Değerli okurlarım, her birinize en derin selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Bugün yazıya bu açılış cümlesiyle başlamak geldi içimden. Ben de içgüdüsel sesimi dinledim ve dediğini yaptım.
Konumuz özel günler, geceler, haftalar, aylar ve yıllara ait kutlamalar.
Kutlama, bir şeyin değerini en güçlü bir tonda ifade etmek, hatırlamak ve hatırlatmaktır.
Çoğunun kaynağı bilinmez. Ne zaman başladı? Ne için başladı? Kimler icat etti?
1-Kişisel kutlamalar,
2-Toplumsal-milli kutlamalar,
3-Toplumsal dini kutlamalar,
Bu başlıkları biraz daha açalım.
1-Kişisel kutlamaların kökü çok eskilere gitmiyor. Doğum günü, evliliğe dair günden güne abartılan kutlamalar, mezuniyet günü, başarılara endeksi kutlamalar gibi.
Bu kutlamaların temelinde yatan duygu, kişinin yakınları ve toplum nezdinde kendisini yılda bir defa özel ve önemli hissetme dürtüsüdür. Bu işi kişiler ya kendileri organize ediyorlar ya da yakın çevreleri çeşitli sebeplerle bu aksiyona dahil oluyorlar.
İçeriğinde geçici süre üretilen adrenalin, kapitalizmin olaya dahil olmasıyla ortaya çıkan, çoğunlukla maddi değerler üzerinden ifade edilen hediyeler vardır.
Kültürel tabanı olmayan, duygusal olarak samimiyeti tartışmalı işlerden olduğunda hiç şüphem yok. Bu işin tek kazançlısı var o da hediyelik ürünler satan esnaflar. Esas onları kutlamak lazım. Çünkü yoktan iş ve kazanç elde etmek gerçekten başarıdır.
Bir istisna var. Başarılı insanların topluma örnek olabilmelerini sağlamak adına o kişiler adına kutlamalar yapılabilir. Yapılmalıdır da. Çünkü toplum genelinin bu başarılardan dolayı hayatı değerlendirme kaliteleri artar.
Pozitif düşüncelerin yayılmasından toplumun en zayıf halkaları bile olumlu etkilenir. Her şeyin mümkün olabileceği inancı canlı tutulmuş olur.
2-Toplumsal-milli kutlamalar: Bunlar genellikle başarılı işlerin unutulmaması gereğinden yola çıkarak yönetici kitlenin ürettiği ve de devam ettirdiği kutlama çeşitleridir.
Galibiyetle biten savaşlar, tarihe damgasını vurmuş zaferler, olaylar, gelişmeler, çalışmalar, kuruluşlar ve benzeri sosyolojik temelli işlere dair yılda bir defa onları anmak şeklinde tezahür eder.
Toplumsal bilincin yükselmesine, devlet ve millet olma duygusunun, inancının artmasına, vesile olacak içerikteyse buna da evet derim. Bunun için olanın bitenin anlaşılması ve anlatılması gerekmektedir.
Birtakım sloganlarla, gösterilerle, afilli demeçler ve söyleşilerle yapılmasının olumlu bir duygu, toplumsal bir fayda ürettiğini söylemek mümkün değil.
Hatta en değerle şeyi bile ruhsuz anma törenleri zaman içerisinde yok etmeyi başarmaktadır.
Kutlamaların varlığını destekliyorum, Çoğunun neredeyse tamamının içeriğini çok zayıf ve faydasız buluyorum. Bilirsiniz ki bir şeyde fayda yoksa onda zarar vardır.
3-Toplumsal-dini kutlamalar: Bunlarında din sosyolojisi ve psikolojisi açısından değerlendirmek gerekir. Çeşitli sebeplerle insan ürünü işler olduğunda şüphe yoktur. Çünkü Dini terminolojilerde bunlara dair bir delil bulunamaz.
Buradaki kriterde 2. Maddedekine benzer bir içerikte olmalı. Bir zamanlar icat edilen bir kutlama dini algılama ve yaşama zeminlerine olumlu manada katkı sağlıyorsa, toplumun yaklaşık her kesimi tarafından sempatik bulunuyorsa, dinin orijinaline dindenmiş gibi eklemeler yapılmıyorsa, bir kısım insanların ve kurumsal yapıların bu işlerden ayrıcalıkları yoksa neden olmasın.
Problem o ki bütün bunları ve içeriklerini kimler denetleyecek ve olumsuzlukların ayıklanmasını sağlayacak?
İlk bakışta masum gibi görünen işlerin arka planında hep bir şer düşüncenin olduğunu biraz, okuyan, düşünen insanlar bilebiliyorlar.
Söz konusu din olunca her şeyden ve herkesten daha fazla denetimden geçirilmesi gerekir. Yoksa bir mütefekkirin sözüyle toplumda ‘’Din’e karşı Din’ler’’ türer de gerçek dini bulmakta zorlanırız. Hatta sahte bir dine, imana ve onun içeriğine ömrümüzü vermiş olarak ölebiliriz. Bu çok zararlı bir ömürdür.
Lütfen anlamadığımız hiçbir şeyi kutlamayalım. Kutladıklarımızın bize olumlu duygu, doğru bir bilgi ve bilinç verip vermediğine dikkat edelim.
Bunun için cesaret, bilgi ve bilinç gerekir. Her birinize hayırlı uyanıklıklar diliyorum.
Hoş olunuz, hoşça kalınız, Allah’a emanet olunuz.
İbrahim Doğru
01.10.2024
Erftstadt/ Köln
