Biz gazeteciler yıllık izinlerimize çıkarken, “Az müsaade” diyerek ayrılır, döndüğümüzde de, aynı yukarıda kullandığımız gibi, “Nerede kalmıştık” deriz.
Ne var ki üç yılı aşkın süredir yıllık izinde falan değil, hiçbir yerde yazmadığımızdan dolayı nerde kaldığımızı anımsamaya çalışarak yola çıktık.
Bendeniz 36 yıllık meslek hayatımda Antalya’da hep, “Son söyleyeceğini baştan haykıran” olarak bilindim, kabul gördüm.
Meyve veren ağaç hep taşlanır denir ya, bunların ucuz bahaneler, mazeretler olduğunu belirtip, o meyveyi vermek zorunda olup da zerresini vermeyenlerle dik duruşlu bir gazeteci olarak hep uğraştım bundan sonra da uğraşmaya devam edeceğim.
Misal, Antalyaspor’da 1987 sonrası başkanlık yapmış tüm başkanları, yöneticileri ve futbolcuları hatta ve hatta personelini benim kadar eleştirmiş, yanlışlarını açıkça ele almış, doğrularını övmüş birisi bence hala çıkmadı.
İnşallah çıkar.
Ve 1989 yılında Hasan Subaşı ile başlayıp, 1999’da Bekir Kumbul ile devam edip, 2004’te Menderes Türel ile sürüp, 2009’da da Mustafa Akaydın ile devam eden süreçte yanılışlarını yüzlerine vurmaktan asla çekinmediğim, başarılarını göklere çıkardığım Belediye başkanlarım da çok iyi bilirler ki, Antalya’nın eski valisi sayın Alaaddin Yüksel’in şahsım için yaptığı, “Vedat Gürhan doğru bildiği konu için kaleminden kan damlasa yazar” yakıştırmasında belirtiği üzere bir gazeteci olduğumuz da şükürler olsun tüm Antalya tarafından bilinir.
Muhittin Böcek ile Konyaaltı dönemi hariç henüz Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili gazeteci-başkan birlikteliğimiz olmadı inşallah bundan böyle olacak.
Sakın ola ki tüm bunları söylerken megalomanlık olarak görmesin kimse.
Çünkü ben son yazdığım yazıya koyduğum noktada hala dimdik duruyorum. Ve durmaya devam etme zihniyetiyle gazeteciliğimde faal dönüşe karar kıldım.
Bana bu dönüşte yol gösterip yol açan patronum sayın Murat Çiçek’e, uzun yıllar yol arkadaşlığı yaptığım ve hala yapacağım Şifa Çiçek ile değerli meslektaşım Yunus Erdoğan ve çok değerli eski mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Merhaba dostlar..
Ben son 2 yıldır günlerimi ister pandemiyi bahane gösterip, isterse emeklilikten dem vurulsun, genelde Antalya dışında geçirdim. Sık gelip gitsem de Antalya’ya ne yazık ki kalabalıktan kaçmayı sanırım huy haline getirdim.
Antalya’ya her gelişimde çok eksiklikler gördüm. 36 yılı gazetecilik, 40 yılımı verdiğim dünya kenti Antalya aşığı bir gazeteci olarak o eksiklikleri korkmadan, yılmadan asla birileri kırılır mı acaba diye düşünmeden tamamiyle bu kentin yaşayanları adına sizlerin dili ve kulağı olacağımın garantisini veriyor.,
Tekrar herkese merhaba diyorum.
hoş geldin büyük usta