2024 yılı Turizm sezonunda artık sona doğru geliniyor ya.,
Birileri durduk yerde gündem yaratma çabasında mı ne arkadaş şimdilerde de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın düelloları baş gösterdi.
Her şey Bakan Ersoy’un TÜRSAB'a ilişkin “Maalesef orada kokuşmuş bir yapı var" sözlerini ile başladı.
Bu deyimler sert tepki gösteren Bağlıkaya cevap vermekte hiç gecikmedi.
Ve "Bunca zorlama denetimlere rağmen bizde bulamadığınız o "kötü kokular" esas sizin Bakanlık döneminizde şirketlerinize verdiğiniz tahsislerden ve sağladığınız avantajlardan kaynaklanıyor olabilir mi?" diye sormaz mı?
Kavgada bile söylenmez ama bunlarınki de kavganın da kavgası olmuş.
Ben TÜRSAB’ı turizm araçlarının önüne konan levhalardan biliyorum. Yoksa ne iş yapar hangi konularda yetkilidir inanın bihaberim.
Hatta TÜRSAB levhasının turizm otobüsleri başta olmak üzere minibüs, midibüs gibi araçların havalimanı ne bileyim otellere kolay giriş çıkışlarının sağlanması adına olduğunu sanıyor, o levhanın da hayli hatırı sayılır bir rakamlar karşılığında alındığını ve yıllık olarak geçerli olduğunu duymuştum.
Birileri cami duvarına pisliyor da acaba kim?
Faili meçhul kalacak hali yok.
Mehmet Nuri Ersoy mu bakanlığının sonuna geldi, TÜRSAB diye bir kurumun mu ben çözemedim.
Hatta, “Seni bu konu aşar” diyenleri de duymamazlıktan geldiğim falan yok.
Yok da yarım asrı geçem ömrümüzde ne bakanlar gördük ne STK yöneticileri?
Dilerim bu kavgadan sadece ikisi zarar görür de milleti yani ülke genelini etkilemez.
Belli ki Bakan’ın TÜRSAB ile bir sıkıntısı var.
Yoksa, “TÜRSAB Başkanı’nın açıklamalarını dikkate almamız mümkün değil. Zaten TÜRSAB’a üyelik zorunlu olmasa 1 tane üyesi kalmaz. STK’larda gönüllü üyelik esastır. Ve bu tür gönüllü üyeliklere sahip, sektöre odaklı, politikalarda etkin çok önemli STK’larımız var” gibi bir cümleyi neden kullansın ki?
Ne demek “Üyelik zorunluluğunu kaldırın, TÜRSAB bir tane üye bulamaz. Orada kokuşmuş bir yapı var” demek.
Hakikaten böyle bir durum söz konusu ise ki bakan boş boş laf etmez o zaman ortada da çok vahim bir durum olduğu anlamı çıkmaz mı?
Bu durumda iş devlete düşmez mi?
Bakan Mehmet Nuri Ersoy da bir devlet adamı olduğuna gör o sıkıntıyı benim çözecek halim yok.
Madem ki kokuşmuş bir durum var Parfümeri sahibini mi çağırıp pis kokuya mis döktüreceğiz ki?
Bakan, “TÜRSAB Eskiden En Büyük STK’ydı” diyor.
TÜRSAB Başkanı da, “Sayın Bakan bunca yıl bakanlık yapmasına rağmen, STK’larla kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü arasındaki farkı ayırt edemiyor. Turizmde on beş bin üyeli bir meslek örgütü olan TÜRSAB, dünya çapında bilinen ve örnek gösterilen en büyük turizm örgütüdür” cevabı veriyor.
Bu söylemleri duyunca kafam fena halde karıştı arkadaş.
O zaman kısa adı AESOB olan Antalya Esnaf Odaları Birliği ne oluyor ki?
STK değil de Meslek örgütü mü?
Valla tartışmaya açılsa lafı nereye çekersen çek lastik gibi uzar, hangi yakıştırma işine geliyorsa o da cuk diye yapışır yapışmasına da.,
Bakan Ersoy’un, “TÜRSAB dışında bütün STK’lar gönüllülük esasına dayanır. Hiçbir zorunluluk, yaptırım yok. Dünyada da bu iş böyledir. Bir tek bizim ülkemizde, maalesef zamanında yasa yapılırken zorunlu hale getirilmiş. Bugün zorunluluğunu kaldırın TÜRSAB bir tane üye bulamaz. O da yönetimindeki zafiyetten, kötü yönetimden kaynaklı. Bugün kaldıralım zorunlu üyeliği, 6 ay içinde bütün üyelerini kaybeder. Bu kadar nettir bu iş” söylemi bence çok şey ifade etmektedir.
Ne mi?
Siz biliyor musunuz o turizm otobüsleri, minibüs ve midibüslerin önünde duran TÜRSAB levhalarının yıllık ücretlerinin kaç para olduğunu?
Her şeyin başı rant arkadaş rant.
O zaman biter mi bu kavga?