Fikirlerimi, bildiklerimi, insana dair problemleri ve çözüm yollarını derli toplu yazarak anlatmaya başladıktan bu tarafa genel bir çerçeve çizmiştim kendime.
Güncel siyasetten, magazinleşmiş haberlerden, okuyucuya sıkıntı verecek içerikten, çözümsüz eleştirilerden uzak kalmak gibi konular benim yazı gündemimde olmayacaktı. Genel manada olmadı da. Ara sıra güncel hayattan konumuza örnek olabilecek alıntıları aldığım oldu ama bunu yaparken sadece ibret olmasını amaçladım.
Dini bakış açısıyla ahlaki, felsefi, sosyolojik ve insani temelde içerikler üretmeye gayret ettim edeceğim. Bir okuyucumun merakını da gidermek üzere bazı açıklamaları yapmak zorundayım.
İslam özelinde 114 sureden oluşan Kur’an ayetleri, Peygamberimizin 23 senelik elçilik hayatında söyledikleri ve yaşadıkları üzerine ve dahi 1400 yıllık İslami ilimlerin ürettiği müktesebat kaynaklı yazıları neden azalttığımı merak edenler oluyor doğal olarak.
Bu soruyu ben de kendime soruyorum.
Şimdilik kendimde bulduğum cevapları yazmaya başlayayım ki havada soru kalmasın. Belki bu cevaplar yetersiz olabilir ama gelecek yazılarda da bazı yeni cevaplarımın olacağını da bildirmeliyim.
Bu yazının başlığı olan ‘’SOSYAL ÇÜRÜME’’ konusu bu cevapları da yazmama vesile oldu. Dini temelli yazılarımın birçoğuna şöyle cevaplar gelmeye başladı;
-‘’ Haklısınız ama bu meseleler kimsenin umurunda değil,
-Kim ilgileniyor ki artık.
-Dini disiplinlerin gevşediğinden, gevşetildiğinden haberiniz yok mu?
-Hocam artık bu doğruların toplumda anlamı kalmadı gibi bir şey.’’
Bu ve benzeri yorumlar artarak devam ediyor. Doğal olarak bu eleştiriler benim zihin dünyama da etki ediyor.
Ben profesyonel bir yazar değilim. Bütün yazılarımın konuları sosyal gözlemlerim, kişisel ilişkilerdeki içerikler, sosyal hayattaki eksiklikler ve ihtiyaçlar ve okurlarımın ve dostlarımın arzuları oluşturmaktadır.
Yani zihinsel bir üretim gerçekleştirmekteyim.
Gelelim konumuza. İletişim devriminden sonra bize olan biteni daha yeni yeni sonuçlardan geriye giderek bulabiliyoruz.
Bu çürüme, global kültürün yani kökü olmayan laboratuvar ürünü hayat tarzının iletişim kanallarıyla davetsiz misafir gibi, işgalci güçler gibi en mahrem alanlarımıza girmeleri ve yerleşmeleriyle başladı.
O mahrem alan milli ve dini kültürümüzle şekillenen, karakterimizi oluşturan, bize kimlik ve şahsiyet veren en özelimizdi. İşte bu bölge işgale uğradı.
Dine bakışımız değişti, Dini uygulamalarımız değişti. Milli değerlerimiz değersizleştirildi. Aile yapımız çok sıkıcıymış gibi gösterildi. Öz kültürümüze gericilik ve cahillik etiketi vuruldu.
Bu saldırıdan en fazla etkilenen ve daha çok dönüşüme uğrayan mütedeyyin kitle dediğimiz Anadolu insanı etkilendi.
Seküler hayat tarzını kınayanlar onların hayatlarında olmayan marjinallikleri yaşamaya ve normal bulmaya başladılar.
Dini değerler konusu ana ekseninden uzaklaştırıldığında ortaya çıkan görüntü insanlığı mutsuz eden bir faktörmüş gibi algılar üretildi. Fatura da dine kesildi doğal olarak.
Haramları helalleştirme çalışmaları o kadar masum bir şeymiş gibi anlatılmaya hatta ihtiyaç gibi kabul edilmelerine yol verildi.
Evlenme ve boşanma o kadar zorlaştırıldı ki nikahsız yaşama gerekçesi haline getirildi.
Alkollü içeceklerin şişelerine benzer alkolsüz içecekler üretildi.
Örtünme dini temelden alınıp moda sektörünün konusu haline getirildi.
Ticaretteki harami uygulamalar dünya ticaretinden dolayı mecburiyete dönüştürüldü.
Dini hayatlar öyle çapsız, cahil, art niyetli ve hain insanların, özel olarak kurulup kurgulanmış yapıların, cehaleti körükleyen dini söylemlerin dinin ta kendisi olduğu reklamları yapıldı.
Bu şekilde seküler ve eğitimli kitlenin dini değerlerden ve öz kültürümüzden uzaklaşmaları ve hatta nefret söylemlerine başlamaları sağlandı.
Bunun adı sosyal çürümeden başka ne olabilir ki? Çürüyen bir organa kangren teşhisi koyarlar. Yani merhem tedavisi işe yaramaz.
Demem o ki insanımızın uyanmasına vesile olabilecek bir tedavi yöntemimiz varsa onu kullanıma sunmalıyız.
O yüzden yazılarımın ekseni sosyal çürüme üzerine oluşmaya başladı. Aklım, duygularım ve parmaklarım bu noktada birleşti.
Bize azar azar çok kötü şeyler oldu. ‘’Bakalım daha neler olacağı konusunda neler yazabilirim’’ telaşım niyetim oldu.
Şu ‘’SOSYAL ÇÜRÜME’’ konusunu hep birlikte düşünelim. Bakalım sizlerin tespitleri ne durumda.
Her birinize hayırlı uyanıklıklar ve sağlıklı basiretler diliyorum. Hoş olunuz, hoşça kalınız, Allah’a emanet olunuz.
