Özellikle pandemi sonrası dolmadık yeri kalmadı yurdumun.
Geçtiğimiz günlerde, TOKİ Feslikan’da yer satışı yaptı. Çakırlar ağırlıklı, o güzergah insanlarının yaylası olarak bilinen Feslikan ile TOKİ ne alakaysa, kimler girmemiş ki arsa ihalelerine kimler.
İlan resmi ilan ya.,
İhale prosedürleri de gayet ciddi ya.,
Üstüne üstlük ilçe olarak belirtilen yer Konyaaltı.
Kaçar mı bu ballı arsalar!..
Ankara’daki Hasan efendi, İzmit’teki Hayrullah bey nereden bilecek Konyaaltı’na bağlı Feslikan yaylasını?
Onlar bilmeyecek de, Diyarbakır’dan İzzettin mi bilecek, yoksa İzmir’den iş insanı Fatma ablamız mı?
Para babaları ya kendileri.
Basarlar milyoncukları, alırlar dağ başlarını.
Milletin keyfinin kâhyası mısın?
Zaten bastılar da, aldılar da.
40 yıldır yaşadıkları, ekip biçtikleri yerlerin ihalelerine bile giremedi Çakırlarlılar.
Geriden izlediler, havada uçuşan rakamları duymalarıyla kulaklarına inanamadılar ama uçuştu işte paracıklar.
Sonradan paralarının boşa gittiğini anlamışlar, başlarını yaylanın taşlarına vurmaya kalkmışlar, pişman falan olmuşlar bize ne.
İhaleye girerken sordular mı?
Çok dua ettim, “İnşallah Ankara, İstanbul ya da ülkenin bir başka yerinden ama, ballı diye bu ihaleye giren tanıdık mutlaka vardır da, Neden uyarmadın diye sitem eden çıkar diye” çok umdum ama çıkmadı.
Benim açımdan yayla olayı yılda bir ya da iki günlük olaydır.
Gider, kalır, yer, içer, serin havasında uyur, sonra da dönerim hep.
Parası olanın yaylada da evi var, sahilde de.
Onlara baksan ikisi ta yazlık. Hatta sahildekine hem yazlık hem de kışlık der, övündürme kapısı bile açtırmak mümkün.
Sözün kısası geçtiğimiz hafta Elmalı Gömbe’deydim.
Gittiğim her yerin yöresel özelliklerini sorup öğrenmek bendenizin özel tutkuları arasındadır.
Gömbe’ye gidilir de, uçarsuya uğranmaz mı?
Uçarsu’ya uğranır da, tepsi kebap yenmez mi?
Yedik.
Eskiden her yıl Elmalı güreşleriyle Gömbe kesişmesini denk getirirdik bu sene bir değişiklik yaptık.
Seydikemer Belediyesi’nin Seki’de yapacağı güreşleri denk getirdik, Seki’ye geçtik.
Birbirinden değişik ve ilginç panayır zinciri kurulmuş, akşamında da konser vardı Seki’de.
Küçücük yayla köyünde ben diyeyim 30, siz deyin 40 bin ziyaretçi resmen akın etmiş.
Yayla pazarı kurulmuş, karpuz-kavun sergileri sıra sıra ama birbirleriyle sanırsınız ki fiyat yarışındalar. Tabi ki bu, “Ondan nasıl daha pahalıya satabilirim” yarışı.
Akşam olduğunda tanıdığı olan tanıdıklarına misafir olmuş, kimisi çadır kurmuş, kimileri de araçlarında konaklıyor.
Herkesin yüzene vurmuş resmen yayla mutluluğu.
Yayla mahsullerinin artık son zamanları. Zira Eylül 20 dendi mi, sera ekimleri start alır, yayla tatları damaklardan kalkar.
Ülkemin yaylaları anlatılmaz, yaşanır arkadaş.
Çok yediysen 5 bardak da içsen yayla suyunu, asla karnını şişirmez.
Daha hala gitmeyen var mı?
Geçiyor yaylaların zamanı geçiyor.