Geçmişiyle yüzleşmeyen, o geçmişini hatırlamaya çalışmaktan ziyade es geçenlerin eminim ki yaşadığı azap ya da geçmişinde duyacağı utanç vardır.
Katılan olur ya da olmaz, bu tamimiyle şahsi fikrim.
Şükürler olsun ki, yarım asrı yıllar önce geride bırakırken kafamızı öne eğeceğimiz her hangi bir ayıbımız olmadı, Allah da bundan sonra oldurmasın.
Geçmişten giriş yaptım da, Bahçelievler Mahallesinde kendime has küçük bir bekar evim vardı. İş yerim de eve yakın olduğundan evimle sıkça haşır neşirdim.
Bekardık ama, düzenli bir yaşantı yolunu seçmiş, zamane gençliği ile yakından uzaktan alakamız yoktu.
Zira ne de olsa namı değer birikeçti Hüseyin Usta’nın oğluyduk ve ömür boyunca çevremize layık olma gayretiyle çocukluğumuz geçti.
1988 yılında evlendikten sonra Çallı’dan ev tutup, bekar evime göre kuzeye taşınmıştım.
Bir yıl sonra da Dilan dünyaya geldi.
Antalyaspor’un gönüllü doktorları genelde eski SSK, bugünkü Atatürk Devlet Hastanesi’nden olduğu için doktor çevremizin tamamı buradandı.
Dilan da SSK Hastanesinde dünyaya gelmişti ama sarılık şüphesiyle doğduğundan dolayı birkaç gün kuvözde kalmış, taburcu olduktan bir gün sonra da kontrol için hastaneye gitmiştik.
Çocuk Doktoru Birsen Gülmez-ki o yıllarda SSK Hastanesinin en ünlü, en aranılan ve teşhislerine güven duyulan birisiydi.
Ona götürdük..
“Çocuğun sağlık karnesi nerede” diye sordu.
“Benim ikametgâh Muğla’da ve daha getiremediğimden Sağlık Karnesini çıkartamadık. Ama doğum burada oldu buyurun doğum kâğıdını” diyerek masasına koydum.
“Kanunen ben bu çocuğu muayene edemem” dedi, etmedi.
Taze babayız ya. Doktorların maaşları da bizlerin vergisinden kesilen paralarla da (!) ödeniyor ya. Tabi ki bu kararına tepki gösterdik.
Soluğu başhekimlikte aldım, başhekim yardımcısı Atilla Akın kendisine telefon açıp rica etti. Sadece sarılığın devam edip etmediğine bakıvermesini, eldeki doğum kâğıdını dikkate alarak bunu yapa bileceğini izah etti.
Baktı, Birsen Hanım ama kırılmıştım kendisine. Birkaç ay da kırgın durduk. Ama dışarıda eşi Ali Bey ile restoranlarda karşılaşıyor birbirimize selam alıp vermiyorduk.
Günlerden bir gün beni görür görmez çıkıştı Birsen hanım.
“Amma da büyüttün ya. Tamam haklısın. Dargın mıyız hala ya” dedi. O gündür bu gün yani 1989-2023 hala en iyi şekilde dostuzdur.
Sonraki yıllarda bir doktordan çok Dilan’ın da küçüğü Sude’nin de Birsen ablası oldu kendisi. Ne zaman hastalansalar yer, mekân gözetmeksizin muayenesini yaptı. Şifasını verdi hep.
Lara’da oturuyordu Lara’da, Geyikbayırına yazlığa taşınmıştı Geyibayırında.
Sağ olsun..
Doktor Özgür Cengiz’i Tıp Fakültesinde asistan iken tanıdım. Kendisi mezun olduktan sonra tayini Urfa Balıklıgöl Devlet Hastanesine çıktı. Göğüs Cerrahı olmuştu.
Eş durumundan dolayı dava açmış kazanmış.
Antalya’ya dönecek yani. Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2012 sanırım. Menderes Türel o zaman milletvekili ve kendisinden yardım istedik etti o yardımı.
Antalya’ya gelir de ben o doktoru nereye yakıştırabilirim.
Tabi ki SSK Hastanesine. Öyle de oldu. Sağ olsun yıllardır az kahrımızı çekmedi Özgür doktorum.
Hala da çekiyor.
Özgür sayesinde, aynı hastanede yine Göğüs Cerrahı olan Rüya Acaroğlu’nu tanıdım.
Bu yazıyı neden yazdım?
Rüya hanım emekli oldu. Olduktan sonra da insanlığa hizmetini esirgemedi. Sosyal medyayı en iyi kullananlardan biri.
Özellikle nefes alma tekniklerinden tutun da, “Nefesinize sahip çıkın” sloganıyla o kadar faydalı ve bir o kadar da takdire şayan yararlı bilgiler veriyor ki, geçenlerde bunların birine Facebook’ta rastlayınca bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Kendisini takip edin.
Her kişiye lazım çünkü.