Hiç ama asla, “Acaba bunu sona mı saklasak da, cuk diye oturtsak” gibi bir niyetimiz olmadı. Her şeyin, “Şeffaf” bir o kadar da “Temiz” olmasının dışında hiçbir şey istemedik ve hala da zihniyet, aynı amaç ve gaye üzerinden devam ettiğini sanıyoruz.
Sandığımızla kalmışız!..
En azından öyle olması gerektiğini umuyordum.
Tam aksi imiş de, yeni yeni anlıyor, görüyoruz.
Neyden mi bahsediyorum?
Tabi ki Antalyaspor’dan..
Benim, taraftar olarak maça gittiğim yıllar hariç, 1988 yılında başladı Kırmızı-Beyazlı kulübü bire bir takip etme görevim.
Başkan Halim Horasan’ın deplasman maçına takımı gönderip, kendisinin Şanzalize ya da Roma Pavyonlarının kapanış saatlerini bekleyip, faiz karşılığı aldığı hasılatla yola düşüp Antalyaspor’un kaldığı otele geldiğine çok şahit oldum.
Ama bugün milyon TL’lik Harfiyat gelirlerinden bahsediliyor da, o da buhar ediliyor haberimiz bile yok.
Ahmet Yeşilyurt ve ekibinin sırf Antalyaspor’un borçlarını ödeyebilmek için kendi şahsi ticari kredilerini kulübe ipoteklediği daha dün gibi.
Ama bugün, bataklıktan alınıp düze çıkartılan Kırmızı-Beyazlı ekibin bu durumu resmen birilerini rahatsız ediyor.
Hasan Subaşı ve ekibinin en az 4 sezon boyunca başarı adına hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığını camia çok iyi biliyor.
Defalarca 2. Lig’e düşüldüğünü, hatta 3. Lig’in eşiğine gelinip, Elele verilerek o zor günlerin nasıl üstesinden gelindiğini de yaşadı camia.
Bekir Kumbul ile düşülüp, Menderes Türel ile yeniden çıkıldığını da.,
Subaşı’nın başlattığı tesisleşmeyi, Türel’in üzerine koya koya Antalyaspor’u Avrupa’nın kıskanılacak tesislerinden birisine sahip olan kulüp konumuna getirildiğini de bırakın Antalya’yı dünya haberdar.
Peki tüm bu imkanların üzerine oturup keyif süren, iş sıkıya gelince arkalarına bile bakmadan Antalyaspor AŞ’yi resmen kaderine terk edenleri de biliyor mu bu camia?
Davulu başkasının sırtına yükleyip, tokmağı da elinde tutan muhteremler mi makbul görüyor artık Türk Spor Kulüpçülüğünde?
Fikret ve Ali Şafak Öztürk’ün Antalyaspor’a verdikleri emekleri, ceplerinden yaptıkları harcamaları, Hasan Subaşı Tesislerini baştan yaratıp, alt yapının emrine tahsis edecek çalışmaları görmemezlikten gelecek mi ki koca camia?
Nerede Antalyaspor’a sabit gelir getirsin diye Menderes Türel’in hayata geçirdiği hafriyat paraları?
Nerede?
Antalyaspor A.Ş’den kaçıp giden Aziz Çetin aylardır nerelerde?
Yerine gelen Sabri Gülel’e destek mi olmuştur, köstek mi?
Çarşamba günü adına, “Basın Toplantısı” koyduğu gazetecilerle buluşmasında neden hafriyat gelirlerinden bırakın bahsetmeyi, H’sinden dahi söz etmemiştir?
Sabri Gülel istifa edince, iştahı kabaran eskiler olmuş da.,
“Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı mı” diyeceğiz?
Yoksa, “Tencere yuvarlanıp, kapağını bulmuş mu?”
35 senesini, Gazeteci, Köşe Yazarı, Kulüp Üyesi, Antalyaspor A.Ş hissedarı. Antalyaspor Yönetim Kurulu Üyesi ve Altyapıdan sorumlu yöneticisi. Tesis Müdürü ve Antalyaspor taraftarı olarak diyorum ki.,
Sonumuzu hayır getire!.
Çünkü bugünkü Antalyaspor’u yönetme zihniyeti beni derinden üzüyor, felaket tellallığı yapmak istemiyorum ama gelecek konusundaki akıbetimizden çok çok tedirginlik duyuyorum…