Yaratıcımızın insan için yarattığı en özgün fiillerinden birisi bir coğrafyada, bir toplumda, bir anne babadan onu dünyaya getirmesi olayıdır. Bu duruma insanın hiç ama hiçbir müdahale imkânı yoktur.
Hatta o coğrafyanın, içine doğduğu yurt denilen bölgesinin, kendisinin dünyaya gelmesine aracılık eden anne babasının dilleri, huyları, alışkanlıkları, zevkleri, nefret ettikleri, anlayışları ve tepkileri de doğan insan için bir seçenek değildir. Tam anlamıyla bir mecburiyettir. Doğal mirastır.
Bu doğal miras dolu hayatı ilerleyen zamanlarda tehdit eden, uyaran ya da ilgisini çeken dış etkenler devreye girecektir. Her insan başka bir alem derler ya işte tam da bu durumun gereği olarak başka içeriklerle birbirlerinin hayatına yansımaya başlayacaklardır.
Bu durum dünyanın her yerinde insan için oluşan bir harekettir. Kimileri az etkilenir, kimileri ise çok etkilenir. Burada yeni bir evre devreye girer; Değişim ve gelişim evresi.
Bu gelişim ve değişim hareketlerinden en az kapalı toplumlar etkilenir. Açık toplumlar da bu hareketlenmeler çok hızlı oluşur ve de etkili sonuçlar doğurur.
Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise bu değişim ve gelişim hareketinin kime ve neye göre ve hangi hızla gerçekleştiğidir. Yani kontrollü bir hareket mi? Yoksa kontrolsüz bir değişim mi?
Bu gelişim ve değişim hareketi kontrolsüzce gerçekleşiyorsa bunun adı başkalaşımdır. Başkalaşan insan kısa süre sonra ait olduğu toplum değerlerinin tamamını karşısına alır ve onlarla savaşmaya başlar.
Kontrollü olan değişim ve gelişim hareketinde ise başka toplumlarda gördüğü insani, ahlaki ve benzeri değerler üzerine kendisininkilerle kıyaslama yaparak bir değerlendirmeye tabi tutar ve iyi olanı ya alır ya da iyi olanda kalır.
Bu kritiği sadece insan yapabilir. Aklı, vicdanı, şuuru, öğrenme ve gelişme kabiliyeti onun en büyük değerleridir.
Yıllarca doğru bildiği bazı şeylerin hakikatte yanlış olduğu gerçeğiyle yüzleştiğinde bu saydığım melekeleri kullanabilen insanlar derhal anlayış değiştirirler. Doğru olanı almakta asla tereddüt etmezler.
Bu melekeleri kullanmayan insanlar ise sahip olduklarını kutsayarak onlardan asla vazgeçmezler. Çünkü sahip oldukları şey öteden beri miras olarak gelen inanç ve davranışlardır.
Rabbimizin Kuran’da defalarca zikrettiği aklı kullanma ve onu işlevsel halde tutma melekesinin hikmeti tam da budur. Eğer bu meleke böyle bir kudretin ürünü olmasaydı insanın tarihine bakıldığında her alanda bu aşamaları kat edebilir miydi?
Geçen sene yaptığımızı veya yazdığımızı bu sene beğenmeyebiliyoruz. Bir zamanlar çok değerli bulduğumuz insani fikirleri, bir müddet sonra çok basit ve sığ bulabiliyoruz.
Bir zamanlar özenle giydiğimiz kıyafetlerimizi, bir müddet sonra komik bulabiliyoruz.
Bir zamanlar ürettiğimiz teknolojiyi bir müddet sonra çok basit bulabiliyoruz.
Çünkü gelişerek değişen bir insan var ortada. Bu insana Allah özel payeler ve methiyeler ikram etmiştir. Aynı zamanda bu insan modelini örnek insan profili olarak insanlığa tanıtmıştır.
Bu kadar girizgâh cümlesini yazma sebebim yurdum insanı hakkında dikkatimi çeken haller üzerine biraz yazma isteği duymamdır.
Malumunuz, insanla ve insana dair işlerle zamanımı geçiriyorum ve tabi ki de insanlarla beraber çalışıyorum. Doğal olarak her ortamda muhatap olduğum insanları, gözlemlediğim insanları değerlendiriyorum.
Kendi insanımızın dışında diğer Müslümanlar da ilgi alanımda doğal olarak. Onlardaki değişim ve gelişim hareketleri de ibretle izlemeye değer boyutlarda olduğu bir gerçek.
Yurt dışında olmam hasebiyle Avrupalı insanları da gözlemliyorum. Yaşımız gereği son yıllardaki hızlı değişim ve gelişim hareketleri her açıdan kâr zarar ya da iyi kötü hesabıyla değerlendirilmelidir diye düşünüyorum.
Bir bilanço gibi değerlendirilmeli,nereye doğru gittiğimiz konusuna dikkat kesilmeliyiz. Malumunuz bazı yollar tek yöndür. Dönüşü ya yoktur ya da çok riskli ve de zordur. İnsanbir kere ipin ucunu kaşırdı mı, daha kolay kolay toparlayamaz. Hele de bu çağda. Her şey ışık hızında yol alırken.
Yakın zamana kadar bu durumlar üzerine tehlikeden bahsedilmezdi. Çoğu şey insanın kontrolündeydi. Şimdi ise toplum ipin ucunu kaybetti. Bir çok şeykontrolden çıktı artık.
Bu çerçevede bir sonraki yazımda insani değişim ve de gelişimlerle ilgili gözlemlerimi sizlere aktarmaya çalışacağım.
Her birinize kontrollü bir hayat dilerim.
Hoş olunuz, hoşça kalınız, Allah’a Emanet olunuz.
