Hopbalaaaa.,
Yazının başlığına bakıpta, hülyalara dalmasın kimse. Benim ülkemde Diktatör yakıştırması yıllardır aldı başını gitti de, özellikle sosyal medyada bu söylem çok tekrarlandı.
Hem de bıkıp usanılmadan.
Ama ülkemiz bir seçimden, hatta 2 seçimden de yeni çıktı.
“Diktatörlükle yönetilen bir ülkede seçim mi yapılırmış” dedin mi kimsenin “Gıkı” bile çıkmıyor.
Ama Türkiye Cumhuriyeti’nde, hem de CHP’de Milletin vekilliğini yapmış birisi öyle demiyor.
Üstelik o vekilimiz herkesin dediğine değil, mensubu olduğu partiden, Milletvekili seçilip, İl Başkanlığını yaptığı partisinin Genel Başkanı için kullanıyor bu yakıştırmayı.
“Yakıştırma” diyorum zira, Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla Diktatörlükle yönetilmemiştir, bundan sonra da yönetilmesi imkansızdır da onda.
Kimden mi bahsediyorum?
Tabi ki Yıldıray Sapan’dan.
Dün yerimin dar olduğunu söylemiştim. Yazıyı belirli bir yere kadar yazmamın ardından Yıldıray Sapan’ın açıklamalarına geri döndüm ve nefes nefese okudum.
Sapan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık dönemini fetret devrine benzeterek, “CHP, insan ve lider anlamında mücevher dolu. Tam bir diktatör yönetimi var” ifadelerini kullanmış.
Ve, “Tayyip Erdoğan'dan fazla Atatürkçü mü var?” diyerek de Cumhurbaşkanını övmüş.
Bunu yaparken de, “AK Parti övgüsü yaptığım düşünülmesin, ben CHP'liyim ama ortada bir gerçek var. İnsanlar ‘Tayyip Erdoğan'a kurban olayım', ‘Allah ömrümden alsın, ömrüne versin' diyor. Bu irdelenmesi gereken bir şey. Peki sizin için bunu söyleyen birisi var mı? Yok. Tam tersi kendinize nefret örgütlüyorsunuz. Tayyip Erdoğan'a örgütlemeye çalıştığınız nefret, size dönüyor. Bunu nasıl göremezsiniz?”
Diğerleri, yani CHP Milletvekilleri ve kurmayları, Yıldıray Sapan’ın yaptığını yapabilir mi?
Bence hayır.
Zira Sapan’ın yıllardır koltuk derdi yok da onda.
Eski vekil CHP tabanı ile ilgili de bir takım serzenişlerde bulunmuş.
Mustafa Kemal Atatürk'ün mezhep, ırk ve köken anlayışıyla siyaset yapmadığına dikkati çeken Sapan, 2010 yılından bu yana CHP'de mezhepçiliğin yerleştiğini iddia etmiş.
Sapan, CHP tabanının Kılıçdaroğlu'nu genel başkan olarak görmediğini de ileri sürerek, “CHP'ye kayıtlı 1 milyon 350 bin kişiyi sandığa götürseniz, Kemal Kılıçdaroğlu'nu asla seçmez. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu'nda entelektüel seviyesi yüksek örgütü tatmin edecek bir belagat yok. Kılıçdaroğlu'nun söylemleri tatmin etmiyor. Dışarıdaki seyyar satıcıya sorsanız Kemal Kılıçdaroğlu gibi konuşur. Hatta o daha iyi konuşup, ideolojik, sosyolojik açılımlar yapar ve çözüm de üretir” demiş.
Vay da vay.
Yürek isteyen bir üslup ve cesaret isteyen söylemler.
Röportajımsı haberi yapan muhabir arkadaş, Yıldıray Sapan’a eski bir siyasetçi, CHP İl Başkanı ve Antalya Milletvekili olarak Ekrem İmamoğlu ile ilgili ne düşünüp, ne düşünmediği sorusunu yöneltmiş.
Sapan da, "Ekrem İmamoğlu belediye başkanıyken genel başkanlığı örgüt düzeyinde kabul görmez diye düşünüyorum" diye sözlerine başlamış.
“Ekrem İmamoğlu'nun anladığım kadarıyla bir genel başkanlık düşüncesi var. Ama bu söylediklerime herkes dikkat etmeli. Bu bir yarıştır ama bana sorarsanız Kemal Kılıçdaroğlu'nun bırakacağını düşünmüyorum. Belediye Başkanıyken Genel Başkanlığını örgüt düzeyinde kabul görmez diye düşünüyorum. Aday olacaksa olur, hevesini kırmayayım ama CHP'nin içinde daha çok cevher var” diye konuşmuş.
Haklılık payı var mı?
Var.
Kılıçdaroğlu söylediği gibi bırakacak gibi gözüküyor mu?
Hayır.
Bırakın, bırakmasın..
Ha 12 kez seçim kaybetmişsin ha 13. İsterse 14-15 olsun yahu!..
Kim ne hesabı soracak?