Memurevleri Muhtarı kadim dostum Muhammet Bıcıoğlu biz Seydikemerlilerin eniştesi olur.
Hoş Muhtar ya da eniştemiz olmadan kendisi benim berberimdi de, yıllar geçtikçe yollar bir şekilde daha da kesişti işte.
Muhtar Bıcıoğlu 2018 yılında Korkuteli’nden bir ev alarak yaylacı olmaya karar verir.
Hoş eşi Seydikemer’in en güzel yaylalarından birisi olan Çaltılarlı’dır da, o Korkuteli’de karar kıldı.
6 yılıdır da resmi tatiller haricinde her Cuma akşamüzeri gider, yaylanın keyfini çıkartır, pazartesi sabahı da muhtar mesaisinde yerinde olur.
Geride bıraktığımız hafta sonu için beni de davet etti.
“Gel Antalya’nın temmuz sıcağından 2 günlüğüne de olsa kurtul, sana yayla havası teneffüs ettireyim” dedi.
Kırmadım kendisini.
Cumartesi sabahı çıktım yola.
Eskileri gözümün ününde canlandıra canlandıra yol aldım.
35 yaş gurubu bence pek hatırlamaz da, 40 yaş üstü “Belki” diyeceğim de, bizim akranlar iyi bilir Korkuteli’nin eski yolunu.
Git, git bitmez, çık çık tükenmezdi.
Korkuteli’ne varıncaya kadar içi dışına çıkmış, istifra edenler çok olurdu. O nedenle pek rağbet görmezdi o zamanlar Korkuteli’ne keyfi gitmek.
Şimdi Antalya-Korkuteli yolu otoban gibi. Sadece 45 dakikalık mesafe.
Eski yolu kim kapattıysa kapatmış. Neden kapatıldığının cevabını veren yok. Gerçi son 10-15 yıldır zaten sadece avcılar kullanıyormuş da, şimdi onlar için de kapalı eski yol. Sadece kum ocağının iş makinalarıyla kamyonları gelip geçiyor diye duydum. Avcıların kullanamadığı bir yolu onlar nasıl kullanır şaşırdım.
Öğle saatlerinde Korkuteli’ne vardığımda sıcak bir hava ile karşılaştım. Ama gölgesi serin ve nefes almalıktı.
Araç yoğunluğuyla karşılaştım Korkuteli merkezde.
Abarttığım falan sanılmasın sanki Antalya Kalekapısı’nda gidiyor gibiydim.
Araçlar milim milim yürüyordu. Düğün konvoyuna falan mı denk geldik diye düşündüm ama öyle bir şey de yoktu.
Ve anladım ki Korkuteli’nin en büyük sorunu trafik.
Çok yeni binalar vardı. Ve genelde de ya 2 ya da 3 kat.
Bizim Bıcıoğlu eniştenin evi, merkezden Elmalı çıkış yolu üzerinde. Yani tam şehrin göbeğinde.
Apartman girişinde karşıladı birlikte çıktık yukarıya.
Bir balkonu var ki saatlerce otur gelip-geçenleri seyret bıkmazsın.
Fildir fildir esiyor ve gölgede otururken sanırsınız ki klima çalışıyor.
En küçük bir nem yok.
Zaten yaylada nem mi olurmuş. Bizimkisi de yayla bilgisizliği olsa gerek.
Uzun uzun sohbetler, çay-kahve faslı derken, “Şimdi herkes yavaş yavaş evlerinden çıkıp çay bahçelerini istila ederler. Caddeler insandan geçilmez” demesiyle attık kendimizi belediyenin önündeki çay bahçesine.
Bizim muhtar enişte haklıydı. Zira zor oturacak yer bulduk. Herkes oradaydı. Tanıdık, tanımadık bir sürü insan. “Az sonra önceki belediye başkanının yaptığı kanala gideriz” deyince şaşırdım.
Gittik.
Eski akarsu kanalını önceki Belediye Başkanı Ömer İşlek öyle güzel bir hale getirip içerisine müzik eşliğinde renkten renklere geçen ışıklar yanıp sönüyordu ki, yaşlılar zaten orada geçler müzik ritmine uyuyorlardı.
Resim üzerine resim çektim Sosyal medyada da paylaştım. Paylaşımım altına Abdurrahman Işık, “Korkuteli’ne çok şey yaptı bu sadece bir tanesi” diye yazınca sordum.
“Neler yazsana” diye.
“İş merkezi yani arasta. Doğalgaz. Emekliler için dinlenme tesisi. Seyir tepesi ve yüzme havuzu” deyince şaşırdım.
Neden mi?
Korkuteli’nin resmi nüfusu 60 bin. Bu rakamın yaz aylarında 300-350 bin olduğunu öğrendim.
Aptallaştım.
Neden mi?
Korkuteli Belediyesi 60 bin nüfus üzerinden devlet yardımı alarak ayakta durmaya çalışıyor. Ama Mayıs ayı sonundan, Eylül ortalarına kadar yani 3.5 ay boyunca kendi nüfusunun 5-6 katı insanlara hizmet götürüyor.
Böylesine bir durumda o ilçeye hizmet getirenlerin ardından değil konuşmak bence heykeli dikilmeli. Mevcut başkan Saniye hanım için de geçerli bu söylemim.
Hatta ben öneriyorum. Diyorum ki, “Yaylacılar vergisi çıkmalı. Çıkmalı ki insani hizmetler alımı ve verimi çıtası daha da yükselsin.
Yayla keyfi için Teşekkürler Muhtar enişte.