Antalya Sanayi ve Ticaret Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, kira artışlarında bıçağın kemiğe dayandığını söylerken, bunun mübalağa olmadığını belirtip, "Kira artışları halen Antalya'nın ve iş dünyamızın bir numaralı sorunudur" demiş.
Bahar tabii ki öncelikli olarak iş dünyasının dükkân kiralarını kastediyor.
Peki ya ev kiraları ne durumda hiç bilen var mı?
Başına gelen daha doğrusu gelenler daha iyi bilir o derdi, sıkıntıyı, sorunu..
Antalya’da en uğrak yerlerimin başında Konyaaltı gelir. Sarısu, Hurma, Gürsu, Uncalı ve Arapsuyu taraflarında oturur tanıdıklarım. Çoğu da kiracıdır. Ne yazık ki %90’ı ev sahipleriyle kira konusunda ya mahkemelik olmuşlar, ya bir birlerine girmişler ya da evi boşaltanlar. Geriye kalan %10’u da, ‘Acaba bana bir şey olur mu’ diye her gün kara kara düşünenler.
Gün geçmiyor ki ‘Acımasız’ kira artışı talebi ile karşılaşmayalım..
Hatta tuzu kuru olanların, ‘Aynı konumda sen ev sahibi olsaydın ne yapardın’ sorularıyla o kadar çok karşılaştım ki, sadece ‘En azından senin kadar acımasız olacağımı sanmıyorum’ deyip geçtiğim çok oldu.
Türkiye’de kiracı olmak artık suç ya da suçmuş gibi görülmeye başlandı.
Evi olan da kral.
Evet, hayat o kadar pahalı ki, ‘Ev sahibi-kiracı olayına açılım getir’ diye dayatmada bulunsalar, ‘Aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık’ der geçerim.
Yok ki başka bir izahı..
Kiracıya dokunsan, ‘3 bin lira kira verirken ya 10 bin lira yaparsın ya da çıkarsın deniyor. 3 bin liradan 10 bin liraya nasıl çıkılır ki. ‘Ben emekliyim. Nasıl verebilirim bu parayı’ isyanlarında.
‘Benim bir kira gelirim var. Hayat şartları aldı başını gitti. Ben de geçinemiyorum’ diyen ev sahiplerini dinleyince de gel de hak verme.
Bu Ruslar yüzünden yıllarca Türk kadınının çektiği yetmezmiş gibi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının acısını Türk insanı çekmek zorunda mı?
Eğer bu gün ülkede pahalılıktan bahsediliyorsa bunun yegane sorumlusu özellikle Konyaaltı ve Lara başta olmak üzere Antalya’nın en ücra mahallesine bile yuvalanan Rus ve ülkesindeki savaştan kaçıp gelen Ukraynalılardan dolayıdır.
Cennet ülkemin cehennem olmasını yabancılar ister istemesine de, bizden başka eziyet çekme meraklısı ülke insanı mı yok arkadaş.
Her gelene kucak açmak da neyin nesi?
Bu gidişatı ben ya da benim gibi sıradan kişiler durduramayacağına göre iş siyasilere düşüyor.
Düşüyor düşmesine de nerede benim Antalya milletvekillerim?
Son 1 yıl içerisinde Konyaaltı’nın herhangi bir semt pazarına yolu düşmüş müdür?
Oylarını alıp hizmet için seçildikleri memleketlerinin insanı ne durumdadır haberdarlar mıdır?
Sanmıyorum!..
O zaman ben söyleyeyim de cahil demesinler o seçilmişler için.
Uncalı semt pazarında domatesin fiyatı 15 TL ise, Sarısu mahallesindeki Cumartesi pazarında aynı domates 25 TL. Hurmadaki Salı pazarında 20 ile 30 arasında değişkenlik gösteriyor.
Biz Türk’üz. Ama o pazarlar Tük pazarı değil arkadaş. Dolayısıyla ne tutturabilirsek.
Ne pazarı mı?
‘Rus’ de geç.
Hoş benim ülkemde özellikle son yıllarda o kadar çok yabancıya gayrimenkul satışı var ki, yakında İsrail-Filistin gibi olursak kimse şaşırmasın.