Karpuz’un kilosu 10 TL olmuş.
Fazla mı, az mı?
Taze Fasulye 50 TL.
Şeftali ve kiraz mevsimi. Şeftali çıktı çıkalı 40 TL’den, kiraz her ne kadar bir ara 30 TL’ye kadar düştüğünü görmüş olsak da, 50 TL seviyesinde seyrediyor.
Kayısı ve şekerpare 30 TL’den aşağıya yok.
Feslikan’a çıkarken, Geyikbayırı ile Çağlarca güzergâhlarında yol üzerine kurulan köylü pazarlarında Eğren’e bakındım yarım kilosu 30 Lira.
Eder mi kilosu 60 TL.
İçen ve yiyen bilir Eğiren çok güzel bir rakı mezesidir.
“Eğiren nedir” diyenleri duyar gibiyim.
“Kızılcık” desem eminim ki, “Haaaaaa” diyen çok olacaktır.
Meyve hatta sebzelerin adı bence yöreden yöreye değişir.
Misal şu sıralar sera ürünü kalmadığından genelde tarla mahsulü olan salatalığın adı aynı zamanda Hıyardır ya.,
Bizim Fethiye ve Muğla’nın 9 yıllık son ilçesi Seydikemer’de de salatalığa aynı zamanda Angurya da denir.
Kimse “Angurya da ne” diye sormasın.
Fethiye ve Seydikemer’de salatalığın, ne bileyim Hıyar’ın adıdır.
Misal.
İncir’e Yemiş de denir ya.
Bizim yörede Balart da denir. Başka bir yörede de İncir’e Balart diyenleri ne duydum, ne de bilirim.
Muşmula çoğu yerde Yenidünya olarak adlandırılır da.,
Yine Fethiye yöresinde yeni yeni olgunlaşmaya başlayan kayısının diğer adı da Zerdali’dir.
Kısacası sebze ve meyveler ile ilgili Yörük’çe isimleri duyunca insanlar tebessüm etmeden geçemez de.,
Patlıcan’a, badılcan. Fasulye’ye de Ayşekadın denildiğini çoğu insan bilir.
Karpuz’un kilo gram fiyatından başladık, Yörük’çe meyve ya da sebze isimlerinde takılı kaldık.
Yok kalmadık.
Bir kilo fasulyenin 50 TL olmasını asla eleştiren ya da eleştirecek olanlardan hiç olmadım, bundan sonra da olmam zaten.
“Yap eleştirini, Sence ucuz mu pahalı mı” diyecek olanlara tek cevabım olur.
“Benden sana 70 TL. Bir kilo fasulye topla sana 70 TL vereceğim desem” kaç kişi o sıcak yani kızgın güneş altında tarlaya girebilir?
Kaç kişi pazarda kilosu 60 TL’ye satılan Kirazı dalından koparıp, toplaya bilir?
Peki ya Kızılcık veya Şeftaliyi?
Hatta can Eriği ya da kayısıyı veya Çağla’yı?
Maalesef ben olaya bir de bu yönden bakıyorum.
Hiç kimse tonlarca undan ekmek yapan fırınların sattığı ekmek fiyatıyla, Ayşe bacının el açmasıyla yaptığı yufka ekmeğinin ücretini bir tutmasın.
Bizim ülkemiz hakikaten tek kelimeyle bir cennet.
Kışın sahil seralarında üretilenler ayrı bir tat, yazın yaylaların tarlalarında yetiştirilen sebze ve meyvelerin.
Hepsi, ama tamamı emek ister. Özen ister. Tabi ki aynı zamanda ilgi, alaka ve sabır.
Bilmem anlata bilim mi?