Reklam
Onur NUGAY

Onur NUGAY

Fırtına

Yağmurlu ve Fırtınalı  bir gün sonrasında güneş açan  ilk sabah; kaldırım taşlarında garip bir hal olur, kendine ait rengi ile aylardan beri üzerlerine basıp geçtiğimiz taşlar yağmur sonrasında garip bir renge bürünürler…

 Yağmurun hepsine ayrı ayrı renkler dağıttığı ,kimisi biraz daha yağmur yediği için daha koyu, kimisi güneşle beraber kurumaya yüz tuttuğu için daha açık renkler alırlar.
 
 Birbirinden değişik karakterlere bürünürler.
 
İşte bu durum bir resim ortaya çıkarır… 

Yağmuru bir ressam, kaldırım taşlarını da bir tuval olarak düşünürsek ,kaldırım taşları da suyu emme oranı ve kuruma zamanına göre kendi içlerinde farklı ancak birlikteyken kendine özgü fırça darbeleriyle yapılmış  bir tabloya dönüşürler…

Bu tablonun bazı kenarları gölgeli, bazı kenarları parlak, bazı kenarları flu bir hal alır… 

Kaldırım taşı deyip geçmeyin, artık doğadan uzak olan kent yaşamlarımızda ,doğanın insanın yarattığı malzemeler üzerine etkisini izlemekte aslında doğanın içinde olmaya yaklaşmak demektir…

Mesela çatıya dikilmiş ve terk edilmiş bir anten kalıntısı da yağmur ve fırtınadan sonra ,insanın ilginç sorular  sormasına neden olabilir… 

Anten demirlerine takılmış bir naylon torbanın koskoca apartmanların tepesine kadar nasıl çıkabildiğini düşünürken , arabaların sileceklerine yapışmış sonbahar yaprakları, fırtınanın etkisiyle kendi kendine yürümüş çöp konteynırları, balkonlardan caddeye uçmuş masa örtüleri, fırtınayı atlatan bir kedinin sokağın köşesinde huzurluca yalanması, mahalle köpeklerinin ertesi sabah yeniden buluşup toplu halde güneşlenmesi, oluşan su birikintilerine kağıttan kayık yapıp salan çocuklar, yeni araba sahiplerinin arabalarına bir şey olup olmadığını kontrol etmek için arabalarının etrafında korku ve umutla dönmesi, yeniden açılan panjur sesleri…

Bir gece önce evlerine ya da yuvalarına sığınıp doğa karşısında ne kadar çaresiz olduklarını düşünen, güneşin açmasıyla yeniden o büyük telaşın içine giren ve her şeyi güneşle beraber yeniden unutan canlıların fırtına sonrası ritüelleridir bunlar…

Sahi doğa karşısında bir gece öncesinde ne kadar da çaresizdik değil mi ?

Fırtına sonrası güneş açan ilk gün,  şehirde dolaşmayı bu yüzden çok severim ben…

Doğa da ; kendiyle girdiği bir hesaplaşmanın izlerini taşır böyle sabahlarda…

Bir gece önce çılgınlar gibi dövülen kayalıklar denizle barışmıştır artık, bir gece önce ‘ sen kim oluyorsun da benim oraya gelmemi engelliyorsun, ben istersem istediğim yere gelirim diyen deniz, tamam sen de ben de aynıyız, sen orada kal şimdilik ben de burada deniz olmaya devam edeyim’ demiş ,ana kayayla bir anlaşma imzalamıştır yeniden…

Bu antlaşmanın sonucu, gemiler tekrar denizlere çıkabilmiş, yelkenler açılmış, mavi bir özgürlüğü yaşamaya doğa tarafından izin verilmiştir yeniden…

Ağaçlar dün gece çok eğilip bükülmüşlerdir… 

Uzun zamandır hareketsiz bir yaşam süren genç ağaçlar ise, hareket ederek yıllık sporlarını tamamlamışlardır…

 Öyle ya hareketsiz bir yaşam ağaçlara da bir hantallık verir, kuruyup giderler sonunda...

 Yapraklar rüzgarla girdikleri konserden yorgun düşmüş, hışırtı sesi çıkarmaktan ses telleri kısılmış bir solist gibi öylece kalmışlardır sessiz ve sakin…

Doğada genel bir dinginlik hali yaşanmaktadır Fırtınadan sonra…

Çok gariptir ki Fırtınadan önce yaşanan sessizlikle aynıdır bu durum...

Önce kuvvetli bir yağmur yağar, sonra sert bir rüzgar çıkar, sonra birden dingileşir herşey... 

Bulutlar kapanmaya başlar, garip bir sessizliktir bu... İnsanı aldatır...

İşin içinden çıkılamaz, sonra yavaş yavaş ağaçlar şarkı söylemeye başlar, deniz kabarır...

Bir bakmışsın bir anda yer yerinden oynuyor...

Fırtına zenginliktir, fırtına durağan olanı hareketlendirendir, fırtına parçası olduğumuz doğanın kendisiyle hesaplaşmasıdır, bu hesaplaşma içinde canlılara kendini tekrar hatırlatmasıdır... 

Ben buradayım bir yere gitmedim demesidir...

O yüzden sevin fırtınaları,içinizdeki fırtınaları da sevin, dalgalarınız bırakın vursun kayalarınıza, aşındırsın... 

Bir kaç parça sizden karışsın sulara... 

Sonra mı ?

Sonrası yeniden sessizlik, sonrası yeniden dinginlik...

Sonra mı yeniden fırtına ve sonra yine sessizlik....

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar