Kamu kurumlarında yaşanan gelir gider dengesizlikleri, kaliteyi artırma gibi nedenlerle pek çok ülkede kamu özel ortaklığı kullanılmaktadır.
Türkiye’de de Şehir Hastanelerinin oluşumlarıyla kamu-özel sektör birlikteliği için start verilmişti.
Şehir hastaneleri ya da sağlık kampüsleri olarak adlandırılan ve çoğu hizmete açılan bu tesislerin, kamu özel ortaklığı ile yapılmasına ilişkin eleştiriler tartışılmaya da başlanmıştır.
Yani halk ağzıyla “Araç geçiş garantili köprüler” gibi “Hasta garantili Şehir Hastaneleri” olayı.
Çok eleştirildi şehir hastaneleri.
Baya bi tartışma konusu olarak TV ekranlarında karşımıza çıktı.
Ülkede birkaç hastane dışındaki yerler de kurulma şartlarının yükümlülüklerini aynen taşımakta olduğu bilgileri çıkıyor karşımıza.
Ama Antalya Şehir Hastanesi birkaç ilde kurulanlardan birisi.
“Neden” diye düşünmedim değil.
Niçin Kamu-Özel ortaklıklarına dahil edilmedi Antalya Şehir Hastanesi ki?
Gerçi “İyi ki edilmemiş” diyorum da, bir konuya kafam takıldı mı her zamanki gibi Google amcama baş vurup anında yardım alıyorum. Ve Şehir Hastaneleri ile ilgili olarak da o amcam şu bilgileri veriyor: Şehir Hastanelerinde risk paylaşımının neredeyse tümü kamuya ait.
25 yıllık işletme süresi boyunca, Sağlık Bakanlığı’nın şirkete yıllık kira ödeyecek olması
Sağlık Bakanlığı tarafından garanti edilen hizmet ödemelerinin %70 doluluk oranına dayalı olması!.
Ödemelerin döviz kuru, ÜFE ve TÜFELER üzerinden olması ve bunlara asgari ücret artışlarının dahi eklenmesi!.
Yüklenici dövizle borçlanmış ise kur artışı çok olursa kur farkı ödenmesi!.
Kamu ihale kanununa tabi değil!.
Vergiden muaf olması!.(Her türlü iş ve işlemler ile düzenlenecek kâğıtlar, damga vergisi ile harçlardan müstesnadır)
Şirketin aldığı finansman kredisini ödemede güçlük çektiğinde kamu tarafından ödenmesi!.
Kamunun özel adına borçlanması!.
Sözleşmeler ticari sır diye saklanması!.
Arazinin kamu tarafından tahsis edilmesi!.
Hastane tasarımının kamu tarafından üstlenilmesi!.
Taşınan arazilerin şirkete kalması!. (TTB tarafından açılan davalarla şimdilik ertelenmiş durumda)
Denetlenmenin özel şirketlere devredilmesi!.(TTB tarafından iptal ettirilmesine karşın henüz mahkeme kararı uygulanmıyor)
Ama bir net bilgi var ki, “Hastanecilik hizmetleri açısından teknik sorunlar içeriyor. O da
Yatak sayısı çok fazla. Dünya örneklerine göre bile çok daha fazla yatak sayısı var.
1000 yatağın üzerinde aynı modelde yapılan hastane sayısı çok az iken, Türkiye’dekilerin çoğunluğu 1000’in üzerinde. Birkaç örnek Adana 1550, Mersin 1250, Kayseri 1584, Ankara-Bilkent 3660, Ankara-Etlik 3566, Eskişehir1081, Bursa 1355, Elazığ 1040, Gaziantep 1875, İzmir Bayraklı 2060, Konya 1250, İstanbul-İkitelli 2662, İstanbul Sancaktepe 4500 yatak deniliyor
Bilimsel verilere göre hastane yatak sayıları 100-600 arası olması öneriliyor.
Şehir Hastanelerinin çoğunluğu şehrin dışında. Tıpkı Antalya’da da olduğu gibi.
“Bu durum sermaye açısından kentsel rant fırsatı olurken halk için ciddi erişim zorluklarına yol açmakta, özel hastanelere mahkum bırakmakta” diye yorumlanıyor.
Gerek inşaatı gerek açılan yollarıyla milyonlarca TL’ye mal olan Antalya Şehir Hastanesi ile ilgili bir sorunsa hastane çalışanlarıyla muayene olmak için Antalya Şehir Hastanesi’ne giden vatandaşları canından bezdirmesi.
Antalya Şehir Hastanesi önünde bulunan otobüs durağı dev yatırım için küçük kaldı. Kapalı alanın neredeyse hiç bulunmadığı otobüs durağı hem sağlıkçıların hem vatandaşların tepkisini çekti.
Hastanenin açıldığı günden bu tarafa kapasite artırımı yapılmayan durak nedeniyle toplu ulaşım aracını bekleyenler kışın yağmur, yazın ise güneş nedeniyle büyük sıkıntı yaşanıyor olması.
İyi ama hasta vatandaşlarla o hastaların yanında yardım için gelenlere bu reva mı?