Ülkenin Genel Seçimlerinden çıkmasının şunun şurasında ne kaldı?
14 Mayıs’a 50 günden az bir zaman kala yıllarca siyasetin içerisinde olup, her icraatları sonrası kapı gösterilen, halk tabiriyle, Bir baltaya sap olamayanların gazeteleri var ya Facebook ve Twitter gibi. Adamlar boy boy resimlerinin altlarına faal siyasetçiliklerinde döşemedikleri lügatleri parçalayıp, kendilerinde yıllarca olmayan siyasi akılları başkalarına veriyorlar.
Benim de resmen sabah neşem oluyorlar. Yazdıklarını okuduğumda kahkaha atmaktan kendimi alamıyorum.
Bu nedenledir ki söz konusu muhteremler kendilerini fasulye gibi nimetten saymamaları için onların seviyelerine inmemek adına ne isimlerinden bahsedeceğim ne de söylemlerinden gem vuracağım.
Ne mi yapacağım?
Son bir hafta içerisinde kendilerinin yazımlarıyla ilgili yorumlarda bulunduğum değerli abilerim ve siyaset üstadı büyüklerimin çizmeye çalıştıkları şablona acaba bendenizin de bir katkısı olur mu edasıyla hareket edecek, varsa yanlışları düzeltmeleri gerektiği yönde tavsiyelerde bulunacak yoksa katkılarını öveceğim.
Bir gazeteci olarak yaşadığım kentin akil adamlarıyla yol yürümek kadar en doğal hak mı olur?
Birinci yorumumu getireceğim kişi tabi ki İş Adamı ve CHP’li Erdal Yayıcı.
Efendim sayın Yayıcı CHP’de yapılan temayül yoklaması ile Facebook Gazetesindeki köşesinden şöyle seslenmiş:
“CHP İl yönetimi ve ilce başkanları toplantısına kadınlar damga vurdu. Temayül toplantısında milletvekilliği sıralamasında 1- Aliye Coşar 2- Nilüfer Deveci çıktı. Sıralamanın ilk iki sırası çok uygundur. Gerisini genel merkez doldursun. İki arkadaşımızda partinin tüm kademesinde yıllardır, her görevi yerine getirmiştir. Bu görevlerde de başarılı olacaklarına güvenim tamdır.”
Haydi, Erdal Yayıcı’nın bu vurgulamasına gelin de katılmayın. Sosyal Medya Gazetesi’nde de yazılsa böyle fikirlere, çağrılara can kurban. En azından insanlığımız yanlış yönlendirilmiyor. Önemli olan da bu değil mi?
Tebrikler sayın Yayıcı..
Gelelim bir başka Sosyal Medya köşe yazısına.
Yani yılların siyasetçisi, Nizamettin Sağır’a. Sayın Sağır Twitter isimli Sosyal Medya Gazetesi’ndeki köşe yazısından aynen şöyle sözlere yer vermiş. Ben noktasına ve virgülüne bile dokunmuyorum:
“60 yıllık hayatımın en az 40 yılını MHP'nin her kademesinde görev yaparak ya da destekleyerek geçirmiş, 2017'de istifa etmiş, son 4 yıldır hiçbir siyasi partiye üye olmayan bir vatandaşım. 14 Mayıs seçimlerinde oyumu Millet İttifakı adayına vereceğim.”
Yahu nereye verirsen ver de o oyunu, benim merakım birileri MHP ve İyi Parti’nin eski il başkanına sordu mu ki senin oyun kime diye?
Koyarsın adayların partilere göre isimlerini Erdal Yayıcı’nın yaptığı gibi, artı-eksilerini milletin takdirine bırakır geçersin.
Yanlış mıyım?
Şimdi ben bu mürekkep kokan gazetemin bana ayrılan köşesinden, “Madem ki 60 yıllık ömrünün 40 yılını siyaset yaparak geçirmiş, MHP ve İYİ Parti’nin eski il başkanı diye anılıyorsun ama sana inanmayanlar tarafından partilerden el çektirildiğin kişiler için oy istiyorsun.
Hayırdır?
Desem yanlış mı yapmış olurum.
Ya da, “Her ne kadar okuyup hukuk adamı olsan da, milletin hür iradesi varken o iradeye niye müdahale etme gereği duyarsın ki” diye de eklesem yeminle o sözlerimin altına o kadar çok söz ekleyecek olanlar çıkacaktır ki, değil Twitter, Facebook sayfaları bile yetmez.
Ben seni bildim bileli ister yerel olsun ister Genel. Hatta ister siyasi kimliğin varken, isterse yokken sen hep çıktın basın toplantıları yaptın kendinden olmayanlara verdin veriştirdin Nizamettin bey.
Dur artık bir ya.
Bu koca memlekette 40 yıldır siyaset yapanlardan başka siyasetle uğraşacak olan mı yok?
Eminim ki Millet İttifakı içerisindekilerden bir çoğu, “Bu ittifakın sanki Sağır’ın oyuna kaldı da kendi kendisine pay çıkartıyor” diyen olur mu olmaz mı?
Ben de tamamıyla şahsi fikrim olarak diyorum ki: O dediğin muhteremler iyi olsaydı Nizamettin-ki önceden abi diyordum meğer benden 1 yaş küçükmüş- Sağır içlerinde kalırdı. Dışlarında değil.