğini çoktan bitirip gelmiş, babasının ya da kendi kurduğu işin başına geçip iş adamı bile olmuş, evlenmiş belki de ilk evladını da kucağına alalı 10 yılı geçmiştir.
O nedenle dilin söylediği gibi hakikaten geçen kısacık bir zaman dilimi değildir.
2000’li yıllarda Almanya’nın Hamburg kentine gitmiştim de, orada tanıştığım bir Alman aileye misafir olmuştum. Bize tercümanlık eden Türk dostumun aracılığıyla sohbet etme imkânı bulmuştuk. Dedi ki Alman büyüğümüz, “İnsan hayatında en değerli şey, zamandır.”
Bu söylemin hep ardında durdum da, bizim ülkemizde ne yazık ki hiç kimse boşa geçen zamanın kadir kıymetini bilmiyor. Bilmediği gibi de, önünde boşa geçecek o zamanın da önüne geçebilmek adına zerre kılını kıpırdatmıyor.
Daha dün gibi.
Ama geçip gideli 33 yıl olmuş 12 Eylül Askeri darbe ihtilalinin yapılalı.
Bugün hala o ihtilali yapanlara kin kusmaktan geri durmayan sözüm ona aydınlarımız var. Var olmasına var da, bendeniz de o ihtilali görmüş, yaşamış hatta kemiklerine kadar hissetmiş birisiyim.
Hem de yaşım 18’deyken.
Bence Türkiye’ye öyle bir ihtilal o dönemde gerekliydi ve zamanlama da geç bile kalınmıştı. Zira benim ülkemde kardeş kardeşi siyaset uğruna vurmaya, katletmeye başlamıştı.
Aile kutsallığı ortadan kalkmaya başlamış, tabiri caizse dış güçlerin baskıcı tavırlarıyla ülke sokakları kan gölüne dönmüştü.
Ve 12 Eylül günü ordu yönetime el koydu.
O gün her zamanki gibi giyinip sokağa bir adım ya attık, ya atmadık karşımızda rahmetli Bekçi Arap Osman amca. “İhtilal oldu oğlum. Sokağa çıkma yasağı var,evine geri dön” diyordu ama daha ihtilal nedir onu bile bilmiyorduk da, babam Biriketçi Hüseyin ustanın söylemiyle öğrendim.
Açık ve net söylüyorum eğer ki o yıl Askeri darbe olmamış olsaydı, bu gün hala yaşamlarını idame ettirmekte olan özellikle 50 yaş üstü-ki ben dahil, bir çok insanımız çoktan toprağın altında çürümüş olurdu.
12 Eylül ihtilali tamam da, sonrası hayır.
Hem de milyonlarca kez hayır.
Anlatmakla kelimeler yetmez.
Kısaca “Yaşayan ve hatta yaşayanlar bilir” desek inanın çok basit bir cümle olur.
Bu vesileyle 12 Eylül sonrası acı çeken, çektirilen, evlatlarını faili meçhule verip, tam 33 yıldır kapı eşiği gözleyenlerin acılarını, hüzünlerini en derin duygularımla paylaşıyorum.
“Sen hiç acaba döner mi” sorularıyla yaşadın mı?
Benim ülkemde 33 yıldır hala o umutla yaşayanlar var.
Peki, bu süreçte ne değişti Türkiye’de?
Görsellikte ve teknolojide çok şey de.,
Peki zihniyette?
O zaman da ülkeyi yönetenler vardı şimdi de var.
12 Eylül öncesi de siyaset piyasada kol geziyordu, bu zamanda da bırak kolu ayak bile geziyor.
Bir fark var bence.
O zaman Türkiye’de çok güçlü bir ordumuz vardı ya da biz öyle görüyorduk, şimdi var mı yok mu emin olun ben bilmiyorum.
Allah benim ülkem insanına bir daha ne 12 Eylül öncesini, ne de sonrasını yaşatmasın.