Eskiden Antalya’da dilenciler ile resmen köşe kapmaca oynanırdı. Hatta yakayı ele veren o dilencilerin üzerlerinde hatır sayılır nakit çıkar, herkesi hayrete düşürürdü.
Çoğu pişkinlik sergiler, gazetecilerin objektiflerine gülerek poz verirler, “Çek abi çek. Meşhur et beni” der, yakalanmasını pek umursamazdılar.
Yanlış hatırlamıyorsam yakalananları il dışına çıkartma gibi önlem yöntemi dahi vardı.
Zabıtanın o dilencilerden çektiğini geçmişte Adliye-Polis muhabirliğimizden iyi biliriz.
Yine de dilenecekleri yerleri iyi bilirler, zabıtanın uğramayacağı kaçak yerleri seçerlerdi.
Peki ya şimdi?
Antalya’nın neresinde oturursanız oturun, her hangi bir ışıkta, köşe yerlerde, kaldırım ve arastalarda dilencinin olmadığı yer kaldı mı?
Artık kavşaklarda bırakın su-mendil satarak milletten para isteyenleri, demet demet güllerle araçlardaki vatandaşlara zorla gül ya da karanfil satanlardan geçilmiyor.
Ben hiçbirisini umursamıyor, kavşakta, ışıkta, yolda ne bileyim her nerede olursa olsun para isteyip, Allah’ın ismini kullananlara riayet dahi etmiyorum.
Asla herhangi bir şey satın almıyor, onların kolay yoldan para kazanmalarına alet olmuyorum.
Günümüz Türkiye’sinin genelinde ekonomik kriz var mı yok mu?
O dilenci kılıklı kişilerin neredeyse yalvarışları hakikaten ciddi mi?
Gün geçmiyor ki sokakta, evde, kahvedehanede, iş yerlerinde, televizyon ana haber bültenlerinde, gazete ve radyolarda pahalılıktan, krizden, alım gücünden bahsedilmesin.
Salmış sakalı düşmüş yollara.
Kimisi güya sakat, sekiyor.
Pür dikkat bakıp o kişiyi inceliyorsun senden-benden sağlam.
Ama o çalışıp varsa evine ekmek götürmek yerine dilenerek kolay olanı seçmiş. Verirsen Allan razı olsun vermezsen belki de içinden bedduasını saydırıp, küfür bile yağdırıyordur.
Ha içlerinde gerçekten açlıkla mücadele eden, yoksullukla cebelleşen mi yok?
Tabii ki mutlaka var.
En azından vardır.
O cebelleşmeyi dilenerek gidermeye mecbur musun?
Ama ne yazık ki sahtekârlar ile dürüstler arada kaynayıp gidiyor da, dilenmenin neresi dürüstlükse.
Sakat, çalışamaz durumda olan yardıma desteğe muhtaçlar tabii ki istisna da.,
“Kanunun hiçbir yerinde mağdursan dilen” diye yazmıyor.
”Dünya kenti” diyoruz ya Antalya’ya. O dünya kentini dilenci istilasından arındırmakla yükümlü olan zabıta ne iş yapar?
Bu dilenciler, insanlığımızın ayıbı olduğu kadar, Antalya Belediye çalışanlarının da ayıbıdır.
Belediye dediysek, “Falanca sorumlu da, falanca belediye sorumlu değil” anlamı çıkartılmasın.
Büyük de, alt kademeler de dahil.
Belki bana inanmayacak olanlar çıkabilir ancak, havalimanından çıkış yapın. İster Kundu yönüne sapacak olun isterseniz direkt Altınova istikametine doğru gidecek olun. Hatta kırın direksiyonu Serik-Alanya’ya doğru. Emin olun güya peçete satarak para isteyene mi, yoksa “Allah rızası için” diye el açana mı rastlamayacaksınız?
“Bu işin de giderek cılkı çıkmaya başladı” desek hiç de abartmış olmayız.
Peki niye?
Hani fütursuzca yapılan zamların baş sorumluluğun nedeni olarak denetimsizliği gösteriyoruz ya.,
Emin olun Antalya cadde ve sokaklarında mantar gibi biten dilencilerin baş sorumluları da yukarıda belirttiğim gibi denetimsizlik. Önlem almama, gereğini yapmama. Hatta ben biraz daha ileriye giderek, “Resmen çanak açma, tutma” diyorum.
Başkası ne derse desin..