Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde, 7 - 14 Ekim arasında gerçekleşecek 60'ıncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin basın toplantısı geçtiğimiz gün düzenlendi.
Bendeniz de oradaydı.
Zira Altın Portakal’ın bende apayrı bir yeri vardır.
Basın toplantısına Antalya Büyükşehir Belediye ve Festival Başkanı Muhittin Böcek, festivalin idari direktörü Av. Cansel Tuncer, festival yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu, festivalin bu yılki Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanı Demet Akbağ ve Antalya Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Özgür katıldı.
Herkes kendi çapında bir şeyler söyleyip, iş soru-cevap kısmına geçildi-ki, ağır konuklar konuştukça coşar da, bizim gazeteci milleti geri durur mu?
Herkes kafasına takılanı mikrofon elde soruluyor da soruluyor.
Merak ettiğin konu mevcut portakal ile ilgili yerinde bir soruysa mesele yok. Değilse, sahnedeki artist pardon, sanatçı jüri üyesi, başkandan evvel cevap vermek için resmen kendisini ortaya atacak gibi duruyor.
Zannedersiniz ki Altın Portakal’dan çok kendileri önümüzdeki Mart’ta yapılacak yerel seçimlere gidecekler.
“Durun bir yahu” diyesi geliyor insanın da.,
Geliyor işte.
Kahvaltıdan sonra Portakal’ın basın toplantısına geçildiği için yenen balın tadından olacak belli bir süre sonra hava ısınmaya başladı.
Başladı da, iş siyasete doğru gidince mikrofonun peşine düştüm.
Düştüm derken, iş soru-cevap kısmına geçildiğinde, basın mensupları sorularını mikrofon aracılığıyla soruyor da ondan.
Altın Portakal Film Festivali ile ilgili Başkan Muhittin Böcek isim vererek Hasan Subaşı ve Selahattin Tonguç’a teşekkür etti. Kendilerine şükranlarını sundu. Takdire şayan bir davranış şekliydi.
Derken mikrofona festival yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu geçti. Festivalin gereklileri ve önemi konusunda fikrini söyledikten sonra, Başkan Muhittin Böcek’e dönüp, “Her yeri betona döndürülmüş Antalya’nın Konyaaltı sahilinin yeşil kalmasını nasıl sağladınız? Takdire şayan bir iş yapmışsınız” sözlerini duyunca gözüm anında Muhittin Böcek’e gitti.
Zira Ahmet Boyacıoğlu iltifat edeyim derken bilmeyerek Böcek’in serçe parmağındaki nasırına basmıştı ama haberi bile yoktu.
Hem de şunun şurasında seçimlere 6 ay gibi kısa bir süre kala.
Başkan Muhittin Böcek’in o sözden sonra, “Sağ olsun Menderes Türel’in Antalya’mıza bıraktığı bir eser orası. Bize de korumak düştü koruyoruz” demesini o kadar çok umdum ki.,
Ama demedi.
Oysa Altın Portakal ile ilgili konuşmasında, Atatürk Parkı konusunda Hasan Subaşı’na, Konyaaltı’ndaki Festival Parkı için de Selahattin Tonguç’a teşekkürlerini iletmişti.
Festival yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu’nun Konyaaltı söylemiyle neden aynı şeyi Türel için yapmasın ki?
Yapmadı.
Emin olun baya bir bekledim.
Belli ki demeyecekti.
Elimi kaldırdım, soru sormak istediğimi belirttim. Getirilen mikrofondan başkan Muhittin Böcek’in gözlerinin içine bakarak, Boyacıoğlu’nun söylemini aktarıp, “Orası da Menderes Türel’in eseri. Yeşilliğini Türel döneminde aldı biz de koruyoruz diye neden diyemiyorsunuz başkan” sorumu yönelttim.
“Kem küm etti” desem abartmış sayılmam.
Avukat Genel Sekreteri güya olayı kurtaracak ya, konuşmamın içindeki açık hava sinemasından bahsetti geçti.
Türel’in ne yazık ki bırakın adını, yaptığı eserden bahsedilmesi bile eğer ki Muhittin Böcek’i bu kadar çuvallatıyorsa…
6 aylık süreçte bence kendisinin geceleri baya baya uykusu kaçacak. Sabahları edecek gibi.
Söylenenleri not alıp, oradakilerin söylemleri olarak yazacaktım da, masaya konan ve üzerlerinde Antalya Büyükşehir Belediyesi Altın Portakal Film Festivali yazan kalemlerin hiç birisi yazmıyordu.
Ağzımız getirip sıcak nefesimizi üfleyip yazmasını umduk ama nafile.
Mürekkebi bitmiş.