Bilinçli hayatlar günden güne azalıyor artık. Başta yeni nesil olmak üzere hayatın kontrolü insanların elinden kayıyor.
Şu an hayat ıslak elle sabun tutmak gibi bir şey oldu. Tutmaya çalıştıkça elimizden kayarak uzaklaşıyor.
Bugünün yaşlıları ve orta yaşları da bu konuda aynı imtihanlardan geçiyor. Tek fark içinde yaşanılan dijital çağa yeni nesil gibi ayak uyduramamalarıdır.
Bilinçli hayatın en bariz özelliği, her ne yapıyorsa, neyi söylüyorsa, neyi tercih ediyorsa bilerek ve isteyerek yapıyor olmasıdır. Yani tesadüf ve hatır işi sadece hayatın akışında kültür ve teamül haline gelenlerden oluşmasıdır. Onun haricinde bilmeden, anlamadan, değerlendirmeden hiçbir şey yapılmaz.
Bilinçli davranmak için bilgi lazım, cesaret lazım, ilkeli olmak lazım, inandıklarımıza hakikaten inanmak lazım. Yani hayatı bile isteye yaşama ehliyetine sahip olmak lazım.
Harcamalarda ihtiyacımız olanı ihtiyacımız kadar alma konusunda bizi başka bir şeyin etkilememesi lazım.
Moda, el alem, marka, sosyal statü gibi ölümle birlikte hiçbir anlamı olmayan dünya vesveselerine göre kararlar almamamız lazım ki bilincimiz yerinde olsun.
Bilinci kapalı olmak bir tıp terimidir. Bilinç kapanması beynin normal faaliyetlerinde bir aksaklık olduğunu ve uyku halinden başlayıp hiçbir uyarıya yanıt vermeyecek kadar ilerleyen bir durumdur.
Yani insana sahip olduğu hiçbir değerin kendisine uyarıcı etki yapamaması halidir. Konumuza uyarlayacak olursak eğer eylemlerinin denetiminin tamamen veya büyük oranda kendisinden uzaklaşması halidir.
Tıbbi tanımdaki gibi yarı ölü olmasa da insana anlam katan özelliklerinin neredeyse tamamının devre dışı olması halini de başka bir kelime anlatamaz.
Ahlakilik en büyük kriterdir insan için. Dinden ve imandan da önce geldiği konusunda çoğunluğun kabulü mevcut. Kuran ayetlerini konu başlıkları açısından incelendiğinde binlerce ayetin ahlaktan bahsettiğini görüyoruz. Yani Yaratıcımızın yaratırken hammaddemizin en önemli payını ahlak olarak belirlemesi de bir önceki cümlemdeki yargımı güçlendiriyor.
İnsan olarak formülümüzdeki en önemli yapısal disiplin olan ahlakiliği çalışamaz duruma getiriyoruz. Büyük oranda da bu ahlaksızlık çalışması sonuç da vermiş bulunmaktadır.
Normal şartlarda insan olarak utanmamız gereken çoğu şeyden utanmıyoruz artık.
-Artık Haram yemekten utanmıyoruz.
-Artık hak yemekten de utanmıyoruz.
-Zulmetmekten de utanmıyoruz.
-Giyim kuşam konusunda bilhassa hanımlar utanmayı bıraktı. En büyük ahlak!!! moda oldu artık.
-Saçıp savurmaktan hiç sıkılmıyoruz.
-Bencillik kanser virüsü gibi toplumu sarmış bulunmaktadır.
Kalanını sizler ekleyebilirsiniz. Tabi ki bilinciniz el verdiği kadar.
Değerli okurlarım, bilinçli olmak, farkındalıklı olmak tabi ki zorlaştı. Ama kıymeti de bir o kadar arttı. Ayrıca tek başımıza iyi olmak da zorlaştı. Çünkü uzun süre tek başına iyi kalınması zordur ve de iyiliği çoğaltmak için tek başına etkili olmak da neredeyse imkansızdır.
O yüzden bilinçli olmak zorundayız. Aramızdaki bilinçlilerle beraber olmak zorundayız. Kartopu etkisi uyandıracak girişimlerde bulunmalıyız. ‘’Bir elin nesi var, iki elin sesi var’’ atasözündeki gibi etkili olmak için bilinir ve görünür olmak her şeye rağmen öncelikli işlerimizden birisi olmalı.
Zaten kapalı bir ortamda bilinçli olmanın topluma bir katkısı olmayacaktır.
Sizlere bilinçli ve farkındalıklı hayatlar diliyorum. Bu konudaki çalışmalarımızda Rabbimizin her türlü desteğini talep ediyorum.
Allaha Emanet olunuz.