Bir gün iş yerinde patronun sekreteri aradı, “Seni patron yanına çağırıyor” dedi
“Hayırdır inşallah” deyip, çıktım yanına.
Bana yer gösterip, “Otur” dedi.
Oturdum.
“Bak evlat. Ekonomi her geçtiğimiz gün kötüye gidiyor. Dolayısıyla artık yavaş yavaş küçülmeye gitmek zorundayız. Senden senin servisinden bir elemanı işten çıkartmanı istiyorum” demez mi?
Hayatım boyunca asla duymak istemediğim bir taleple karşılaşmıştım.
Yıkıldım.
Odadan nasıl çıkıp, kendi ofisime ne şekilde geçtiğimi hatırlamıyorum.
Günlerce düşündüm işin içerisinden çıkamıyor, kimi işten çıkaracağıma karar veremiyor, nasıl bunu personel arkadaşlara ileteceğimi de bilemiyordum.
O zamanlar Çakırlar’da “Kendin pişir kendin ye” uygulamalarının müdavimleriydik, şimdi hala var mı bilemiyorum.
5 personel arkadaşımı aileleriyle birlikte yemekte topladım.
Meraklanmayın parasını cebimden vererek.
Yedik içtik, güldük eğlendik de, iş finale gelip dayanmıştı. Bazı arkadaşlar sıkıntımı anladı anlamasına da, benim açıklamamı bekliyorlardı.
Derken konuyu herkese aktardım. O an buz gibi bir hava esmedi değil. Ama birsi çıktı, “Ben Antalya maceramı zaten sona erdirmeye niyetleniyordum isabet olmuş. Ben gönüllüyüm” demez mi?
Omuzlarımdaki tonlarca yük sırtımdan bir den inivermişti.
Zamanla istekler talepler ve ekonomi derken inanın bıçağın kemiğe gelip dayandığı günlerden geçmedik değil. Değil de bu işler hakikaten mecburiyetten olduğu kadar biraz da vicdan meselesi be dostlar.
Son zamanlarda Belediyelerde baş gösteren gelişmeleri pür dikkat takip ediyorum da, ne yazık ki hiç kimse.,
“Bugün başkasınaysa yarın belki de bana” diyen hiç yok gibi.
Ama o kadar çok kraldan çok kralcı, başkandan fazla başkan var ki say say bitmez.
Ama unutulmamalıdır ki devrin adamı olurken bir gün başkalarının da o devrin adamı olarak karşına çıkma ihtimali vardır..
Bir insanın işine son verirken bundan keyif almanın adı insanlık olamaz.
Hele hele personeli yerinden edip için için kahkaha ile gülmenin adı idareci ne bileyim müdür ya da bir baş olarak asla adlandırılamaz.
Ah alan benden de gün gelir nasibini alır arkadaş.
“Ekmekle oynayanın da ekmeğiyle oynamayı kendime görev sayarım” desem bana kızan olur mu?
Konuyu nereye vardıracağım?
İnanın benim yazarak anlatamayacağım gibi gönderenlerin de gidenin halinden anlayamayacağı kesin.
Hoş.
Gönderildikleri yere ihtiyacı olmayanlar doğal olarak emekliliklerini isteyip faal çalışma hayatlarını noktalıyorlar da.,
Ya ihtiyacı olanlar?
Yani evini geçindirip, çoluk çocuklarını okutanlar?
Hayat herkes için devam ediyor.
Ediyor da, bu fani dünyada hiç kimse ektiğini biçmeden, layık olduğunu yaşamadan asla göçüp gitmiyor.
Duyduğum bir Moğol Ata sözü var. “Bir Kurt’un ardından 100 köpek havlamazsa o kurt değildir.”