Evlilik, düğün, ebeveyn olmak gibi konular hakkında bu köşede birkaç yazı yazdım. Genellikle olumsuzlukların tespiti ve neler yapılması gerektiğine dair önerilerden bahsettim.
Genel tarzım da bu minvalde olduğundan dolayı bir kesim için eğitim gibi, bir başka kesim için de hatırlatma babında olsun diye yazdım ve yazıyorum.
Bugün biraz daha farklı tonlarda bu konuyu işleyeceğim.
Yakın bir zamanda Televizyonda iki kişinin arasında geçen bir konuşmadan birkaç cümle ilgimi çekti.
Cümle şuydu: ‘’Artık ebeveyn olmak ehliyete bağlanmalı.’’
Yaşadığımız problemlere, duyduklarımıza, etrafımızda olup bitenlere baktığımızda bu fikir hiç de yabana atılır cinsten değil diye düşündüm.
Ebeveyn olmaktan biraz daha geriye giderek konunun çerçevesini biraz daha genişletelim ki bir bütün olarak algılamakta zorluk çekmeyelim.
Evliliklerin temelinde var olan dini, ahlaki ve kültürel nedenler şiddetle erozyona uğradı ve farklı zeminler ortaya çıktı. Bu o kadar hızlı oldu ki yeni zeminle zihinler çarpışmaya başladı.
Rabbimizin evlilik konusunda Rum Suresi 21. Ayette iki güçlü sebebi bizlere şöyle hatırlatıyor:
‘’ Huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun varlığının kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.’’
Huzur temelinde sevgi ve şefkat ortamında bir araya gelmeye karar verenlerin yuvalarının amaca uygun ve insan neslinin devamı için arzu edilen bir tarzda olması rabbimizden bize bir yol haritasıdır.
İşte biz bu yol haritasını artık unuttuk, terk ettik, başkaca şeylerle yolumuzu değiştirdik.
Son on beş yıldır her evlenen 5 kişiden ilk beş yılda dördü boşanıyor. Geldiğimiz nokta bu. Bu durum çok vahim bir yere doğru hızla ilerlemektedir. Varılan yerde aileden bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Boşanmış insanların yetim gibi büyüyen sevgi ve ilgi yoksunu çocukları toplum için ciddi bir tehdit unsuru olmaktadırlar.
Armut dibine düşer genelde. Bazen rüzgârın gücü armudu dalından biraz daha uzağa savurur ama bu her zaman mümkün değildir.
Yazının başında aktardığım evlilik ve ebeveyn ehliyeti bir kısmınıza ütopik gelse de artık normal çözüm yollarının bu gidişi durduramayacağını anladıktan sonra hiç de tuhaf karşılanmayacaktır.
Araba ehliyeti gibi, ya da benzeri bir takım özel kullanım gerektiren işler için de istenilen ehliyet ya da sertifika gibi bir şey. En önemli şart hiçbir şekilde torpil, adam kayırma ya da benzeri kural ihlallerinin olmamasıdır.
Evlilik için seçilen konular ahlakilik temelinde öncelikle psikoloji, sosyoloji, insan bedeni ve ruhu, kültürel ve dini olmalıdır.
En az altı ay süreli ve ardında iki aşamalı sınavdan geçebilenler evlenebilmelidir. Bu kurs ve sınavdan erkek ve kadınlar beraberce sorumludurlar.
Evlenme izni alanlar eğer Anne Baba olmak isterlerse yine yeni bir kursa ve sınava tabi olmalıdırlar. Bunun için de bir ehliyet şartı konulmalı ki kimin neyi neden istediği ve sonrasında başına nelerin gelebileceğini önceden bilmesi sağlanmalıdır.
Bu saatten sonra hayatı ister tek başına ister bir eşle ya da çocuk sahibi olunarak yani normal bir aile olarak yaşamak hiç de kolay olmayacaktır. Nesillerin arasındaki fark iki yılın da altına düşmüştür. Etrafınıza bakarsanız üç nesil olan dede-nene, anne-baba ve torunların birbirinden farklı hayatlar yaşadığını göreceksiniz.
Dini, ahlaki, kültürel ve teamüllerden oluşan zemini neredeyse tamamen ya da büyük oranda kaybettik. Aile içinde bile yabancılaşma uç noktalara ulaştı.
‘’Fe eyne Tezhebuun’’- ‘’Nereye gidiyorsunuz?’’ Tekvir suresi 26. Ayette rabbimizin bu sorusu bizlere uyanma refleksi versin.
Ayrıca bu problemler toplumun her kesimini, yurdumuzun her yöresini ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı da kasıp kavurmaktadır. Kadın cinayetleri, çocukların öldürülmesi, Mahkeme koridorları, karakol köşeleri, evdeki şiddet naraları, komşularımızdaki huzursuzluk, evlatlarımızın hayatları bizlere yeteri kadar bilgi vermektedir.
Çözüm için ehliyet konusunu gündemde tutalım. Belki Akl-ı Selim harekete geçer de gerçekçi bir çözümün adımları atılır.
Allah’a Emanet Olunuz.
