Rabbimiz Ala Suresi 1-5. Ayetlerde yaratma fiilinin incelikleri hakkında bizlere şu bilgiyi aktarıyor;
‘’Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.’’
Yani Kainattaki bütün varlıklar belirli bir kimlik temelinde ve özelliğinde yaratılmıştır. Musavvir ismi celili çerçevesinde kendisine has şekillerle bezenmiştir. Her varlığın devamı için ona kendi içinden bir formül yüklemiştir. Bütün canlı varlıkların üreme sistemleri gibi.
Her varlığı tek ve orijinal yaratmıştır. Kar taneleri, parmak izleri, göz yapısı, ses tınısı ve daha sayısını sınırlayamayacağımız varlıklar ve şekiller yaratıcımızın eşsiz eserleridir.
Bunun yanında Rum Suresi ﴾41﴿. Ayette: ‘’İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.’’ Buyurmaktadır.
Hem muhafaza edilmesi gereken orijinaliteye dikkatimizi çekiyor, hem de insanın yani bizin neleri nasıl bozabileceğimizi açık seçik anlatıyor.
Bu ayetler o kadar çok ki sadece Kuran’ı anlamak için okumak gerekiyor.
Peki nasıl bozuyoruz dengemizi? Yaratıcımızın orijinal formülünü nasıl bozuyoruz? Birkaç örnekle farklı bir zihin penceresi açmaya çalışayım.
-Tabiattaki bazı maddeleri işlemlerden geçirerek doğal olmayan maddeler ürettik. Bu maddeleri Gıda sektörünün imalathanelerine yüksek reklamlarla, ucuz maliyet politikası diye, insan fıtratına uygun tatlandırma ve bağımlılık yapma özellikleriyle doğal olan yolu yani dengeyi terk ettik.
-Huzur ve sükûnet kaynağı olarak yaratılan aile kurumunu dağıtacak her şeyi icat edip kabul ettik. Şöyle ki; Evlilik için orijinal kriterlerin yerini maddi isteklerle doldurduk. Evlilikleri bir şirkete benzettik. Uzun yıllar kadını bir eş gibi değil bir eşya gibi gördük. Ondaki orijinal insan dünyasını neredeyse yok saydık.
Bu yok saymalar neticesinde son yüzyılda mızrak çuvala sığmadı ve kadın hakları diye ortaya çıkan kurumlar ve şahıslar ürettik. Kadınların haklarını ararken kadının erkekleştiğinin fark edemedik. Erkekleşen kadının karşısında erkeğin doğal dengesini bozduk. Bu arada her iki cinsin dengesi bozulanlar kendilerini harflerle tanıtan bireylere dönüştürmeye başladılar.
Bu gidişin bir felaket olduğunu herkes biliyor ama ateş topuna döndürülen bu durumun karşısına kimse geçemiyor. Buna anne baba da dahil maalesef.
-Aile bireylerinin içerisindeki çocuk da aileyi ele geçirmiş durumdadır. Bu duruma çocuk merkezli aile diyorlar artık. Erkek egemen aileye ataerkil aile, Kadın merkezli aileye anaerkil aile, çocuk merkezli aileye de çocuk erkil aile deniyor. Kadınlar ailede iktidarı tam ele geçirdiler diyorduk ama bir şekilde ya kendileri çocuğu ön plana çıkarttılar ya da piyasa şartları bu gücü çocuğun eline verdi.
Artık çocuk evde kral. Yılların tecrübesi, aklı, bilgisi, görgüsü, kültürü ve sair bütün kazanımlar hayata yeni başlayan bir çocuğun duygularına, hislerine ve isteklerine terkedilmiş durumdadır.
Bu sonuç eğitimin ve öğretimin de dengesini o kadar hızlı bozdu ki artık sınıfında çok sevdiği dersini yapmaktan zevk alan öğretmen sayısı hızla azaldı. Bu durum eğitimin kalitesini bozdu. Mesleklerin üretim kaliteleri düştü.
Evlenmedeki ve boşanmadaki maddi zorluklar, çiftleri ahlaki, kültürel ve dini bakış açısından uzaklaşmaları, nikahsız yaşamı ve çocuk sahibi olmayı yaygınlaştırdı.
-Dini hayatlardaki deformasyon da dengeleri bozmaya devam ediyor. Dinde çok basit bir kural vardır. Kendisine şüphesiz iman edilmesi gereken bir rab, Onun, Peygamberi aracılığı ile insanlara indirdiği kutsal metinler, bu dini ilk öğrenen, uygulayan ve öğreten bir Peygamberin varlığı ve öğretileri İslam’ın temelini teşkil eder.
Bu temelle çatışmayan görüşler, kültürler, adetler, gelenekler ve sair insana dair her şey değerlidir din için. Tek kural bu temel değerlere rağmen ve karşı bir takım din soslu ideoloji ve yolların dengeyi bozacağı bilgisini sürekli canlı tutmaktır. Allah’la kandırılabileceğimiz tehlikesini Kuranda Allah bizi zaten uyarıyor. ''Sakın, aldatan sizi Allah ile aldatmasın!'' (Lukman, 33, Fátır, 5; Hadid, 14).
Bu alanda da kandırılıp dengemizi bozuyoruz. Sanayileşmede, Kimyasal madde kullanımında, modası olan her alanda ve hayatın her kademesinde dengelerimizi bozan işleri yine biz insanoğlu yapıyoruz.
‘’Fe eyne Tezhebuun?’’ Nereye gidiyorsunuz diyor rabbimiz? Sahi biz nereye gidiyoruz?
Rica edelim, dua edelim de Allah Hayırlı uyanıklıklar versin bizlere.
Allah’a emanet olunuz.
